Down sendromlu çocuğa adanmış hayat…

12:30

 


Pelin İktüeren /JINHA


İZMİR – Dilanların evine girdiğimizde güler yüzle karşılıyorlar bizi. Dilan’ın ismini kendi verdiği 7 aylık kardeşi Toprak Ege gülücüklerini saçıyor. Ablası Dilara’nın madalyaları evin duvarlarında. Mutlu görünüyor ev halkı. Anne ve Babayla göz göze geliyorum. Orada yaşanmışlıklar, orada acılar, orada Dilan’a adanmış hayatın izlerini, nemli gözleri görüyorum. BabaAli Hasan Özer, “Gözyaşımın içtiğim çayın yediğim yemeğin içine düşmediği gün yoktur” sözünü önce gözlerinden okuyorum.


Dilan dokuz yaşında güler yüzlü çok güzel bir çocuk. Down Sendromlu olarak dünyaya gelmiş. Annesi Zöhre Özer doğumda öğrenmiş Down sendromlu bir bebeği olduğunu. O an hayatına “Down Sendromu” girmiş. Ve başlamış araştırmaya. Nedir bu down sendromu, ne yapabilirim. Çocuğumu nasıl büyütebilirim diye. Doktorların konuşamayabilir, yürüyemeyebilir, hislerini söylemeyebilir dediği Dilan, şimdi kocaman sarılıyor annesine “annem” diyor, koşuyor. Bu aşamaya gelene kadar zor aşamalardan geçtiklerini anlatıyor Zöhre ama herşeyin başı sevgi diyor, sabır diyor.  Sevgiyle yaklaştıktan sonra herşeyin  üstesinden gelinebileceğini gösteriyor.


Zöhre bir kitap yazmış. Kızıyla birlikte yaşadıklarını, acılarını, sevinçlerini. Duygularım beni bastırdı diyor. Kendime yazarak bir çıkış yolu buldum diyor Zöhre. Ortaya dokuz yıllık emeğin, dokuz yıllık mücadelenin anlatıldığı bir kitap çıkmış. Ancak kitap için sponsor bulunamıyor. Bir çok yerle temasa geçtiklerini hala haber beklediklediklerini söylüyorlar.


‘Başkasına anlatacağıma yazıya döktüm’


“Duygularımı yazdım, duygularım beni bastırdı. Onu yazdığım zaman daha rahatladım. İnsan kendine bir sırdaş bir arkadaş arıyor ya, dedim başkasına anlatacağıma kitaba dökeyim daha iyi. Ben günlük tuttum kendime. O günlüğü de bugün kitaplaştırdım. Ne yaşadıysam yazdım. Hastane dönemleri, evde, okulda, günlük hayatında yaşadıklarımızı herşeyi yazdım. 9 yıldır her gün hastanelerdeyim. Ben hayatımda herşeyi Dilan’a göre düzenliyorum. Hayatım herşeyim Dilan’dır. Dilan neredeyse ben de ordayım. Dilan zaten bensiz yapmaz, yapamaz. Ben de kızım olmadan yapamam. Bütün planlarımı ona göre yapıyorum. Kendime özel bir hayatım yok. Hep Dilan, başka ne yapabilirim.”


Anne babanın bilinçli olması çok önemli


Zöhre:“Anne baba bilinçli olduktan sonra zor değilmiş. Çevre desen kimseden öyle destek almadım. Ne kendi ailemden ne eşimin ailesinden.  Bunu eşim, ben, büyük kızım Dilara başardık. Bir de özel eğitimle başardık.” diyor.


Dilan 2,5 yaşından sonra eğitimin meyvelerini vermeye başlamış diyen Zöhre sözlerine şöyle devam etti:


“Doktorların bana söylediğine göre yürümeyebilir, konuşmayabilir, sana hiçbir tepki vermeyebilir. Ben hep onlarla yaşadım. Dedim ki acaba gerçekten de öyle olacak mı. Dilan konuşabilecek mi, yürüyebilecek mi, bana anne diyebilecek mi, kendi hislerini bana söyleyebilecek mi. Bunların hepsini başardı. Şuanda öz bakımını kendisi yapıyor. Her şeyini söylüyor. İnanın ki Dilan’ın down sendromlu olduğunu anlamayanlar var. Çok güzel yetişti, sosyal bir çocuk.


Kitap için destek bekliyorum


Kitabın başka insanlar tarafından okunmasını isteyen Zöhre, “İzmir’de bulunan tüm belediyelere sesleniyor ve onların desteklerini bekliyorum.  Birkaç belediyeden randevu aldım ve bekliyorum.


(pi/la)