Tarih raflarında, 1 Mayıs klasiği daha yerini aldı

16:51

Zehra Doğan / JINHA


Kentsel dönüşüm etkisini daha kazmanın yere saplandığı ilk andan itibaren etkisini gösteriyor. Taksim Meydanı’na yürüyen örgütlü işçilerin karşısına çıkan ilk sorun, kentsel dönüşüm oluyor. “Tadilat nedeniyle” alana giremeyen halk ile polis arasında yaşanan çatışma, demokratik dönüşüm gerekliliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.


Türkiye’nin farklı bölgelerinde karşılanan 1 Mayıs, işçilerin emek sömürüsüne karşı ayaklandığı gündür. Ama bugün İstanbul polisi, bu sömürüye karşı ayaklanmayı bastırmaya dönük elinden geleni yaptı. Taksim Meydanı yine geleneksel şiddet, yakıp yıkmaların ve toz bulutlarıyla tarihe bir daha adını yazdırdı…


Kimliklerin farklılığıyla bütünleşme gösteren işçi bayramı bütün sektelere rağmen bir araya gelerek örgütlü mücadelesini gösterdi. Liseli öğrencilerin orak çekiç figürlü tişörtleriyle, alın teriyle beslenen toprağın fidanları gibiydi. Fakat bu alın teri, şimdi de meydanlarda sesini yükseltme istemleri için döküldü.


Dünyada yazarlar bu günü kaleme alırken, tarihten bu güne gelişen olumlu değişimleri yazdı. Ne yazık ki Türkiyeli yazarlar bu zevke ulaşamadı. Çünkü değişen hiçbir şey yok. Her şey aynı, gaz bombaları bile. Bilindiği gibi onlar da hala eskisi gibi “bitkisel ve zararsız”


“yine” kelimesini tekrar tekrar yazmanın verdiği rahatsızlıkla, Taksim Meydanı polisleri, yine bilindik görsel şovlarına sabahın erken saatlerinde başladı.  Üst katlardan bu anı izleyen vatandaşlar çok şanslı olsa gerek. Aşağıda oradan buraya koşup duran ve kovalamaca oyunlarını aratmayan nostaljik hareketleriyle polisler tek renk, tek tip üniformalarıyla, oldukça ilgi çekiyor olmalı. Peki, bu oyunların sonunda ne oldu?


Yurttaşların gözaltına alınmasının yanı sıra yüzlerce kişi yaralanarak hastanelere kaldırıldı. Kafatabanı ve temporal bölgeden aldığı ağır darp nedeniyle beyin kanaması geçiren 17 yaşındaki lise öğrencisi Dilan Alp, bunlardan biri. Dilan Şu an, Taksim İlk Yardım Hastanesinde yaşam mücadelesi veriyor.


Her zaman olduğu gibi bu gün de eylem ve gösteriler de kadın emekçiler vardı, ama şiddet söz konusu olunca, önce kadınlar hedef alındı. Kadınlara özel ve itinayla bir baskı uygulayan polisler,  onlarca kadının yaralanmasına neden oldu.


Büyük  katliamlara rağmen her yıl daha örgütlü mücadeleyle meydanlarda haykıramaya devam eden işçiler, geçim sıkıntısına, yokluğa, ağır iş gücüne, cinsiyetçi ücretlendirilmeye karşı verdiği mücadeleye bir günlük ara verdi. İşçiler bu özel günü, limon ve sirke kuşanarak alanlarda seslerini yükseltmeye engel olan polisle mücadele etmeye ayırdı(!) İşçiler, iş cinayetlerine karşı, provokatör kimliğiyle ölmekle burun buruna geldi.


Ülkedeki demokrasi işleyişiyle ilgili kafalarda soru işareti uyandırırken, bu engelleme ve şiddet  halkın alışılageldik mücadelesiyle karşı karşıya geldi. Tazyikli ve gazlı suyla durur vaziyetteki halka polisin tereddütsüzce müdahale ettiği sahneler,  Türkiye’deki 1 Mayıs klasiklerinin bulunduğu raflarda yer alacak gibi görünüyor.


(zd/la)