Türkiyeli kadınlar: Konferans bir sonuç değil başlangıçtır
12:50
JINHA
İSTANBUL – Barış İçin Kadın Girişimi’nin organize ettiği ‘Barış İçin Kadın Konferansı’ İstanbul’da başladı. Adil ve eşitlikçi barışın kadın katılımı olmadan gerçekleşmeyeceğini dile getiren kadınlar, “Bu konferans bir sonuç değil bir başlangıçtır” vurgusunu yaptı.
Türkiye’de barışın hem kalıcı hem de gerçekten demokratik ve cinsiyet eşitlikçi bir toplumun inşasına vesile olmasını istediklerini dile getiren Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), bugün Boğaziçi Üniversitesi’nin Güney Kampüsü’nde bulunan Rektörlük Konferans Salonu’nda bir araya geldi. Kadınlar, ‘Biz Kadınlar Barış Sürecinde Aktif yer alıyoruz’, ‘Kadınlar katılmazsa barış sürdürülebilir olmaz’, ‘Kadınlar katılmazsa cinsiyet eşitlikçi ve demokratik bir anayasa yapılamaz’, ‘Kadınlar katılmazsa kadınların savaştan gördüğü zarar telefi edilemez’, ‘Kadınlar katılmazsa adil ve eşitlikçi bir barış kurulamaz’ ‘Biz Kadınlar seyretmiyoruz, barış için mücadele ediyoruz’ ve ‘Barış için mücadele ediyoruz’ pankartları ile taleplerini dile getirdi. Siyasetçi, akademisyen, milletvekili, gazeteci, yazar ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katıldığı konferansta kadınlar, bir gün boyunca BİKG hakkında bilgilendirme yaparak, dünya deneyimlerinde kadınlar ve kadınların taleplerini, müdahil olma mekanizmalarını tartışacak.
Türkiyeli kadınlar buluştu
Son 4 yıldır çeşitli kentlerde barış noktalarıyla savaşa karşı seslerini yükselten Barış İçin Kadın Girişimi, “Barış mücadelemiz şimdi de ‘Barış ve Müzakere Sürecinde Biz Kadınlar da Varız’ sloganıyla devam ediyor” dedi. Barış İçin Kadın Girişimi, hem dünyada barış süreçlerinde kadınların ne yaşayıp ne söylediklerini hem de kendi taleplerini, sürece nasıl, hangi biçimlerde katıldıklarını tartıştıkları geniş katılımlı atölyelerle bir araya geldiler ve bundan sonrada bir araya geleceklerini dile getirerek ‘çözüm sürecine’ dahil olacaklarının vurgusunu yaptı.
‘Artık buradan eve dönüş yok’
Kürtçesini Nukhet Sirma’nın ve Türkçesini de Nimet Tanrıkulu’nun yaptığı açılış konuşmasında, Barış İçin Kadın Girişimi’nin çalışmaları değerlendirildi. Dersimliler Derneği Başkanı, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Eski Başkan Yardımcısı, ve Cumartesi Anneleri aktivisti Nimet Tanrıkulu Türkçe yaptığı konuşmada 2009 yılından bu yana BİKG’in yaptığı çalışmaları değerlendirdi. “Barış için müzakere süreci önümüzde duruyor. Kadınlar olarak sadece savaşı yaşamadık aynı zamanda savaşın sona ermesi için mücadele ettik” diyen Nimet, şöyle konuştu:
“Artık buradan eve dönüş yok. Bu yüzden barış sürecine biz kadınlar aktif olarak katılıyoruz. Bu konferansı, kendimizi de örgütlemeyi amaçladığımız bir buluşma olarak önemsiyoruz. Farklı pek çok çevreden kadınların katılımıyla yol haritamızı belirlemek üzere bu konferansı düzenledik. Kadın hareketinin bileşenleri, feministler, Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nden kadınlar, sendikalardan kadınlar, meslek örgütlerinden kadınlar, siyasi partilerden kadınlar, milletvekili kadınlar, gazeteci kadınlar, akil kadınlar, akademisyen kadınlar, insan hakları savunucusu kadınlar hep bir aradayız. Bu konferans bir sonuç değil bir başlangıçtır.”
‘Kadınların ve çocukların güvenliği sağlanmalı’
Açılış konuşmasından sonra söz alan Akademisyen Nazan Üstündağ, savaşa harcanan bütçeye dikkat çekerek bu bütçe ile kadınlara yeni yaşam alanları oluşturulabileceğine işaret etti. Türkiye’de kadınların 1980’lerden itibaren barış mücadelesinin içerisinde olduğunu ifade eden Nazan, kadınların farklı örgütlerin içeresinde, mücadelelerini sürdürmelerine rağmen, yine de hep bir araya geldiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler’in 2000 yılında aldığı karara da değinen Nazan, 1325 yasasına göre kadınların, barışın tüm inşa sürecinde aktif rol alması gerektiğini ve tüm evrelere katılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca tüm barış anlaşmalarında kadınların ve çocuklarının güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Nazan sözlerine şöyle devam etti:
“Kadınlar barış müzakerelerine katılsa bile talepleri dile getirilmiyor. Kadınların çıkarları söz konusu olmuyor. Çünkü kadınlar, savaşın muhatabı olarak görülmüyor. Oysa barışın inşasının her aşamasında kadınların eşit temsil edilmesi gerekmektedir. Kadınlar nüfusun yüzde 50’sini oluştururken göz ardı edilemez. Kadınların olmadığı barış toplumsallaşmaz. Erkekler egemenlikle, himaye ile ilgilenirken kadınlar bu toplumun yasını, hafızasında tutuyor. Ortaya çıkan tüm toplumsal cinsiyet eşitsizliği son bulmalı, kadınlara anadilde eğitim verilmeli, kamu alanlarında kadınlara anadil reformu getirilmelidir, güvenlik sektörü kadınlaşmalı ve reform getirilmelidir, kadın gerillaların güvenliği sağlanmalıdır.”
‘Kadın barışı getirir’
Nazan Üstündağ’ın ardından konuşma yapan Birleşmiş Milletler aktivisti, Yakın Ertürk şöyle konuştu:
“Gerek yurt dışında gerek Türkiye’de 1990’lı yıllar barış süreci ve kadın hakları için dönüşüm noktasıdır. Kadınlar, her yerde barışın arayışçısı oldu. Çünkü savaşı erkekler başlattı. Savaş dönemlerinde en çok kadınlar mağdur oluyor. Kadın barışı getirir. Kadınlar barış masasında yer almalıdır. Topluma barışı getirecek olan kadınlardır. Bu süreç kadınların sorunlarına çözüm getirmez ise, kadınların sorunları devam edecektir. Hükümetin girişimi önemlidir. İktidara gelmeden önce bunlar planlanmıştı. Ama biz bunu bilmiyoruz. Kullanılan dil önemli. Hala terör sorunu deniliyor, barış süreci denilmiyor.”
‘Sesimizi sesinize katarak merhaba’
BİKG aktivisti avukat Sevda Bayramoğlu, cezaevinde tutuklu bulunan siyasi kadın tutsakların mektubu okundu. Cezaevindeki tutsakların, “Sesimizi sesinize katarak merhaba” dedikleri mektup şöyle:
“Kadınlar olarak, örgütlü ve bilinçli kararlılığımızı, barışa inşa etmekte kullanacağız. Kadın kimliği ve ruhunun daha çok örgütlenmeye ittiğini bilerek, Türkiye oluşumu olarak, daha çok cesur ve kararlılıkla yürümeliyiz. Bu süreçte kadınların görüşleri esas alınarak, KJB’li kadınlarla, evlatlarını kaybeden kadınlarla, Dersim’de koruculaşmış kadınlar ve cezaevlerinde baskı altında kalan kadınlarla görüşülmelidir. Ayrıca medyanın yayın dilinin çok önemli olduğunun hatırlatmasıyla beraber, kadın gazetecililerle bu konu üzerine oturulup konuşulmalıdır. Biz Türkiye zindanlarındaki kadın tutsaklar olarak, hayatımızın her alanında barış için mücadele edeceğiz.”
Sonuç bildirgesinin Salı günü açıklanacağı konferans, basına kapalı olarak devam ediyor.
Foto-Görüntü: Zehra Doğan / Eylem Daş / Leyla Ayaz
(ed-zd/la)

