‘Ben asıl gülümü kaybetmişim sahte güllerle nasıl mutlu olurum’

10:20

 


Mizgin Tabu / JINHA


AMED -  “Ben bir anneyim ve 9 çocuğum olduğunda, çocuklarımın geleceği için hayaller kurardım. Kızlarım ve oğullarım evlenir, torunlarım olur diye düşünüyordum. 9 çocuğumdan 2 çocuğum şehit, 2 çocuğum dağda 1 çocuğum ise zindanda. Tüm bu acılardan sonra anneler gününe nasıl güzel bir gün diyebilirim. Anneler Günü’nü hiç sevmiyor ve bayramların olmasını da hiç istemiyorum. Anneler Günü’nde çocuklarım bana gül getirdiklerinde üzülmemeleri için gülleri alır ve o güllerle birlikte ağlarım. Ben asıl gülümü kaybetmişim sahte güllerle nasıl mutlu olurum…”


Dünyada her yıl Mayıs ayının ikinci pazarı anneler günü olarak kutlanılır. “Anneler Günü” ile ilgili ilk resmi kutlama önerisi 1872 yılında Amerika’da  (ABD)  Julia Ward Howe tarafından barışa adanan bir gün olarak tasarlanarak Boston'da yürüyüşle kutlanır. Türkiye'de ise ilk Anneler Günü 9 Mayıs 1955'te kutlandı. Şimdilerde Anneler Günü deyince çocukların özel hediyeler aldığı bir gün gelir akla. Özel kampanyalar ve pahalı hediyeler… Bölge’de ise anneler, sadece “barış”ı ve “çocuklarını” istiyor. Anneler Bölge’de bir Anneler Günü’nde çocuklarının sürprizini, gelişini bekliyor.


‘Çocuklarımın geleceği için hayaller kurarken…’


Mürüvvet Demir, Anneler Günü’nü kutlamayacak annelerden birisi. “Ben bir anneyim ve 9 çocuğum olduğunda, çocuklarımın geleceği için hayaller kurardım. Kızlarım ve oğullarım evlenir torunlarım olur diye düşünüyordum” sözlerini dile getiren Mürüvvet Ana, “9 çocuğumdan 2 çocuğum şehit, 2 çocuğum dağda, 1 çocuğum ise zindanda. Tüm bu acılardan sonra Anneler Günü’ne nasıl güzel bir gün diyebilirim. Anneler Günü’nü hiç sevmiyor ve bayramların olmasını da hiç istemiyorum. Anneler Günü’nde çocuklarım bana gül getirdiklerinde üzülmemeleri için gülleri alır ve o güllerle birlikte ağlarım. Ben asıl gülümü kaybetmişim bu sahte güllerle nasıl mutlu olurum” diyor. Mürüvet Ana Anneler Günü’nün kendisi için ne ifade ettiğini şöyle anlatıyor:


“Televizyon kanallarında, reklamlarda özel indirim kampanyaları başlattılar. Biz bu tür ucuz kampanyalara sevinemiyoruz. Bizim için Anneler Günü ne zaman güzel ve anlamlı biliyor musun? Anne, kendi gününde ailesiyle ve çocuklarıyla bir arada olduğu zaman güzeldir. Biz anneler böyle günlere nasıl mutlulukla bakabiliriz? Dağlara bakıp dağda da yaşayan çocuklarımıza mı sevinelim? Toprağın altında bulunan çocuklarımızın cesetlerine bakıp da onlara mı sevinelim? Ya da dört duvar arasında yaşayan çocuklarımıza mı sevinelim? Bütün bu Anneler Günü dedikleri şey bizi kandırmaktır.”


‘Anneler için en güzel ve anlamlı hediye barıştır’


Barış sürecine dair duygularını dile getiren Mürüvvet Ana, şimdiye kadar güzel bir gün yaşayamadıklarını söyleyerek, süreci şu şekilde yorumladı:


“Önderliğimizin sayesinde başlatılan barış sürecini Türk devleti ve Kürt halkı için çok önemli ve anlamlı buluyoruz. Anneler için en güzel ve anlamlı hediye barıştır. Barış eli havada bırakılmasın. Başlatılan bu süreç olumlu bir şekilde sonuçlanırsa ancak o zaman anneler ‘Bizim de bir günümüz var. Çocuklarımız, kaygısız ve korkusuz bir şekilde yanımızda olur’ derler.”


‘Anneler Günü’nde çocuklarımızı bize versinler’


Her Bölge kadını gibi konuşmasına ‘barış’ı zikrederek başlayan Heves Karalı, Anneler Günü’nde yüreği yaralı annelerin ağlamasını istemediğini ifade ediyor. “20 yıldır yüreğimiz yaralı” diyen Heves Ana, “Hiçbir gün yüzümüz gülmedi. Çocuklarımız küçükken yanımıza gelip bizi öptüklerinde ya da bir espri yaptıklarında gülerdik. Bütün bu yaşadıklarımızın dışında düşünüyorum da biz bugüne dek hiç gülmedik. Başlatılan barış sürecinin olumlu geçmesini çok isterim. Anneler Günü’nde hediye olarak çocuklarımızın sağ salim bize gelmelerini istiyoruz” sözleriyle duygularını dile getiriyor.


‘İstediğimiz şey, gerilla ile annelerin kavuşmasıdır’


1990’lı yıllarda Çınar’ın Aktepe Köyü’nde yaşayan Nezire Baran, 6 yıl boyunca devlet tarafında çok baskı gördüğünü ve evinin gece gündüz gözetim altında olduğunu söylüyor. Dönemin baskısından nasibini alan Nezire Ana ise şöyle diyor:


“Askerler beni gözaltına alıp götürdüklerinde, her iki çocuğum çok küçüktü. Çocuklarım eteğimden tutup beni bırakmıyorlardı. Askerler beni sorguya aldıklarında ‘Eşin dağa çıkmış. Eve geliyor mu?’ gibi sorular yöneltiyorlardı. Eşimden hiçbir zaman haber alamadım. Eşim faili meçhule gitti. Sürekli baskı ve işkencelere maruz kaldım. Ben bir anne olarak çok acı çektim. Evliliğimin üçüncü yılında eşimi kaybettim ve kemiklerini bile bulamadım.”


Geçimini terzilik yaparak sağlayan Nezire Ana, üç çocuğunun olduğunu ve eşinin ölümünden sonra bir oğlunu kaybettiğini söylüyor. Evinin, çocuklarının ekonomik geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olduğunu dile getiren Nezire Ana, yaşamının yükünden dolayı, çocuklarıyla aynı sofraya oturup yemek dahi yiyemediğini belirtiyor.


Konuşmasının devamında Nezire Ana, herşeyden önce ilk istedikleri şeyin gerillaların anneleriyle kavuşmaları olduğunu dile getiriyor. Anaların yıllardır çocuklarının yolunu gözlediğini hatırlatan Nezire Ana, “Dilerim en kısa zamanda Allah onları kavuşturur. Devletin bu süreçte net olmasını ve gerillalar sınır dışına çekilirken herhangi bir sorunun yaşamamasını istiyoruz” diyor.


(mt/gk)