Barış’ın alkışlarıyla yankılanan tarihi salonda kadın kendi tarihini yazdı

11:49

 


Zehra Doğan / JINHA


Konferans için Amed’ten yola çıktığımız gecede, bindiğimiz uçak tanıdık yüzlerle doluydu. Her kadın, bağlı olduğu kurumu temsil etmek üzere, aynı amaç uğruna tarih yazmayı bekleyen kadınlara doğru, özgürlüğe uçuyordu… Tutsaklığı pahasına kadın mücadelesine gönülden bağlı cezaevindeki kadınların emeğiyle oluşturulan özgürlük yolunu daha da genişletmek için, engebelere karşın yürümek için gidiyorlardı.


İstanbul’a vardığımızda, kadınlar ayrılmıyarak konferansın içeriğini ve geliştirilmesi için uyumayacaklar, sabaha kadar çalışmak için hava limanında bir araya geldi…


 Farklı kimlikleri içine sindirebilen, kozmopolit şehrin güzel  insanlarından birinin taksisine bindik. Taksi şoförü,  Kürtçe konuşmalarımıza şahit oldu ve “Ortada savaş yokken barış diyorsunuz.  Neyiniz eksikti ki? İstanbul’da en pahalı otellerin sahibisiniz. Türkiye’de en zenginler arasında yer alıyorsunuz. Eşitlik yok deniliyor. Bu eşitlik değil mi” dedi. Yol boyu konuşup durdu. Olayın büyüklüğü değil, nerden baktığın önemliymiş… Kürtler, yıllarca ekonomik eşitlik  savsatasıyla oyalanmıştı.


Sabahın erken saatlerinde gittiğimiz Boğaziçi Üniversitesi’nin Rektörlük Konferans Salonu’nda gökkuşağını andıran kadınlar, derin sohbete dalmışlardı... Deniz, orman ve minik kuşların cıvıltısıyla güzel bir manzara oluşturan kampüs, kadınlarla beraber manzaradaki eksikliği tamamlamıştı… Nihayet konferans salonuna giriş başladı.


Konferans salonu , önceleri  üniversitenin  kütüphanesiymiş. Teknolojinin akıbetine uğrayan  dekoratifleşmiş kitapların arasında bir araya gelen kadınlar, tarih yazmaya hazırlandı ve eril zihniyetin kaleme aldığı kitaplar, bu barış haykırışlarına akustik ortam oluşturdu…


Yıllar önce, Simone de Beauvoire,“Erkeklik kendinden bahsetmeyip sürekli başkalarının, kadınların, çocukların, yabancıların, eşcinsellerin, siyahların, düşmanların, ‘hainlerin’, ‘ahlaksızların’ cinsiyet özelliklerinden bahsederek kurulan bir iktidar konumudur. Yani erkeklik, sürekli başkalarının konumlarının ‘ne olduğu’ hakkında konuşma ve yargılama hakkını kendi elinde tutan ve bu sayede kendi bulunduğu konumu sorgulama dışı bırakan bir iktidar konumudur" demişti. Kadınlar bu sebeple,  barış kavramını, özüne yakışır bir şekilde ve bu süreçte ‘konumlarının ne olduğu’ hakkında karar vermek için adım atmak için toplandı.


‘Biz Kadınlar Barış Sürecinde Aktif yer alıyoruz’, ‘Kadınlar katılmazsa barış sürdürülebilir olmaz’, ‘Kadınlar katılmazsa cinsiyet eşitlikçi ve demokratik bir anayasa yapılamaz’, ‘Kadınlar katılmazsa kadınların savaştan gördüğü zarar telefi edilemez’, ‘Kadınlar katılmazsa adil ve eşitlikçi bir barış kurulamaz’  ‘Biz Kadınlar seyretmiyoruz, barış için mücadele ediyoruz’ ve ‘Barış için mücadele ediyoruz’ pankartlarıyla dolup taşan salonda Kürtçe ve Türkçe okunan Barış İçin Kadın Girişimi’nin amaçları belirtilerek toplantıya başlandı. Cezaevinden gönderilen mektuplar, salondaki kadınların sesine ses katarak daha da coşkulandı.


“Bi silav û hurmet”  sözleriyle konuşmasına başlayarak 35 yıllık bir savaşta, kadınlar da bulunduğunu söyleyen barış annesinin sesi  yankılandı tarihi salonda. “Dağda çocuğum var çocuğum” diyerek ” 35 yıl önce de, biz barış istiyorduk. Çocuklarımız henüz doğmamıştı. Kimse bizi duymak istemedi, çocuklarımız doğdu ve gerillaya katıldı, biz yine barış diyoruz “ dedi ve tozlu raflar alkışların hışmına uğradı…


Bursalı bir kadın, ayağa kalkarak, “ Ben buraya barışmaya geldim. Fakat barışmaya gelince, evdeki oğlumu, amcamı ve dayımı arkamda bırakarak geldim” dedi. Kadınlar, barışı istiyordu engellere rağmen…


Alevi’siyle, Sunni’siyle, Ermeni’si, Êzîdi’siyle, Süryani ve Keldani’siyl , kristal parçacıkları gibi bir aya gelen kadınlar,bir tarih yazdı. Bu bir ilk değildi aslında. Kadınlar binlerce yıl her barış sürecinde aktif rol aldılar, fakat erkeğin hileleriyle yok edildiler. İşte bu gün kadınlar, tarihini unutmadan temkinli adımlar atmaya başladı ve bu konferansla birlikte Türkiyeli kadınlar, özgür adım atmaya bir başlangıç yaptı.


(la)