Hediye Aksoy: Yüreğim ve aklım hala cezaevinde...
14:16
Gülşen Koçuk / JINHA
ÊLİH (BATMAN) – Bir ay önce Bakırköy Cezaevi’nden şartlı tahliye edilen Hediye Aksoy’un yakınları, hala tahliyenin sevincini ve heyecanını yaşıyor. Fakat onların akıl ve kalplerinin diğer tarafı hala cezaevlerinde… Ailesi ve Hediye, başta hasta tutsaklar olmak üzere, özelde siyasi tutsakların serbest bırakılmasıyla daha mutlu olacaklarına işaret ediyor.
Mardin doğumlu olan ve küçük yaşta Kürt Ulusal Mücadelesiyle tanışan Hediye Aksoy, yaklaşık bir ay önce 12 yıllık bir cezaevi sürecini tamamlayarak şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. Bir yıllık bir süre için serbest bırakılan Hediye Aksoy, ilk olarak 18 yaşındayken yani 1994 yılında yaralı ve gözlerini kaybetmiş şekilde yakalanıyor. Geçirdiği 6 yıllık tutsaklığa Erzurum Cezaevi’nde başlarken, sonra sırasıyla Sakarya, Çanakkale, Ümraniye cezaevlerinde kalıyor. Hediye, bu tutsaklığın ardından 2000 yılında tedavi amaçlı, şartlı olarak tahliye ediliyor. Bırakıldıktan 6 yıl sonra ilgisi olmadığı halde konu olduğu ve gerçekleştirilen bir operasyon sonucu alınan Hediye, 2007’de tekrar cezaevine girdi. Kendisine savunma hakkı bile tanınmayan mahkemelerin sonucu olarak 18 yıl 7 ay hapis cezası verildi. İlk yakalandığı günden bu yana sağlık sorunlarının kendisini bırakmadığını belirten Hediye, en son meme kanserine yakalanarak yeni bir mücadeleye daha girmek zorunda kaldı.
Şimdi tedavisine başlayacak olan Hediye’nin çıkışı, ailesi, dostları, arkadaşları tarafından büyük bir heyecanla karşılanmıştı. Bizler de başta Hediye Aksoy ve annesi olmak üzere, mikrofonlarımızı Hediye Aksoy’un yakınlarına uzattık.
‘Divê ji bo azadiya girtiyên din jî hewldan çêbin…’
Newroz’a bir gün kala Bakırköy Cezaevi’nden tahliye edilen Hediye Aksoy, tutsakların cezzaevi koşullarındaki durumuna işaret ederek şöyle konuştu:
“Tutuklu kadın arkadaşların, benim üzerimde büyük emekleri var. Ben arkadaşlarıma, sağlığımı düzelteceğim konusunda söz verdim. Benim dışarı çıkmamda kadın hareketlerinin büyük çaba ve emekleri var. Fakat, bu çaba ve çalışmaların, diğer hasta tutsaklar için de gösterilmesini istiyorum. Bu arkadaşlarımızdan birisi de Fatma Tokmak. Durumu iyi değil. Şimdi de Adli Tıp raposunu bekliyor. Şimdiye kadar hiçbir şekilde ona bir cevap verilmedi. Artık cezaevi kapılarının sonuna kadar açılması ve bu arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması gerekiyor. Bundan bir yıl önce de Erzurum Cezaevi’nde Mehmet Aras arkadaşım, hastalığından dolayı yaşamını yitirdi. Daha fazla ölümlerin yaşanmaması için de hastsaa tutsakların hemen serbest bırakılması gerekiyor.”
‘Azadî bi fîzîkî nabe…’
Hediye, fiziki olarak tutsak olsalar da tutsakların, dışarıdaki insanlardan daha özgür olduklarını belirtiyor. Cezaevindeki insanın duygu, düşünce ve kalben daha çok dışarda olduğuna değinen Hediye, “Sokaklarda katledilen kadınların, çatışmalarda yaşamını yitiren gençlerin acısı, cezaevinde daha büyük hissediliyor. Ben şimdi serbest olabilirim. Fakat benim yüreğim ve aklım hep cezaevinde olacak” diyor.
‘Çocuklarımıza zulmedip zindanlara atmak neden!’
Bizleri derinden etkileyen bir anne ile daha karşılaşmak o kadar da kolay olmadı. Hediye Aksoy’un annesi Şirin Aksoy. “Benim kızımı yaralı tutukladılar. Kör, çaresiz, esir!” diyor Şirin Ana. Şirin Ana, kızı Hediye’nin, 13 yıl boyunca sebepsiz bir yere tutulduğunu dile getiriyor. “Bizi birbirimizden kopardılar. Kahroldum, ağladım bedenim çürüyene kadar, dünyadan kopana kadar” diyor… Sonra Ana, kızını bir an dilinden düşürerek diğer çocuklarına ve diğer analara getiriyor sözü. “Onun gibi hasta olanlar”. Şirin Ana, geçmişte Türkler ve Kürtlerin beraber savaştığını, birlikte mücadele verildiğini söylüyor gücü yettiğince… “Bütün bunlara rağmen şimdi çocuklarımıza zulmedip zindanlara atmak neden!” diye soruyor ve şöyle diyor:
“Umut ediyoruz ki anneler el ele verir ve hasta tutsaklar bırakılır. Biz yine de kardeşiz, elimizi uzatalım birbirimize… Cezaevlerini açın, hastaları bırakın. Biz barış diyoruz. Devletten rica ediyoruz. Barış olsun artık. 13 yıl sonra kızıma kavuştum. Allah’tan isteğim annelerin çocuklarına kavuşmasıdır.”
‘Herkes diline, hakkına kavuşuyor ama bizimkisi yasak’
Sadece onurlu bir barış ve çocuklarına kavuşmak istediklerini söyleyen Hediye Aksoy’un ablası Gül Bayar ise, “Anaların gözü yaşlı, içi dertli. Bizler adalet istiyoruz. Adalet herkese var ama bize yok. Bizler ezilen insanlarız. Her millet hakkına, diline kavuşuyor. Fakat bizlere herşey yasak” diyor.
Kardeşinin bırakılmasından duydukları mutluluk ve heyecanı tarif edemeyen abla, bütün tutsakların bırakılacağı, genel affın çıkarılmasını istediklerini vurguluyor.
Hediye Aksoy’u, bir de yeğenlerinden Fatma Aksoy’dan dinliyoruz. Fatma, halasının ilk kez cezaevine girdiği dönemi küçük olduğu için hatırlamadığını söylüyor. Fakat ikinci defa cezaevine girene kadar çok bağlandığı halası Hediye Aksoy’un yanında olamayışını, derinden hissederek yaşıyor. Hediye’nin genç kadınlar olarak kendilerine çok destek verdiğini de ekleyen Fatma, halasının kendileri üzerinde büyük emekleri olduğuna vurgu yapıyor.
Alınan mektuplardan sonra, gelmeyen değerlendirmeler…
Hediye’nin hastalığını duyduklarında kendilerinin moralmen çöktüğünü belirten Fatma Aksoy, dışarda verdikleri mücadeleyi şu sözlerle anlatıyor:
“Defalarca, sayısız mektuplar yazdım. Adli Tıp, İnsan Hakları Mahkemesi, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı… Bütün bu kurumlara mektup gönderdim hem kendi adıma hem babaannem adına. Ama sadece bir iki yerden cevap aldık. ‘Mektuplarınızı aldık, değerlendirmeye koyacağız’ gibisinden yazılar gönderildi; ki hiçbir şey yapılmadı. İnsan bir cevap almayınca daha kötü oluyor. Biz bu sefer daha fazla mektup göndermeye başladık. Son olarak bu kanser hastalığını da duyunca daha çok sarsıldık. Onun için çalışmalar başlattık. Basın açıklamaları yaptık, gazete ve televizyonlara röportajlar verdik. Yani sesimizin ulaşabileceği her yere seslendik. Biz elimizden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışıyorduk. Ki bu süreç içerisinde cezaevindeki arkadaşlara da sonsuz teşekkürler ediyoruz. Onların çok yardımı dokundu halama. Onlar, halamın ikinci bir ailesi diyebilirim. Halam cezaevindeki arkadaşlarıyla kaldığı kadar bizimle kalmadı.”
Hiç beklemedikleri bir anda Hediye’nin çıktığını duyduklarını belirten Fatma Aksoy, şöyle diyor:
“Akşam, halamın çıktığı haberini alınca hepimiz o heyecanla bir tarafa koşuşturduk. Aklımıza gelebilecek herkese telefonlar açıp haber verdik onlara. ‘Müjdemizi isteriz, halamız çıktı’ diye. Tatlılar dağıttık. Düğünümüz de vardı, çifte düğün yaptık biz… Hepimiz düğünü unuttuk. Gelin damadı bir tarafa bırakın, artık halamın düğününü kutladık. Kendisi de şarkılar söyledi. Ben bu duyguyu bütün tutsak ailelerinin, dostlarının, arkadaşlarının yaşamasını diliyorum.”
‘Onun görmediğini fark etmiyorum, çünkü hissederek yaşıyor’
Hediye Aksoy ile 2000 yılında tanışan arkadaşı Kudret Gülün, Hediye ile çok hızlı fakat değerli bir arkadaşlıklarının geliştiğini dile getiriyor. Hediye, 2007’de tutuklandıktan sonra da arkadaşını yalnız bırakmayan Kudret, sürekli olarak görüşe giderek, Hediye’ye destek olmaya çalışıyor.
Hediye’nin tutuklanmasının herkes üzerinde ciddi bir etki yarattığını belirten Kudret, bu üzüntünün Hediye’nin fiziksel koşullarından kaynaklı olmadığını da ekliyor. Kudret, “Fiziksel koşulları her ne kadar sağlıklı olmasa da ben Hediye Hevali hiçbir zaman yanımda görmeyen bir arkadaş olarak hissetmedim. Çünkü herşeyi çok içten hissederek yaşayan bir arkadaştır” diyor. Hediye’nin kendisi gibi birçok kişi üzerinde büyük emekleri olduğunu söyleyen Kudret, içinde bulunduğu imkansızlıklara rağmen, Hediye’nin her zaman moralli olduğuna ve çevresindekilere pozitif enerji verdiğine işaret ediyor. “Hiçbir zaman hastalığının arkasına sığınan bir Hediye görmedik” diyen Kudret, Hediye Aksoy’dan en çok etkilendiği anı şöyle anlatıyor:
“Hediye her zaman coşkulu ve heyecanlıydı. Ki o dönem kemoterapiye gidiyordu. Şartları çok ağırdı. Hediye’den etkilendiğim ve hala anlatınca dahi tüylerimi diken diken eden olay, Hediye’nin ameliyata girdiği andı. Ameliyata girerken anlatamayacağım kadar çok zorlanmıştım. Ben ‘Hediye’ deyince; yavaşça, fısıldaşan bir sesle ‘Kudret’ dedi ve o an kendimi tutamadım… Hiç kimse kendisini tutamadı o sesi duyunca…”
Fatma Tokmak’ın durumu ağır
Hediye’nin tam olarak hastalığını yenemediğine de dikkat çeken Kudret, Hediye’nin hasta bir şekilde içerde kaldığı süreçte, içerdeki kadınların ona verdikleri büyük destek ve emeğin varlığını hatırlatıyor. Kudret, içerdeki tutsakların, hasta olanlara karşı her zaman hassas yaklaştıklarına işaret ederken, “Fatma arkadaş… Fatma Tokmak…” diyerek diğer bir hasta tutsağa getiriyor sözü. Fatma Tokmak da durumu ağır olan tutsaklardan birisi ve açık kalp ameliyatı olması gerekiyor… Cezaevi koşullarında ameliyat olamayan Fatma Tokmak’ın bir de cezaevinde büyüyen Azad adında bir oğlu var. Her görüşte Azad annesinden etkileniyor, görüşçüler de Azad’dan etkileniyor. Kudret, içerde hasta tutsaklarla beraber yaşayanlar kadar olmasa da, kendilerinin de çok etkilendiğini dile getiriyor.
Hediye Aksoy’un Newroz’a bir gün kala çıkışını, “Hediye bize Newroz hediyesidir” şeklinde yorumlayan Kudret Gülün, aniden gelişen durumun heyecan ve şokunu hala üstünden atamadığını söylüyor. Ayrıca Kudret, en kısa zamanda bütün hasta tutsakların içerden çıkmasıyla daha büyük bir sevinç yaşama umudunun varlığını da belirtiyor. Hediye’nin çıkmasına başta annesi olmak üzere en çok ailesinin sevindiğini de paylaşan Kudret, “Hediye’nin annesi, cezaevinden çıktığında cezaevi kapısında oturup ağlıyordu. Yine ablası, kalp hastası. Her görüşten çıktığında kapıda baygınlık geçiriyordu. Hepimiz Hediye’nin çıkmasına çok sevindik. Ama hepimizden çok annesi bu sevinci yaşadı” sözlerine yer veriyor.
‘İçerdeki sorunların çok azı dışarıya yansıyor’
Kadın tutsakların içerde yaşadıkları sorunlarla Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TUHAY DER)’nin yanı sıra Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) ve kadın örgütlerinin de ilgilendiğine değinen Kudret Gülün, BDP olarak kendilerine, genellikle kritik sorunların yansıdığını dile getiriyor. Daha çok hasta tutsakların sorunlarıyla birebir ilgilendiklerini aktaran Kudret, “Görüşe gidip, oradaki arkadaşların durumunu gördüğümüzde, içerden dışarı çıkan arkadaşları gözlemlediğimizde, az çok tahmin edebiliyoruz yaşadıkları koşulları. Cezaevine giren arkadaşların teninden tutun fiziksel özelliklerine kadar koşulların çok ağır olduğunu fark edebiliyorsunuz. Cezaevine girip 6 ay ya da bir yıl kalan arkadaşlar bile mide sorunu yaşar. Bu ne demektir? Yani bu, sağlıksız beslenme ve sağlıksız koşullarda yaşamanın sonucudur” diyor.
(gk)

