Emekçi yumruğuyla yıkılan duvarların silsilesi

14:12

 


Zehra Doğan /JINHA


1800’lü yıllarda, siyah beyaz çatışmaların ve kadının sadece ev eksenli yaratılmış küçük dünyasında süs bebeği gibi bir moda anlayışının yayıldığı dönemdi. Siyahiler, belirli park ve ortak yaşam merkezlerine giremezken, kadınlar kabarık etekli dar korseli kıyafetlere mahkum bir şekilde, erkeğin estetik anlayışına hizmet ederek yaşam sürdürüyordu.  Eril zihniyetin oynadığı oyun o kadar başarılı bir şekilde işliyordu ki, böylesi bir yaşamı sürdüren kadınlar, en üst tabakayı oluşturanlardı. Diğerleri ise, küçük toprak ağalarının taşra köşklerinde tarlalarda emekçilerdi…


Emekçiler…  İşte tam da o döneme büyük darbeyi vurmaya hazırlanan emekçiler… Emperyalist sisteme karşı işçiler, ilk karşı duruşunu 1856‘da Avustralya’nın Melboune kentinde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler. Bunlar, taş ve inşaat işçileriydi. Bu ilk adım, bir virüs gibi tüm dünyayı sarmak için üremeye çoktan başlamıştı bile…


Avustralya’yı takip eden Amerika Chicago kentinde bir eylem düzenledi ve bu gösteriye yarım milyon işçi katıldı. Her şey anlatımda sürüp giden yalınlık ve sürükleyici bir şekilde işlemiyordu, gerçekleşen bu gösterilerde binlerce işçi sistem tarafından tutuklandı, işkencelerde öldürüldü ve eylem alanlarında oldukça cani bir şekilde katledildi…


Kadınlı, erkekli beraber sürdürülen işçilerin haklı davası hız kesmeden devam etti. Farklı günlerde kutlanan bu gün, artık 1 Mayıs olarak kararlaştırıldı. 1 Mayıs İşçi Bayramıyla beraber, o dönemlerde çok önemli ve yıkılması imkansız gibi görünen bir algı da ortadan kaldırıldı. Sistemin, “alt tabaka” halkının kafasını uyuşturmak için oynadığı oyunlardan, toplumsal cinsiyet ve ırksal ayrımcılık duvarları işçi yumruğuyla yerle bir oldu.


Kentaki şehrindeki parklara siyahilerin girmesi yasakken, işçi bayramında siyahi ve beyaz işçiler kol kola parklara girerek karşı duruşlarını bir daha hükümetin yüzüne çarparcasına gösterdi.


Örgütlü mücadeleyle beraber gücünün farkına varan emekçi kadınlar, cinsiyet eşitliğinin ilk örneklerini oluşturarak meydanlarda erkek işçilerle bir arada grevlerine devam etti. Kadınların uyanışını büyük risk gören hükümet, binlerce kadına işkence etti ve fabrikalarda yakarak yok etti. Fakat unuttukları bir şey vardı, küllerinden doğan bu kadınlar artık eskisi gibi çabuk solup giden çiçeklere benzemiyordu…


Doğayı emeğiyle var eden kadınların işçi bayramında, elbette söyleyecek sözleri vardı. Kadınlar, yıllar önce birkaç kişiyle başlattığı yürüyüşün milyonlara ulaştığı bayrağını sırtlayarak kendi özgün çalışmalarını gerçekleştirdi ve emekçi halka ömrünü adayan Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin öncülüğünde yeni bir yapılanmaya girildi. Emekçi kadınlar, kendilerini ifade edebilecek ve haklarını özgün yapılanmalarıyla beraber seslerini en uzağa ulaştırmaya karar verdi. 1910 yılında Danimarka’nın Kophenhag kentinde gerçekleşen 1. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında Clara Zetkin, böylesi önemli bir günü, 8 Mart 1857 yılında tekstil fabrikasında yaşamını yitiren kadınlara adayarak, Mor boneli kadınların ölüm yıl dönümünü, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olmasını önerdi. 8 Mart dünya Emekçi Kadınlar Günü ve 1 Mayıs İşçi Bayramı işçi halkın sesini meydanlarda duyurarak sistemi kökünden değiştirme kararıyla tüm dünya kadınları ve işçileri tarafından her yıl kutlanıyor. 


(la)