Muktedirlere karşı ortak bir demokrasi
01:44
Zehra Doğan / JINHA
İSTANBUL - Barışın olabilmesi için önce demokratikleşmeye gidilmesi gerektiğinin altını çizen gazeteci yazar Oya Baydar, “Ne yazık ki bu olmadı. Ama yine de muktedirlere karşı, ortak bir demokrasi oluşturabilmeyi temenni ediyorum” diye görüş bildirirken, DÖKH aktivisti Zeynep Ölbeci , “Değişme gösteren süreçte, kadın aktifleşmelidir. Bu olmazsa, dünya devrimlerinde olduğu gibi, yine mutfaklara gönderilirler” dedi. Yönetmen Melek Ulagay ise, “Kadınlar barışı sahiplenmezse, barış bir imza metni olarak kalır” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
PKK tarafından geri çekilme kararı alındıktan sonra kadınların, süreçte aktif rol almaya dönük çalışmaları, yapılan toplantılarla devam ediyor. Gazeteci yazar Oya Baydar, Belgeselci -yapımcı Melek Ulagay ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti Zeynep Ölbeci JINHA’ya sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘PKK’nin çekilmesiyle süreç bitmez’
PKK güçlerinin geri çekilmesiyle sürecin bitmeyeceğine ve hükümet kanadından önce demokratikleşmeye gidilmesi ve daha sonra barışın gelmesi gerektiğinin altını çizen gazeteci yazar Oya Baydar, “Ne yazık ki bu olmadı. Ama yine de yolun engebeli olduğunu bilerek, muktedirlere karşı, ortak bir demokrasi oluşturabilmeyi temenni ediyorum” dedi. Savaşan bölgelerin her zaman bölücü olduğunu hatırlatan Oya, “Aynı şeyi düşünmemize rağmen hiçbir zaman uzlaşamayız. Bu anlamda BİKG, son 10 yılda atılan en büyük adımlardan biridir” dedi. Barış istemleriyle doğan umudun heba edilmemesi gerektiğini belirten Oya, “ Geri çekilme, alanın biraz daha genişlemesidir. Fakat asıl sorun o zaman barışacak. Genç kadınlar bu zorlu süreci üstlenmelidir” dedi.
‘Kadınların örgütlenmesini, bedel verenler sağladı’
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti ve BİKG komisyon üyesi Zeynep Ölbeci, “Bu gün burada kadınlar kendi düşüncelerini ifade etmek için önemli bir adım atıyor. Bu başarı, dağda ve zindanlarda bedel verelerin, şehirde ve köylerde emekçi halkın çabalarıyla gerçekleşti” diyerek, bu anlamda kadın hareketlerinde her zaman emekçinin be bedel verenlerin sesi olacaklarını dile getirdi. BİKG çatısı altında toplanan kadınların anlaşarak ortak sonuç üzerinden hareket edilmesiyle barışın elde edilebileceğine vurgu yapan Zeynep, “Bir sınıf olarak değil, toplumun yarısını oluşturan kadınlar olarak, dünya deneyimlerine bakılarak, kilim dokur gibi önem verdiğimiz taleplerle ortaya çıkmalıyız” dedi.
‘Kadın, taraftır’
Sistemin Akil İnsanlar Komisyonunu kurduğunun ve kadınların gözünü boyamak için birkaç kadın kontenjanı verdiğinin altını çizen Zeynep, “Kadın, süreçte ve anayasada taraftır” dedi. Zeynep, sürece ilişkin atılan adımlarda DÖKH olarak salt kendilerinin olmasının yanlış olacağını, bunu yanı sıra Alevi, Ermeni, Arap, Kürt ve Türk gibi birçok kadın hareketlerine destek vereceklerini kaydetti. Kadının, kültürel değerler ve ırksal ayrımdan daha ötede olduğunu belirten Zeynep, “Farklı ırklarda olmak, kadını korumaz çünkü ikinci kimliğimiz kadındır” ifadelerini kullandı. Zeynep, “Değişme gösteren süreçte kadının irade göstererek aktifleşmemesine karşın, dünya devrimlerinde olduğu gibi, yine mutfaklara gönderilirler” dedi.
‘Savaşın nasıl biteceğini kadınlar bilir’
Kadınların olmadığı bir sürecin doğru işlenmeyeceğini belirten belgeselci, yapımcı ve yönetmen Melek Ulagay, hem bu işe yıllarını vermiş bir aktivist ve hem de bir belgeselci olarak süreci yakından takip edeceğini belirtti. Savaşı kadınların hiçbir zaman başlatmadığının, mücadele süreci içerisinde açıkça görüldüğüne işaret eden Melek, “Kadınlar, savaşın acılarını yaşayan insanlar olmalarının yanı sıra, savaşın nasıl geliştiğini ve nasıl biteceğini bilenlerdir” diyerek, sürece ilişkin oluşturulan kadın hareketlerinin gerçek anlamda etki oluşturacak ve bu adımları büyük bir hassasiyetle izleyebilecek konumda olacaklarının vurgusunu yaptı.
‘Kadınlar olmadan gelişen barış süreci, imza metni olarak kalır’
Barış sürecinde kadınların sesinin daha çok çıkacağına değinen Melek, “Kadınlar bu süreçte seslerini çıkarmazsa ve barışı sahiplenmezse, barış olmaz ve bir imza metni olarak kalır” dedi. Türkiye’nin demokratikleşmesi için toplumun, temel anlayışlardan başlayarak hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapan Melek, “Eşitlik demek, sadece siyasal ve sınıfsal eşitlik demek değildir. Eşitlik, cins bilincinin aşılanması sonucunda ortaya çıkan kadın- erkek eşitliğidir” diyerek kadınlar olarak bunun için bir araya geldiklerini kaydetti. Akil İnsanlar komitesinde yer alan beş kadınla bir araya geldiklerinin aktarımında bulunan Melek, “Komisyonda yer alan kadınlarla aynı fikirdeydik. Çünkü kadınlar arasında yarışarak baskın olama hırsı olmaz” dedi. Sürece ilişkin değerlendirmelerine devam eden Melek, “Hiçbir şey bize inmez. Bazı şeylerin değişmesi için kendimiz çabalamalıyız. Ancak bu şekilde süreç doğru yöne doğru akar” diyerek konuşmasını bitirdi.
Foto- Kamera: Leyla Ayaz/Eylem Daş/Zehra Doğan
(zd/la)

