Ortadoğulu Kadınlar, ‘Yaşam ve Özgürlük’ için buluşuyor

08:11

 


Leyla Ayaz / JINHA


AMED – Ortadoğulu kadınların aynı coğrafyayı paylaşmasına rağmen her bir ülkenin kadınlarının ayrı ayrı adacıklar olarak yaşadığına vurgu yapan, Demokratik Özgür Kadın Hareketi aktivisti ve 1. Ortadoğu Kadın Konferansı hazırlık komisyonu üyesi Ceylan Bağrıyanık, “Kadın olmaktan, farklı kültür, ve inançlara sahibi olmaktan ve yaşanan erkek egemen zihniyetten kaynaklı birçok sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Ama hepimizi bir araya getiren ortak nokta kadın olmamızdır. Biz Ortadoğulu kadınlar olarak mücadele deneyimlerimizi paylaşarak mücadele hattını birlikte öreceğiz” dedi.


Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), 9 Ocak'ta Paris'te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez anısına 31 Mayıs ile 01-02 Haziran tarihlerinde Diyarbakır'da ‘Jin, Jiyan, Azadî’ şiarıyla I. Ortadoğu Kadın Konferansı gerçekleştirecek. Tüm hazırlıkların sona geldiğini dile getiren Demokratik Özgür Kadın Hareketi aktivisti ve 1. Ortadoğu Kadın Konferansı hazırlık komisyonu üyesi Ceylan Bağrıyanık, “Amed, hem geliştirdiği kültür ile hem geliştirdiği mücadele ile hala tarih yazıyor. Amed bağrında böyle bir tarihi gerçekleştirirken bağrındaki kadınlar da Amed’in tarihini yazıyor. Sara arkadaş, bu tarihi yazan direnişçilerden birisiydi. Dolayısıyla onun geliştirdiği direnişin diyarında yani Amed’de 1. Ortadoğu Kadın Konferansı'nı gerçekleştiriyoruz” dedi. Ceylan, 1. Ortadoğu Kadın Konferansı'na ilişkin JINHA’nın sorularını yanıtladı.  


‘Örgütlenme modellerini yaratmak için’


     -   Hangi ihtiyaçlar ve tartışmalar sonucu 1. Ortadoğu Kadın Konferansı’nı gerçekleştiriyorsunuz?


Ortadoğu Kadın Konferansını gerçekleştirmek bizler açısından oldukça önemli. Demokratik Özgür Kadın hareketi (DÖKH) olarak çeşitli düzeylerde kadınların bir araya geldiği kendi sorunlarını tartıştığı toplumun sorunlarını tartıştığı birçok organizasyonu gerçekleştirdik. Geliştirdiğimiz mücadele süreci içerisinde şunu gördük ki Ortadoğu coğrafyasında olmamıza rağmen böylesi bir tarihsel gerçeklik içerisinde varlığımız geliştirmemize rağmen Ortadoğu’daki kadınlar ve kadın hareketi ile mücadele yürüten tüm kadın hareketleri ile gerektiği düzeyde bir ilişkilenme geliştirmediğimizi gördük. Onlarla hem kadın olmaktan kaynaklı hem Ortadoğu coğrafyasında yaşamaktan kaynaklı yaşadığımız sorunları, açığa çıkarttığımız gelişmeleri paylaşamadığımı ve ortaklaştıramadığımızı gördük. Ortadoğulu kadınlar olarak neden tartışmıyoruz ve neden ortak paydalarda buluşarak bu süreçleri daha güçlü perspektifler ve daha güçlü açığa çıkaracak örgütlenme modelleri ve yaratmıyoruz diyerek böylesi bir çalışmaya başladık.


‘Tarihimizle yüzleşeceğiz’


     -   Ortadoğu’da kadının yaşadığı devrim süreçlerini,  mücadele yöntemlerini ve tecrübelerini değerlendirdiğinizde kadın konferansının temel amacı ne olacak?


Ortadoğu’da devrimler sürecini bizler halkların devrimi olarak ifade ediyoruz. Bu devrim süreçleri içinde kadınlar çok aktif rol oynuyorlar. Gelinen aşamada baktığımızda kadınların bu süreçte öncülüğünü geliştirmelerine rağmen süreçler sonrasında aslında yine kadına reva görülen şeyin eve dönüş olduğunu gördük. Önceki süreçlerde mücadeleler sonucu elde edilmiş olan kazanımların özgürlüklerin ellerinden nasıl alındığını yada elimizden nasıl alındığını görebildik.  Kadının bir iktidar aracı olarak ele alınması ve buna ulaşıldıktan sonrada bir tarafa konulması, özgürlüklerinden muaf bırakılması durumunu görebiliyoruz. Bugün Ortadoğu devrimleri sürecinde de çok trajik bir biçimde yaşanmakta. Kaldı ki bunu yaptığımız hazırlık çalışmaları sürecinde de görebildik. DÖKH olarak, bunun asıl nedeninin kadınlar olarak özgürlüğü hayata geçirebilecek toplumsal sisteme, özgür, demokratik, ekolojik özellikle de cinsiyet özgürlükçü bir sistemi getirememiş olarak tespit ediyoruz. Yaklaşık 250 delege kadınla tarihimizle yüzleşip bir hafıza geliştirmiş olacağız.


‘Belleksiz bırakılmaya karşı…’


     -   Ortadoğulu kadınlar 3 gün sürecek olan konferansta hangi konular üzerinde duracak?


Kapitalist modernite kadınlar ve toplumlar açısından şunu geliştirmeye çalıştı ve büyük oranda başarılı oldu; toplumlar, kadınlar ve bütün ezilen kesimler muhakkak belleksiz kılınmalıdır. İşte bu konferans bu hafızayı da geliştirmenin bir konferansı olacak. Bu açıdan da büyük bir bölümü teorik olarak Ortadoğulu kadınlar olarak biz birbirimizle tecrübelerimizi paylaşacağız ve bir ortaklaşmayı yaşayacağız. Konferansımızın ilk günü daha çok kadın tarihini ele alan bu anlamda sunumların gerçekleşeceği ve delegelerin kendi görüşleriyle katılacağı zenginleştireceği bir gün olacak.


Ortadoğulu kadınlar olarak aynı coğrafyayı paylaşmamıza rağmen her bir ülkenin kadınları olarak ayrı ayrı adacıklar olarak yaşamışız. Birbirimizin yaşadığı kadın olmaktan, farklı inanç ve kültürlerden kaynaklı ve yaşanan erkek egemen zihniyetten dolayı yaşadığımız birçok sorun var. Ama hepimizi bir araya getiren ortak nokta kadın olmamızdır. Bizler ikinci günde ayrı ayrı adacıklar olarak geçirmiş olduğumuz mücadele deneyimlerimizi paylaşacağız. Ortadoğulu kadınlar olarak bir araya gelebiliriz. Mücadele hattını birlikte öre biliriz.  


‘Bedel ödemek konusunda bizler öncüyüz’


     -   1. Ortadoğu Kadın Konferansının temel şiarını ‘Jin Jiyan Azadî’ olarak belirlediniz neden?


Kürt kadınları birçok mücadele ve öncülüğü geliştirdi. Bunun sebebi de geliştirdiği perspektiftir. Bu perspektif paradigmamıza dayanır. Paradigmamız; Demokratik, Ekolojik, Cinsiyet Özgürlükçü bir paradigmadır.  Bizler konferansları örerken kadın hareketlerinin önüne geçmek veya öncülük yapmak değildir. Bizler bu paradigma çerçevesinde tüm kadınlarla ortaklaşıyoruz. Biz öncüsüyüz demiyoruz. Ortadoğu’da bu öncülüğü gerçekleştirecek bir kadın gücü, bir kadın deneyimi ve bir tarih geleneği olduğunu tüm Ortadoğulu kadınlar biliyor. Kadınların, hakların, ezilen tüm kesimlerin, ezilen tüm inanç kesimlerinin özgürlüğü için Kürt kadınları olarak ne bedel verilecekse veriyor ve vermeye devam ediyor. Biz bedel ödemek konusunda öncüyüz. Bu çalışmanın kurgulanması ve planlaması bunu tartışma zeminimizin oluşmasında mücadele ve bedel veren kadın arkadaşlarımız, şehid olan kadın arkadaşlarımız ve halen mücadele veren kadın arkadaşlarımız var, özgürlükleri görmek en çok onların hakkıdır diye düşünüyoruz. Fakat onlar özgürlükleri yaratmak için kendi özgürlüklerinden vazgeçebildiler, görmeme pahasına. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez arkadaşlar bizim kadın önderlerimizdir. Ortadoğu şahsında bütün kadınların kabul edeceği önderlerdir. Onların anısına bu konferansı gerçekleştiriyoruz. Sloganımız da ‘Jin jiyan azadî’. En çok onlara yakışan bir slogandır. Kadınlara yakışan bir slogandır. Özgür yaşamdır. Kadın, yaşam ve özgürlük bizim için ayrı ayrı değil bir bütündür.


 ‘Meydanlarda ve sokaklarda mücadele veren kadınlar…’


     -   Konferansı örerken birçok diplomasi çalışmaları yürüttünüz. 27 ülke ile diyalogunuz oldu. Bu ülkelerdeki kadın hareketleri ve kadın temsilcilerle iletişim sağladınız. Ortadoğulu kadınların konferansa yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Kadın mücadelesinin açığa çıkarttığı bir deneyim oldu bu çalışma. Ortadoğu’yu hem yerinde görme, Ortadoğu’da yaşayan kadın arkadaşlarla onların yaşadıkları yerlerde bir araya gelmek. Bunlar oldukça önemli deneyimlerdi. Böyle bir çalışmayı bire bir yürüttük. Tahrir Meydanı’nda onların en çok mücadele ettiği, saldırılara karşı koydukları, meşru savunmalarını gerçekleştirdikleri bir yerde onlarla buluşmak, tartışmak, birebir geliştirdikleri eylemlerinde bulunmak oldukça heyecan vericiydi. Bizim davetimiz karşısında kadınlar, büyük bir heyecan duydular ve hala da konferansa katılım için gelen teklifler var. Ortadoğu’da yerinde, meydanlarda, sokaklarda da mücadelesini veren kadınlar, akademik olarak kendisini geliştirmiş, güçlendirmiş ve o sahada mücadelesini veren kadınlar, gazeteci, avukat ve diğer meslek gruplarından kadınların kendi sahalarında çok ciddi mücadele veren kadınlar, yani bütün kesimlerden kadınların katılmasına özen gösterdik. Görüştüğümüz tüm kadınlar konferansın bir parçası olmak istediklerini dile getirdi.


‘Amed hala tarih yazıyor’


     -   Konferansın Amed’de yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Neden Amed?


Kürt Kadın Hareketi olarak Ortadoğu’ya sadece coğrafik olarak bakmıyoruz. Ortadoğu bizim için bir kaynak ve bu kaynağın birçok merkezi vardır. Coğrafik olarak değildir Amed’in anlamı. Hem geliştirdiği kültür tarihi ile hem geliştirdiği mücadele tarihi ile Amed hala tarih yazıyor. Verdiği mücadele ile de ve kendi bağrında geliştirdiği düşünce sistematiği ile örgütlenme biçimleri ile kadınları ile bu tarihi yazmaya devam ediyor. Ortadoğu açısından da büyük bir merkez, Ortadoğu’nun da kabul ettiği bir başkent. Ama Kürt halkı için ve biz Kürt kadınları için Amed bizim başkentimizdir. Dolayısıyla böyle bir çalışmanın burada olması gerekiyordu. Ve Amed bağrında böyle bir tarihi gerçekleştirirken bağrındaki kadınlar da Amed’in tarihini yazıyor. Sara Arkadaş, bu tarihi yazanlardan birisiydi ve Amed zindanında bu tarihi, faşist sistemin hem kadına hem halklara karşı geliştirdiği saldırılar karşısında direnen bir kadındı. Bir önderdir, bir semboldür. Dolayısıyla onun geliştirdiği direnişin diyarında yani Amed’de yapmak kadar daha anlamlı bir şey olamazdı biz Kürt kadınları için.


‘Mısır, Tunus ve Uzakdoğu ülkelerinden katılım olacak’


     -   Konferansa hazırlık çalışmaları şu an itibariyle hangi aşamada?


Konferans hazırlıklarımızın büyük bir kısmı bitmiş durumda. Konferansımız, başta 150 delege ile yapılması planlanmıştı. Fakat özellikle de gelen taleplerin yoğunluğundan kaynaklı, komisyon olarak tekrar değerlendirdik ve gelen taleplerin de karşılanması gerektiğini düşündük. Şu an net sayımız 250 delege. 27 ülkeden katılım gerçekleşecek. Yine Ortadoğu ülkeleri olarak direk ele alınmasa da biz coğrafik olarak çok değerlendirmedik. Ortadoğu’yu daha çok siyasi ve kadın mücadelesinde etkin olduğu devrimsel süreçlerle ele aldık. Tunus ve Uzakdoğu’dan da delegasyonumuz olacak. Afganistan ve Pakistan’dan da delegelerimiz olacak.


‘Hayallerini gerçekleştirmek için mücadeleye devam’


     -   Son olarak tüm kadınlara mesajınız nedir?


DÖKH olarak temel perspektifimizin başında “kaybettiği özgürlüğü kaybettiği yerde aramak ve bulmak” ve bu çalışmanın da özgürlüğümüzü bulmak adına büyük bir adım olacağına inanıyoruz. Biz şunu da biliyoruz ki bu konferansı anı anına yaşarken orda sözümüzü söylerken aslında orda olmamızı sağlayan kadınların olduğunu ama orda olmadıklarını da bilerek tacize tecavüze uğrayan kadınlar, idam edilen kadınlar, şehit düşen kadınlar ve hala bedel ödeyen cezaevindeki  kadın arkadaşlarımız var, bizler onların ödedikleri bedellere layık olmak için büyük bir adım daha atıyoruz. Bizler tüm arkadaşlarımızın hayallerini gerçekleştirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.


Foto-Kamera: Mizgin Tabu / Leyla Ayaz


(gk)