‘Ana’dan ‘Feminist’e ‘Kaktüs’ten ‘Amargi’ye kadın dergiciliği üzerine
16:01
Pelin İktüeren / JINHA
İZMİR – Tüyap İzmir Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında, Kadın Yazarlar Derneği’nin düzenlediği konferansta “Kadın Dergiciliği ve Örgütlenme” konuşuldu. Derya Şaşman Kaylı ve Sevim Korkmaz Dinç’in yaptığı konuşmada kadın dergiciliğinin yüz yılı aşkınlık tarihi ve kadın örgütlenmesi üzerinde duruldu.
1800’lü yıllardan 2000’li yıllara kadar çeşitli isimlerle var olan kadın dergileri dönemin politik duruşu ve toplumsal yapısı konusunda da fikir veriyor. 1938 yılında “Ana” isimli kadın dergisiyle karşılaşılırken, 1952’de “Ev İşi”, 1987’de “Feminist” isimleriyle dergiler yayınlanıyor. Toplumda, kadının annelik temsilinden öteye gitmeyen anlayışı, dergi isimlerinde de varlığını sürdürüyor. “Kadın” söylemi 1947’lerde “Kadın Gazetesi” yayınına kadar karşımıza çıkmıyor.
Fermanlar kadın tahakkümüne işaret ediyor
“Kadınların kendi yazılarını, sözlerini, düşüncelerini dergilerde takip etmek, kadınların tarihini takip etmekle eş anlamlı bizim için” diyen Derya, Osmanlı döneminde başlayan kadın dergiciliği serüveninin yüz yılı aşkın olduğunu belitti. Döneme ilişkin kadın tahakkümüne fermanların içeriğinden örnekler vererek dikkan çeken Derya Şaşman Kaylı, “Osmanlı Dönemi’nde, kadınlar için çıkarılan fermanlarda ferracelerinin renklerinden, hangi lokumcu dükkanına gidip, hangi erkeklerle birarada olup olamayacağına kadar, hangi gün sokağa çıkıp, hangi pazardan alışveriş yapabileceğine kadar, fermanlarla devlet kadınların yaşamlarını düzenlemiş” şeklinde konuştu.
Kadın dergiciliğinin başlaması, geleneksel yapının kırılmasıyla ortaya çıkıyor. 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla birlikte kadın hareketi, kadınların sesi, toplumların nefes almasıyla da olanaklı bir şekilde görünür oluyor.
‘Kadınlar ataerkil tuzaklarla mücadele ediyorlar’
Kadınların Tanzimat Fermanı ile birlikte kamusal alana çıktıklarına ve toplumu sorgulamaya başladığına işaret eden Derya, ataerkil tuzaklarla mücadelenin yollarının da yine bu dönemde araştırılmaya başlandığını belirtti. Derya, 1900’lü yılların mücadele taktiğini yeni yeni keşfettiklerini belirtirken, kadın dergilerine ulaşmaya çalıştıkça kadınların mücadelelerini öğrendiklerini ifade etti. Derya ayrıca dergilere ulaşmanın zorluğuna işaret ederek, “Aslında kadın yayınlarına ulaşmanın bu kadar meşakkatli olması ne kadar ataerkil bir yapıda yaşadığımızı gösteriyor. Erkeklerin sözleri, erkeklerin düşünceleri bu kadar kolay ulaşılabilir, bu kadar yaygınken, kadınların düşüncelerine sözlerine o yaşam stratejilerine ulaşmak o kadar zor” ifadelerine yer verdi.
Kadınlar, dergilerde dayatılan dünyayı eleştiriyor
Kadının konumunun erkekler tarafından Antik Yunan’dan günümüze kadar düşürülmüş olduğunu belirten Derya, “Kadın hareketi politik bir harekettir ve bize dayatılan dünyayı eleştirmeyi, eleştirel bakabilmeyi gerektiriyor. Muhalif durmak, size söylenen şeyin niçin söylendiğinin peşine düşmek, soru sormak politik bir duruştur. Siz soru soruyorsunuz ve bu sorularınız şimdiye kadar var olmuş, şimdiye kadar kadınlara söylenilen bir hiyerarşiyi, bir tahakküm mekanizmasını tehdit ediyor. Ve tehdit ettiği için de siz bir dergi çıkartıyorsanız eğer ekonomik olarak, sosyal olarak bir çok engelle karşılaşıyorsunuz” sözleriyle kadınların desteğinin dergicilikteki önemine ve zengin dergicilik tarhine vurgu yaptı.
Konferansta, dergiciliğin kadın hareketini besleyen bir yapısının olduğuna dikkat çekilerek, “Kaktüs”ten “Cımbız”a “Uçan Haber”den “ Pazartesi”ye “ Kaos GL”ye kadar dergicilik serüveni yolcuğunu günümüz dergilerine kadar getirerek “Amargi”, “Sosyalist Feminist”, “Fe” dergilerine ve önemine de değinildi.
(pi/gk)

