‘Barış halkların geleceğidir’

09:16

 Leyla Ayaz/JINHA


İSTANBUL – İstanbul İnsan Hakları Dernek Başkanı Ümit Efe, 8 Mayıs’ta gerçekleşecek olan geri çekilmeye değinerek, “Gerillaların içinde kadın ve çocuklar var.  Bu kadınlar, uzun zamandır özgürlükleri ve gelecekleri için mücadele ediyor” dedi. Ümit, çekilme sürecinin güvenceye alınması gerektiğini belirterek, İnsan Hakları Bölge Şubeleri tarafından süreci, yakından takip edeceklerini söyledi.


Barış İçin Kadın Girişimi komisyonunda yer alan İstanbul İnsan Hakları Dernek Başkanı Ümit Efe, Barış İçin Kadın Girişimi’nin çalışmalarını süreç açısından çok önemli bulduğunu belirterek, konferansın savaştan ve eril zihniyetten dolayı zarar görmüş kadınların organize ettiğini belirterek Barış Sürecine ilişkin değerlendirmelerini JINHA ile paylaştı.


’30 yıllık direniş’


30 yılı aşkın savaşa değinen Ümit, “ Bu savaş, Kürt halkının asimilasyon ve inkarına karşı bir direniş savaşı idi. Bu savaşa insan hakları boyutuyla bakıldığında her türlü savaş suçunun işlendiği bir savaştı” dedi. “Barış ne afettmek ne de barışmaktır” diyen Ümit sürecin PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından başladığını belirtti. İnsan hakları savunucuları olarak sürecin doğru işlenmesine dönük yakın takipte olduklarını aktaran Ümit, barışın sadece kalıcı bir çatışmasızlık süreci olmadığını ve demokratik mekanizmaların hızlıca kurulduğu süreç olması açısından, her kesimden insanların barış sürecini yakından takip etmesi gerektiği çağrısında bulundu. Barışın toplumsal bir kollektivite isteği olduğunun altını çizen Ümit, bu yapılanmayı Kürt halkının ve bir kısım muhalefetin istediğini belirtti. Ümit ayrıca, topluma Kürt halkının talebinin aslında meşru bir istek olduğunu anlatmak ve ikna etmek gerektiğini söyledi.


‘Barış bizim geleceğimizdir’


Türkiye’de İnsan haklarına ve özgürlüğe dair hiçbir mekanizmanın oluşmadığına işaret eden Ümit, “Tekçi, monolatik ve faşizan yöntemlerle halkların gelecekleri çalınmıştır. Barış bizim geleceğimizi kurma planıdır, Kürt halkının geleceğini kurma planıdır. Başlangıçtan itibaren bu yaşananlarla yüzleşecek, demokrasiyi gerçekleştirecek mekanizmaların oluşturulması gerekir” dedi. 8 Mayıs’ta gerçekleşecek olan geri çekilmeye ilişkin konuşan Ümit, “Gerillaların içinde kadın ve çocuk gerillalar var.  Bu kadınlar, uzun zamandır özgürlükleri ve gelecekleri için mücadele ediyor” diyerek, bu anlamda izleme komiteleri oluşturularak çekilme sürecinin güvenceye alınması gerektiğini belirtti. Ümit çekilmenin, İnsan Hakları Bölge Şubeleri tarafından yakından takip edileceğini belirtti.


‘Toplumsal adalet gelişmeli’


“Aslında barış süreci, toplumsal adalet ve vicdan duygularının aynı zamanda demokratik mekanizmalar kadar tatmin edilmesi gereken bir süreç” söyleyen Ümit, Dünya deneyimlerine bakıldığında, oluşturulan mekanizmaların, içinde gerilla ve asker ailelerinin de bulunduğu mağdur ailelerin adalet, özgürlük, eşitlik  ve vicdan duygularını tatmin etmediğinin yanı sıra kişisel çıkarların söz konusu olduğu yerde, insan hakları ihlallerinin oluştuğu aktarımında bulundu.


Mehmet Ağar, Hurşit Tolon…


Halk ve emek mücadelesi verenlerin süreçte aktif yer alması gerektiğini belirten Ümit, Mehmet Ağar’a işaret ederek şunları kaydetti:


“Kısa bir süre önce Mehmet Ağar serbest bırakıldı. Mehmet Ağar, bu ülkenin en büyük katili olduğunu ilan eden bir polis şefidir. Toplumsal algı ve sosyal psikolojik olarak ele aldığımızda yarın öbür gün bu adam bürokrat olur çünkü ‘vatan için, devlet için’ yaptığını söyler. Dünyanın bütün katilleri bunu söyler. Bunu kabul etmemek gerek ve toplumsal tepkileri göstermek gerek. Mehmet Ağar, Hurşit Tolon ve onun gibiler, işkenceciler, tecavüzcüler suçların itiraf etmek zorundalar.  Ondan sonra bu toplumdan özür dileyebilirler. Af etmek bireyseldir kişiseldir, barışmakta öyle. Ama barış kalıcı, toplumsal bir dönüşümdür, kişisel ve bireysel duygularla tekil bir noktadaki duygularla ifade edilemez. Bu savaşta zulüm gören ve direnen her kes ve özellikle Kürt halkının iradesi ile barış gelecektir.”


 ‘Kadınlar barış sürecinden uzak tutuluyor’


Kadınların dünya üzerindeki konumuna işaret eden Ümit, “Akil İnsanlar Komisyonu ilk kurulduğunda Akil Adamlar Komisyonu olarak kuruldu. Kadınlar bir çok diğer ötekileştirilenler gibi görmez olduklarında sorun değildir. Ama ne zaman görünür olursa o zaman sorun iktidarlar tarafından yok edilmeye çalışılıyor” diyerek, barış sürecinin başlangıcından itibaren kadınların, sahneden itildiğini ancak kadınların buna karşı tepki gösterdiğinden dolayı Akil Adam isminin değişime girdiğini kaydetti.  Barış İçin Kadın Girişimi’nin, barış istemlerinden ziyade süreçteki iradi kararlılığını gösterdiğine işaret eden Ümit, “ Kadın girişimi buluşmaları, Subjektif duyguların ve istemlerinden ziyade, bunu tartıştıkları planlama yaptıkları eylem takvimlerini çıkardıkları ve düşünsel yoğunlaşmanın yaşandığı bir buluşmadı” ifadelerini kullandı.


‘Kadınlar aktif rol alacak’


Kürt kadınlarının büyük kıstırılmışların içinden serhildanlarla kendi özgürlük alanlarını çoktan yarattıklarının altını çizen Ümit, “Bunun ürünleri bu gün konferanslarla görülüyor ve Türkiyeli kadınlarla paylaşımlarda bulunularak büyütülüyor” vurgusunu yaptı. Ümit ayrıca, “Bu gün bu konferansta bir  hayalet dolaşıyor farkettiniz mi? Kadınların  yıkılmayan, direngenliklerinin yarattığı bir barış hayaleti. Konferansta toplanan tüm kadınlar konferans sonrası evlerine gitmeyecekler ve sürece ilişkin aktif rol alacaklar” diyerek duygularını ifade etti.


‘Kadınlar geçmişi asla unutmamalı’


“Biz kadınlar, memelerimize bağlanan elektrikli kablolarını, tecavüze uğrayan genç kadınların bedenlerini, memeleri açılan kadın gerillaların cesetlerini, işkencecilerimizi, işgalcilerimizi, tecavüzcülerimizi ve tacizcilerimizi asla unutmamalı ve unutturmamalıyız” vurgusunu yapan Ümit, barışın unutmama üzerinden, bir daha asla yaşanmayacak bir geleceği yaratması gerektiğini ifade etti. Ümit son olarak, sürecin doğru bir şekilde işlenmesi için, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerektiğini söyleyerek konuşmasını bitirdi.


Fotoğraf- Kamera: Leyla Ayaz/Eylem Daş/Zehra Doğan


(zd/la)