Hem kadın hem de işçi kimliğinin görünmeyen emeği…

10:44

Mizgin Tabu / JINHA


AMED – Bismil’in Yukarı Darlı Köyü’nde 1 Mayıs’ı tarlalarda çalışarak karşılayacak olan kadınlar, kendilerinin emeklerinin hem kadın olarak hem de işçi olarak sömürüldüğüne vurgu yapıyor. Ayrıca sürece de değinen kadınlardan Adile, barış sürecinin başarılı ilerlemesi sonucu, köyüne dönmeyi umut ettiğini paylaşıyor.


Amed’in Bismil ilçesine bağlı Yukarı Darlı Köyü’nde de kadınlar 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı karşılamaya hazırlanıyor. Fakat onlar, görünür olmayan emeğin sahipleri olarak 1 Mayıs’ı karşılıyor. Çünkü onlar hem kadın hem de köylü. Henüz işçi kimliklerinin dahi olmadığına vurgu yapan kadınlar, o günün sadece “memur”lar için tatil olduğunu hatırlatıyor. Yukarı Darlı’da kadınlar, sabah 06.00’da tarlalara emeklerini akıtmaya başlıyor. Akşam 16.00’a kadar ter döken kadınlar, aynı zamanda gün içinde de hem evini temizlemek için hem de akşama yemek yetiştirebilmek için koşturuyor. Bu koşturmaca içerisinde de sürecin kadına ve Bölge’ye etkileri üzerine yoğunlaşıyor onlar.


‘Devlet, köylerde çalışan işçinin emeğini görmüyor’


Halime Akan da emeklerinin görülmediğini ve sömürüldüklerini ifade eden kadınlardan biri. 16 saat boyunca tarlada, güneşin altında çalıştıklarını söylüyor Halime. O, tarlada çalışmanın zor ve zahmetli bir iş olduğunu ifade ederken, “Köyde birde kadın olunca omzundaki yük daha da ağırlaşır. Kadının tarlada çalışması yetmiyormuş gibi; öğlen yemek yiyebilmek için ara verdiğimizde kadınlar eve koşup evi temizlerler ya da akşama yemek hazırlar. Önümüzde 1 Mayıs İşçi Bayramı var biz o günde çalışacağız. Devlet köylerde çalışan işçilerin emeklerini görmüyor. O gün memur kesimin tatili olur. Bizim işçi kimliğimiz bile yok” diyor.


‘1 Mayıs’ta işimizi de yapacağız, mitinge de gideceğiz’


Gulê Aksu ise, kadınların bugüne kadar görünmeyen emeğinin bugünden sonra görünür olması için mücadelelerine devam edeceklerini belirtiyor. “1 Mayıs’ta işimizi de yapıp mitingimize de gideceğiz” diyen Gulê Ana, “Kadın hep köleleştirildi. Kadının özgürlük mücadelesinin bu seviyeye getirmesi önderliğimiz Abdullah Öcalan sayesindedir. Kadın şimdiye kadar erkeğin zulmü altında yaşadı ve hala da yaşanılıyor. Bazı kadınlar hala kapının önüne dahi çıkamıyor. Kadın, erkek eşit koşularda, eşit haklara sahip olmalı” sözleriyle kadın mücadelesini sahiplendiğini dile getiriyor.


‘Şehirde çalışanlar gibi izin günümüz yok’


“Tüm yaşantımız hayvancılık, tarlada çalışarak, evde iş yaparak geçiyor” diyen Adile Aksu, köylerde yaşayan, tarlada çalışan insanın, şehirde çalışan insan gibi izin günü olmadığına vurgu yaparak çalışma koşullarından söz ediyor. 16 saat boyunca güneşin altında kavrulduklarını söylüyor Adile. Adile, kadın olunca köyde omzuna yüklenen yükün daha da ağır olduğuna değiniyor ve “Annen ya da baban öldüklerinde dahi sen hayvanların bakımını yapmak zorundasın” sözleriyle içinde uhde olarak kalan geçmişine bir selam veriyor. Adile, barış olursa köyüne geri döneceğinden de söz ediyor: “Barış süreci olumlu geçse bizim için çok iyi olur, köyümüze giderdik. Bizim köyümüz Mardin’de Akres’tir. 1990’lı yıllarda devletin baskısından dolayı köyümüzü terk etmek zorunda kaldık.”


‘İşimiz hafifliyor, ama sorunlarımız artıyor’


Zarife Aksu ise beriye gidiyor. Beriye gidip süt sağıp, daha sonra eve getirerek akşama bırakıyor. Gün içinde de evin gündelik işleri ile uğraşıyor Zarife Ana. “Ekmek pişir, evi temizle, çocuklarla ilgilen akşam olduğunda bizim için iş tekrar başlar.” Tabi bu arada bir de bildiklerini yeni nesile aktarmak da var. Zarife Ana, beride sağdıkları sütü kaynatıp mayalayıp; bir süre sonra yoğurt torbalarında süzüyor. Sabah saatlerinde de çocuklara yaptıkları peynirleri veriyor ve onlar da çarşıya satmaya götürüyor. Çarşıda satılan ürünlerin, emeklerini ve giderlerini karşılamadığını söylüyor Zarife Ana. Ama mecbur olduklarını da ekliyor. Yaptıkları işlerin şimdi daha az olması nedeniyle daha rahat olmadıklarını ifade eden Zarife Ana, bir yandan da rahat olmadıklarına değiniyor. Yaptıkları iş azaldı, fakat sorunlar hala artarak devam ediyor. Zarife Ana, “Şimdiye baktığın zaman çocuklarımız gözaltına alınıyor, işkencelere uğruyor çocuklarımız bunu üzerine dağa çıkıyor, şehit oluyor. Yaşantımızın bu şekliyle rahat değiliz” diyor.


Foto - Kamera: Mizgin Tabu


(gk)