İktidar ‘üvey evladı’ üretir

10:45

 


Pelin İKTÜEREN - JINHA


İZMİR  – Sosyolog Selda Ustabaş, homofobinin “görülmeyen bir ayrımcılık modeli” olduğunu belirtti. Homofobik bir toplumun, birlikte yaşama meziyetinden yoksun olduğunu ifade eden Selda, “Homofobik bir toplum, ayrımcılıkla yönetilen, sadece benzerlerin yaşam hakkını savunan, sadece kendi onayından geçmiş bireylere yaşam alanı veren bir toplumdur” dedi.


 


Tarihi, yani eşcinselliğin Uluslararası Hastalık Sınıflaması’ndan (ICD) çıkarıldığı gün olan 17 Mayıs 1990’da Homofobi ve Transfobiyle Mücadele günü ilan edildi. Şu ana kadar Avrupa Birliği ve Brezilya bu günü resmi olarak tanıdı. Türkiye’de Türk Dil Kurumu’nda (TDK) homofobiyle ilgili bir açıklama hala bulunmamakta. Toplumsal, ideolojik, dini veya psikolojik nedenlerle ortaya çıkan homofobi, eşcinsellere karşı duyulan nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılık anlamında ele alındı. Homofobi kelimesi ilk olarak TIME (The International Magazine of Events- Olayların Uluslararası Dergisi)’da kullanıldı. Küçük yaştan itibaren kendini dinsel öğretinin içinde bulan birey, okudukları ve duyduklarının ışığında küçük yaşta homofobik yaklaşımlar içerisine girebilir. Uluslararası Af Örgütü'ne göre homofobik yaklaşımların sonucu, yaklaşık 70 ülkede eşcinsellere zulmedilmektedir. Yaklaşık 8 ülkede, eşcinsellere idam cezası verilmektedir.


Sosyolog Selda Ustabaş ile ‘homofobi’ üzerine konuştuk.


Görülmeyen ayrımcılık modeli: Homofobi


Homofobinin her zaman için ‘görülmeyen ayrımcılık modeli’ olduğunu söyleyen İzmir Kadın Sorunları Araştırma Derneği üyesi Selda Ustabaş, “Homofobiyle yüzleşmek, üzerine kendinden emin ayaklarla basılan erkelik dalını, kendi elimizle kesmeyi gerektirir” dedi. Homofobinin, kadınsı olmaktan kaçmak, kadınsı olduğu için aşağılanan birçok şeyden geri durmak olduğunu ifade eden Selda, erkekliğin kendini kadınsı taraf üzerinden var ettiğini ve bu yönüyle erkek iktidarın da kurduğu sistemi heteroseksizm üzerinden yürüdüğünü dile getirdi. Selda, homofobinin ‘eril’ bir toplumda bilinçli şekilde oluşturulan bir kavram olduğuna işaret etti. Sistemin, heteroseksüellik ve erkek egemenlik üzerinden yürüdüğünü belirten Selda, “Homofobinin toplumsal alana yayılışına baktığımızda, şiddet ve yok etme isteği ile karşılaşırız. O yüzden bu ayrımcılığı basit bir korku durumu olarak görmek, yaşanılan ayrımcılığı küçümsemek ve ortadan kaldırmak için gösterilen çabayı yok saymak olur” dedi.


Selda, herkesi temsil etmesi gereken yasal düzende, eşcinsellerin olmadığına dikkat çekerken, yaşatılan yok sayma ve imha politikalarının, hak arayışında olan bir toplumsal grubu ortaya çıkardığına değindi. “İktidar, yarattığı düzende  kendi elleriyle ‘üvey yurttaşlar’ üretir” diyen Selda, iktidarın, “üvey evladı” kendi gücünü kaybetmemek için bilerek yarattığını söyledi.


‘Homofobik toplumlar, yoksunluklar üzerine kuruludur’


Homofobinin iktidar tarafından üretilip, toplum tarafından sürdürüldüğünün altını çizen Selda, homofobi gibi bütün ayrımcılıkların iktidarın var olduğu alanlarda yaşandığına dikkat çekti. “İktidarı bir benlik olarak ele alırsak, esas olan onun varlığı, onun doğrularıdır” şeklinde konuşan Selda, toplumda da düzene uymayan her şeyin, toplumun sağlığını bozduğu anlayışının hakim olduğunu sözlerine ekledi.


Homofobik bir toplumun, birlikte yaşama meziyetinden yoksun olduğunu ifade eden Selda, “Homofobik bir toplum, ayrımcılıkla yönetilen, sadece benzerlerin yaşam hakkını savunan, sadece kendi onayından geçmiş bireylere yaşam alanı veren bir toplumdur” dedi. Homofobik toplumun barış, adalet, vicdan konusunda da eksik olduğunu söyleyen Selda, homofobik toplumların aslında bir çok yoksunluklar üzerine kurulu olduğunu dile getirdi.


‘Homofobi bir tür ırkçılıktır’


Homofobiyi bir tür ırkçılık olarak tanımladığını ifade eden Prof.Dr. Nilgün Toker Kılınç, homofobi ile mücadele etmenin yollarını anlattı: “Öncelikle Türkiye'de mutlaka her türlü ayrımcılıkla mücadele için gerekli olan ama homofobi için ayrıca lazım olan şey, nefret suçlarının anayasada kabulü. Nefret suçları, ‘bir kişiye olduğu şeyi olmasından dolayı yapılan saldırıdır’. Kişinin eşcinsel olması, transeksüel olması, Kürt olması, kadın olması gibi.. Homofobiyle mücadelenin en önemli ayaklarından biri, heteroseksüel olmayanların da örgütlenme, seslerini duyurma, görünür olma, haklarını garanti altına alacak bir hukuk sistemi ve toplumsal zihniyetin sağlanması. Türkiyede’ ki kurum ve kuruluşların bu hakkı gözetmesi, savunması gerekir. Yasalar ne yazarsa yazsın, yasaların uygulanmasında ‘toplumsal zihniyet’ engel oluyor.”


(pi/gk/hp)