Nitelikli sağlık hizmetinde ‘ Eşitlik İlkesi ve Anadil’
16:05
Pelin İktüeren / JINHA
İZMİR - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Felsefe Topluluğu öğrencilerinin organize ettiği “Nitelikli Sağlık Hizmetinde Eşitlik İlkesi ve Anadil” konulu panelde nitelikli sağlık hizmetinde anadil, kadının yeri, ruh sağlığı ve çarpıtılmış sağlık konularına ilişkin değerlendirilmeler yapıldı. Doç. Dr. Aslı Davas, Dr. Zeki Gül ve Doç. Dr. Halis Ulaş’ın katılımıyla gerçekleşen panelde Türkiye ve dünya pratiklerinden örnekler verildi.
Ayrımcılığa maruz kalanların sağlıkları olumsuz etkileniyor
Etnik azınlık ve şizofreni ilişkisine vurgu yapan Doç. Dr. Halis Ulaş, anadiliyle konuşmayanların, kendini başka bir dille ifade etmek zorunda kalanların şizofreni riskinin arttığına işaret ederek, şizofreni hastalığının azınlık olma haliyle ilişkisini aktardı. Dünya üzerinde yapılan araştırmalara değinen Halis, “Eğer siz başka bir ülkede göçmenseniz şizofreni riskiniz, birinci kuşak göçmenlerde iki buçuk kat, ikinci kuşak göçmenseniz dört kat artıyor” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’de ruh sağlığı ve zorunlu göç ilişkisine dair hiçbir çalışma olmamasına değinen Halis, ayrımcılığa maruz kalanların, ötekileştirilenlerin ruh sağlığının bozuk olma riskinin arttığını belirtti. Halis, konuşmasında Unesco’nun çok dilli eğitim önerisini ve İsveç pratiklerine dair değerlendirmede bulunarak İsveç’te 32 ayrı dilde eğitim verildiğine dikkat çekti.
Patriarkanın Kürtçe konuşan kadınlar üzerinde etkisi büyük
Doç. Dr. Aslı Davas, yaptığı konuşmada kadın olmanın sağlık hizmetine ve sosyoekonomik alandaki eşitsiz yapısına vurgu yaparak, Patriarkanın Kürtçe konuşan kadınlar üzerinde önemli bir etkisi olduğuna işaret etti. Anadilin kadın ve sosyal dışlanma konusundaki etkisini ortaya koyan birçok araştırma yapıldığını aktaran Aslı, ülkede bu ortamda yaşayan çok kadın olduğuna dikkat çekti.
Kadının toplum, yeniden üretim, toplumda siyasi hegemonyanın devamı ve toplumsal cinsiyetin üretimi açısından çok önemli bir rolü olduğuna işaret ederek, kadının itaatkarlığının aile, okul, politik kurumlar gibi unsurlar tarafından örülmeye çalışıldığına değindi.
Kürt bebekleri, Türk bebeklerinden 110 kat daha fazla ölüyor
Sağlığın en temel hak statüsünde olduğunu ve temel hak dediğimiz unsurların sermayeleştiğine eleştirel bir şekilde yaklaşan Aslı, yeni yasal düzenlemelerle sağlık ocaklarının ortadan kalkmasıyla kadınların sağlık hizmetine ulaşma imkanının kısıtlandığını ve bu kurumların kadına pozitif ayrımcılık yapan tek kamu kuruluşları olduklarına dikkat çekti.
Dil, bebekler için de eşitsizlik kaynağı. Yapılan araştırmalara göre Tüm Türkiye’de bebek ölüm hızına baktığımıza Kürt bebekleri Türk bebeklerinden 110 kat daha fazla ölüyor. Ana ölüm hızı, bebek ölüm hızı, toplam doğurganlık hızı, doğum öncesi bakıma alma, bağışıklama, sağlık hizmeti veren kurum sayısı, sağlık çalışanı sayısı açısından eşitsizliklerin yaygın olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Hekim ve hastanın aynı dili konuşması önemli
Dezavantajlı gruplarda hekim ile hasta arası cinsiyet ve ırk uyumunun sağlıktaki eşitsizlikleri azaltıcı etkisi olduğu gösterilmiş. Yapılan araştırmalara göre hekim ve hastanın aynı ırk, aynı kültürel özellikleri paylaşması, aynı dili konuşması oldukça önemli. Hekim ve hasta farklı olduğunda, koruyucu hizmet kullanımının daha az, sağlık kullanımının daha az ve tedaviyi erteleme gibi durumlarla karşılaşılıyor.
Konuşmasında sağlıkta tercümanlık konusuna değinen Dr. Zeki Gül, İsveç’te sağlık tercümanlarının özel eğitim aldığına işaret etti. Zeki, anadilde sağlık hizmeti almanın oldukça önemli olduğuna vurgu yaparak, “Muayene ederken bile sözlerle anlaşılabiliyor. Romatizma hastalarıyla girilen diyalogda sadece konuşarak hastalığa ilişkin önemli bilgilere ulaşabiliyorsun. Tercüman yöntemi daha sıkıntılı çünkü hastayı ‘şeyleştiyorsun.’ Tercümanın gözlerinin içine bakıyorsun. Bu durum hasta, doktor ve nitelikli sağlık hizmeti açısında sıkıntılı” ifadelerine yer verdi.
(pi/gk)

