‘Nasıl bir barış istiyoruz’

17:18

Eylem Daş / JINHA


İSTANBUL – Feminist ve barış aktivisti Selen Lermioğlu Yılmaz, BM’nin 1325 güvenlik konseyi kararına işaret ederek, “Kararda, ‘tüm süreçte kadınlar katılmalı’ deniliyor. Kadınlar olarak süreçte aktif rol almalıyız” dedi. Selen, yapılan araştırmalarda kadınlar için barışın, silahların susması anlamına gelmediğini, ezilen tüm halkların, gasp edilen haklarının geri iade edilmesi anlamını taşıdığını vurguladı.


Farklı coğrafyalarda, farklı örgütlenmelerle çalışma yürüttüğünü belirten Selen Lemioğlu Yılmaz, feminist ve barış aktivisti olarak çalışma yürütüyor.  1997 yılında Yunanistan ve Türkiye arasında yaşanan Kardak Krizi’nde Türkiye ve Yunanistan Kadınları Barış Girişimi komitesinde yer alan Selen, Barış için Kadın Girişimi’ne (BİKG) dünya deneyimlerini aktarıyor.


‘Kıbrıslı kadınlar, örgütlenerek aktif rol üstlendi’


Barış girişimde bulunan kadınların konferanslarla bir araya gelerek birbirilerini iyi tanıması gerektiğinin altını çizen Selen, “Birbirimize dokunarak güven oluşturmamız gerekiyor” dedi.  Selen, Kıbrıs deneyimlerinden söz ederek,  Kıbrıs’ta 40 yıllık bir sorunun olduğunu belirtti. Her defasında başarısızlığa uğrayan, erkekler tarafından çözüme dair gerçekleşen adımların atıldığını ve kadınların bu işe müdahil edilmediğini dile getiren Selen, Kıbrıs’ta feminist grup kurduklarının aktarımında bulunarak, “Kıbrıslı kadınlar, nüfusun yüzde 50’sini oluşturmalarına rağmen yok sayıldıklarını belirttiler. Kadınlar, tecavüz, savaş suçlarından ve gündelik yaşamdan en çok zarar görenlerin kendilerinin olduğunu ve bu sebepten müzakerelerde kadınlar olarak aktif rol üstlenmek istediklerini bildirerek, çalışmalara başladılar” dedi.


1325 Güvenlik Konseyi Kararı


Selen,  Türkiye’nin de imzaladığı, Birleşmiş Milletlerin 1325 güvenlik konseyi kararına işaret ederek, “Kararda, ‘Tüm süreçlere kadınlar katılmalı’ deniliyor. Biz bu kararı kullanarak erkeklere sözümüzü geçirdik” dedi.  Selen ayrıca kadınların gözünden barışın sadece silahların susması olmadığını belirterek, “Kıbrıs’ta silah yoktu. Türkiye ve Kıbrıs arasında da silah yoktu. Ama kadınlar için, Kıbrıs’ta yaşayan, Ermeni, Maruni, göçmen ve bir çok azınlığın yaşadığı ciddi bir sorun vardı. Ayrıca, Kıbrıslılık üzerinden gelişen yeni bir ırkçılık doğmuştu” diyerek kadınlar olarak bunun üzerine yoğunlaşarak bir takım anayasal talepler oluşturduklarını dile getirdi.


‘Süreç, toplumdan ve kadından kopuk’


Türkiye’deki barış sürecini değerlendiren Selen, “Bir süreç var ama bu süreç toplumdan ve kadından tamamen kopuk. Bunun yanı sıra bu süreçte bazı alanlar, erkek alanı olarak görülüyor” diyerek Kıbrıs deneyimlerine işaret etti. Selen, “Her zaman ekonominin ve silahların erkek alanı olduğuna dair bir algı var. Fakat Kıbrıs’ta kadınlar, Birleşik bir Kıbrıs’tan korkularını, ekonomik kaygılarına bağladıklarını söylüyordu” diyerek erkeklerin egemenlik peşinde olmasından kaynaklı, böyle bir korkunun olmadığını kaydetti. Selen, “Onlar iktidarı paylaşmaya çalışırken, kadınlar gündelik yaşamın nasıl etkileneceğinin kaygısını yaşıyordu” dedi.


‘Gölge Komisyonları, sürece etki edemedi’


İran gibi daha birçok ülkelerin deneyimlerine bakıldığında, Gölge Komisyonlarının sürece etki edemediğini dile getiren Selen, “Gölge komisyonlarının yanlış taleplerle ortaya çıktıklarını ve bu taleplerin de dinlenmediğini gördük. Bunun yanı sıra, partili üst kadınları bir araya geldikleri alanların yaratılmadığı takdirde, seslerini çok zor duyurabildiler” diyerek BİKG’in oluşum sergilemesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Selen,”BİKG’in,hepimizin barış algılarını ve güvence kaygılarını dile getirmesi çok önemli” diyerek konuşmasını bitirdi.


Foto- Kamera: Eylem Daş/Leyla Ayaz/Zehra Doğan


(zd/la)