‘Engellerin kalktığı bir yaşam umuduyla…’

11:27

 


JINHA


ANKARA – Barış ve Demokrasi Partisi, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yazılı bir basın açıklaması yaptı. Yaptığı açıklamada BDP, “Türkiye, bu yıl da bu anlamlı güne, cezaevlerinde yüzlerce gazeteci-yazar, sicilinde binlerce basın özgürlüğü karşıtı lekeyle giriyor” dedi.


Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), yaptığı yazılı bir basın açıklamasıyla, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde yüzlerce basın emekçisinin cezaevlerinde bulunmasına dikkat çekti. Özgürlük ve eşitlik kavramlarının bir tehdit olarak algılandığı ülkelerde basın özgürlüğünün aynı zamanda otoriter rejimlere karşı halk adına, barış emekçilerinin kullandığı bir demokrasi silahı olduğu ifadelerine yer veren BDP, “Demokratik olmayan ülkelerde yaşanan en büyük katliamlardan birisi basın emekçilerine yönelik katliamlardır. Özellikle Türkiye gibi otoriter eğilimli hükümetlerin yönetimde olduğu ülkelerin basın tarihi, aynı zamanda basına yönelik tahammülsüzlüğün her türlü somutlaştığının ve gazetecilerin faili meçhul bir şekilde katledildiğinin de tarihidir. Gerçeklerden asla taviz vermeyen gazetecilere tahammül edemeyen zihniyet, onları KCK operasyonları adı altında cezaevlerinde tutmakta ve hiçbir gerekçe göstermeden ‘gizli tanık’ ifadeleriyle, mahkemeye bile çıkarmadan aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakmaktadır” dedi.


İnsan hakları kuruluşu Freedom House tarafından yayınlanan 2013 Basın Özgürlüğü Raporu'nda Türkiye’nin, 197 ülke arasında 120. sırayı Kongo, Fiji, Liberya, Makedonya ve Seyşeller ile paylaştığına işaret eden Barış ve Demokrasi Partisi, “Bugün dünyada tutsak olan gazetecilerin %30’u Türkiye cezaevlerindedir. Gazetecilerin yaptıkları haberlerden, yazdıkları kitaplardan dolayı terörist suçlamasıyla tutuklanması, iktidarın ‘Onlar gazeteci değil terörist’ şeklinde suçlaması, Türkiye’de basın özgürlüğünün çok ciddi bir baskı gördüğünün kanıtıdır” açıklamasında bulundu.


BDP’nin yaptığı yazılı açıklama şöyle devam ediyor:


Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle direkt ilgili olan basın özgürlüğü sorunu KCK adı altındaki operasyonlarla daha da yoğunlaşmış, basın özgürlüğü AKP ve yargı eliyle engellenmeye çalışılmıştır. Basın özgürlüğü, sadece basın kurumlarının haber yapabilme özgürlüğüyle sağlanamaz. Bunun yanı sıra, basın emekçilerinin koşulları da, bu özgürlüğü değerlendirecek durumda olmalıdır.


Basın emekçilerinin özgür olmadığı bir ortamda basın özgürlüğünden söz edilemez. Unutulmamalıdır ki demokratik toplum, demokratik yaşam ve demokratik ülke emekleri sömürülmeyen özgür basın emekçilerinin varlığıyla mümkündür.  Bir yandan sansür, gözaltı ve tutuklamalar, diğer yandan ise, özlük ve ekonomik hakların gasp edilmesi, gazetecilik yapma koşullarının her geçen gün daha da ağırlaşması, Türkiye’de gazetecilerin sürekli maruz kaldığı uygulamalar haline gelmektedir.


Demokratik çözüm sürecinde artık düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve gazeteciler düşüncelerinden ötürü tutuklanmamalı, yargılanmamalıdır. Tutsak basın emekçileri bir an önce serbest bırakılmalı, ifade özgürlüğü başta olmak üzere haber alma ve yayma özgürlüğü yasal düzenlemelerle güvenceye alınmalıdır.


Gazetecilerin tutuklanmadığı, düşüncenin suç olmaktan çıktığı, özgür basının gerçekten özgürleştiği, özgür yayıncılığın önündeki tüm yasal ve fiili engellerin kalktığı bir yaşamın mutlaka gerçekleşeceği umuduyla, başta tutuklu gazeteciler olmak üzere bütün basın emekçilerinin 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününü kutlarız.”


(gk)