‘Kadınlar savaşın tüm yükünü taşıyor’

12:10

JINHA


İSTANBUL- Hakların Demokratik Kongresi Kadın Meclisi 1. Kadın Konferansı başladı. HDK Genel Meclis Üyesi Yıldız İmrek, kalıcı barışın en önemli koşullarından biri de cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesi, kadına yönelik her türlü şiddetin sona erdirilmesi gerektiğine değindi.


Hakların Demokratik Kongresi (HDK)Kadın Meclisi Petrol İş Sendikası konferans salonunda 1.Kadın Meclisi Konferansı başladı. Birçok ilden kadınların katılımı ile gerçekleşen konferans 2 gün sürecek. Kadınlar 2 gün sürecek olan konferansta, siyasal süreç, pratik çalışmalar, işleyiş ilkeleri ve geleceğe dönük planlamalar yapacak.


 HDK’li kadınlar ‘Bedenimiz, emeğimiz ve kimliğimiz bizimdir’, ‘Savaşa, yoksulluğa, kadın katliamlarına karşı örgütleniyoruz’, ‘Cinsiyet, eşitlikçi, anayasa istiyoruz’ ve ‘Kadınlar barışın tarafıdır Müzakerelerin Muhatabıdır’ pankartlarını konferans salonuna asarak taleplerini dile getirdi. İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP Kadın Meclisi Sözcüsü Pelin Yılmaz, Barış İçin Kadın Girişimi aktivisti Yurdusev Özsokmenler, Siyasi parti temsilcileri ve Sivil Toplum Örgütleri temsilcileri konferansa katıldı.


10 Ocak 2012 yılından bu yana HDK içinde kadınlar özgün örgütlenmeye başladı. Şimdiye kadar Ankara, Edirne, İzmir, Ankara, Kocaeli, Samsun, Çorum, Adana, Mersin, Denizli, Balıkesir ve Bursa’da HDK Kadın Meclisleri kuruldu. 7 Ocak 2012’de kadınlar İstanbul’da 16 ilden 75 kadının delege ve delege olmayanlar bir araya gelerek ilk Kadın Meclisi kuruluş toplantısı yaptı. Bugüne kadar sistematik olarak bir araya gelen kadınlar bu gün, İstanbul’da 1. Kadın konferansını gerçekleştiriyor.


‘Kapitalist moderniteye karşı, demokratik modernite’


HDK konferansının, kadın sürecine destek açısından önemli olduğuna işaret eden Sebahat Tuncel, Kürt Özgürlük hareketinin bundan sonraki süreçte, demokratik modernitenin, kapitalist moderniteye karşı mücadeleye gireceğini belirtti. Müzakerelerin, devlet ile kadın ve toplumla yapıldığını söyleyen Sebahat” Devlet sürece sorumlulukla yaklaşmalı. Demokratik reformlarla, kalıcı barış sağlanmalı” diyerek, herkesin bir anayasa isteği varken, kadınların da demokratik, ekolojik cinsiyetçi bir paradigma isteği olduğunun altını çizdi. Sebahat, işçi ve emekçilere işarete ederek, “Emekçi kadınlarla bir araya gelerek, geleceği doğru kurmalıyız. Savaşlarda kadınlara karşı işlenen suçları ortaya çıkarıp cezalandırılmalarını sağlamalıyız” diyerek Roma Sözleşmesi’ndeki, kadınlara yapılan şiddetin cinsel suç olduğuna işaret etti. Sebahat ayrıca Kürt sorununun çözümü sadece  Kürtlerin sorununu çözemeyeceğine değinerek konuşmasını bitirdi.


‘Savaş politikaları ve kadınlar’


HDK Genel Meclis Üyesi Yıldız İmrek konferansın açılış konuşmasında 30 yıldır sürdürülen iç savaşa değinerek, “Tüm kadınlar olarak savaşın yükünü taşıyoruz. Savaş politikaları kadını çok yönlü etkiliyor. Bu savaşın ekonomik, duygusal, psikolojik ve fiziksel yükünü en çok biz kadınlar çekiyoruz” dedi.  Savaşın en korkunç yüzüyle ölüm, taciz ve tecavüzlerle uğrayanların, zorunlu göçle kent varoşlarına savrulanların, dilsiz-insansız-evsiz kalanların kadınların olduğunu dile getiren, Yıldız “Savaş politikalarında ısrarın toplumu günden güne daha askerileştiren, erkekleştiren, şiddet toplumu haline getiren, daha da yoksullaştıran gerçekleriyle yaşamları kötürümleştirilen biz kadınlarız” vurgusunu yaptı.


Eğitim ve sağlık hizmetlerinden daha az yararlanır hale geldiklerini söyleyen Yıldız, “Devlet bütçesi, bir rant ve savaş bütçesi olmaya devam ederken, sığınaklara bütçe-kadınlara duyarlı bütçe taleplerimiz daha da göz ardı ediliyor” açıklamasında bulundu.


Müzakere süreci ve yeni dönüşümler


Yıldız, konuşmasında 2013 Newroz’unda yapılan açıklamayı şu ifadelerle dile getirdi:


“Kürt sorunu, 2013 Newroz’un da ilan edilen çözüm ve müzakere süreciyle yeni bir evreye girmiş bulunuyor. Çatışmalara son verilmesi, silahlı grupların sınır dışına çıkarılması kararı, sorunun demokratik siyasal çözümü için, yeni olanaklar yaratıyor. Bu süreç aynı zamanda kadınların barış mücadelesi ve cinsiyetçiliğe karşı mücadelesinin daha görünür olmasının da önünü açmaktadır. Kalıcı barış için, başta demokratik Anayasa olmak üzere, bölgesel özerklik ve anadil hakkını güvence altına alan düzenlemelerle eşit haklara dayalı demokratik dönüşümler gerçekleştirilmelidir.


‘Gerçek bir demokrasi ve barış için…’


8 Mayıs itibariyle sınır dışına çekilme takvimi başlamıştır. Hükümet tarafından çekilme süreci resmi güvencelere bağlanması, her türlü provokasyonun önlenmesi için çekilme bölgelerinin askeri açıdan da silahsızlandırılması, operasyon yapılmaması sürecin ilk testi olacaktır. Müzakere sürecinin demokratikleştirilmesi için, MGK, özel tim, jitem, koruculuk gibi özel savaş kurumları dağıtılmalı, mayınlar temizlenmelidir. Savaş politikalarıyla binlerce Kürt siyasetçi, sendikacı, seçilmiş yönetici, insan hakları savunucusu, öğrenci, kadın aktivisti, gazeteci ve avukatlar tutuklanmıştır, yüzlerce hasta tutuklu ölüm sınırındadır. Başta kadınlar olmak üzere tüm siyasi tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılmadan gerçek anlamda bir çözüm süreci gelişemez.”


Yıldız, konuşmasında Paris’te katledilen “3 siyasetçi kadına değinerek, “Diyalog ve müzakere sürecinin başında, Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçinin öldürülmesi; tüm kadınlara gözdağı vermeyi amaçlayan, barışı provake etmek isteyen bir saldırıdır. Bu katliam aydınlatılmalı, sorumluları yargılanmalıdır” dedi.


‘Kadına yönelik şiddet son bulmalı’


Kalıcı barışın en önemli koşullarından biri de cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesi, kadına yönelik her türlü şiddetin sona erdirilmesi gerektiğine vurgu yapan Yıldız, “Savaş sürecinde kadınlara karşı işlenen suçların, zorunlu göçün yarattığı maddi ve manevi kayıplar tazmin edilmelidir. Toplumsal barış ve demokratik dönüşümler için, çözüm süreçlerinde kadınların rolü kabul edilmeli ve kadınların tüm süreçlere eşit katılımı sağlanmalıdır” ifadesine yer verdi.


‘AKP iktidarı kadın eşitsizliğini derinleştiriyor’


Yıldız konuşmasında hükümetin kadı politikalarına değinerek şu vurguları yaptı:


“Kadın hareketinin yıllar süren mücadeleleriyle; uluslararası sözleşmeler ve ceza yasası, medeni yasa gibi çeşitli hukuksal alanlarda kadın eşitliğini dikkate alan önemli kazanımlar elde edildi. Bugün de, kadınların kitlesel mücadelesiyle siyasal alanda bir dönüşümün yaşandığını, son yıllarda giderek kazanımların arttığını söyleyebiliriz. Halen fiili eşitliği kazanmak için daha çok mücadele ve değişime ihtiyaç var.


Yasal ve siyasal alanda meydana gelen bu olumlu değişimlerin, kadınların günlük yaşamında, sosyal alanda aynı dönüşümleri sağlamadığını, tersine, AKP iktidarı sürecinde pek çok noktadan geriye doğru gittiğini görüyoruz. Hükümet yetkililerinin sürekli olarak kadınların eşit olmadığına ilişkin konuşmaları, günlük politikaları, çeşitli uygulamalarıyla zihniyet planında ve fiilen kadın eşitsizliğinin derinleştiğini, erkek egemenliğinin pekiştirildiğini, özellikle kadına karşı şiddetin büyüdüğünü görüyoruz. Kadınların özgür ve eşit bireyler değil; sermayenin ucuz işgücü ve savaşta ölecekleri doğuracak araçlar, itaatkar ev köleleri olması isteniyor. Bir taraftan, çocuk bakımı gibi sosyal haklar ortadan kaldırılıyor, işyerlerinde kreşler kapatılıyor; ama kadınlara “3-5 çocuk doğurun” buyruğu veriliyor. Yeni Turancı-Osmanlıcı Büyük Türkiye hayallerinde, nüfus politikaları önemli bir rol oynuyor ve kadının doğurganlığı bu siyasetin emrine verilmek isteniyor. Kürtaj ve sezaryen fiili ve yasal uygulamalarla sınırlandırılıyor.”


Yıldız, son olarak 2014 yılında yapılacak yerel seçimlere değinerek, “Kadını bağlayan zincirler, büyük ölçüde yereldedir. Yerelin değiştirilmesi ve demokratikleştirilmesi; yerelin cinsiyet körü karakterinin değiştirilmesiyle paraleldir. Yerel politikanın kökleşmesi ve toplumun hücrelerinden dönüşümü için yerel siyasette değişim zorunludur” açıklamasında bulundu.


2 gün sürecek olan konferans siyasal sürecin değerlendirmesi ile sürüyor.


Foto-Kamera: Zehra Doğan/Leyla Ayaz


(la/zd)