Kıbrıs’tan sürece destek
18:26
JINHA
KIBRIS – Müzakere sürecine destek vermek ve Dicle Üniversitesi’nde yaşanan faşist saldırıları kınamak amacıyla bir basın açıklaması yaptı. Onlarda STK’nın da katıldığı basın açıklamasında öğrenciler, “Bütün vicdan sahibi insanları Ingeborg Bachmann’ın ‘yeni bir dil olmadan yeni bir dünya kurulamaz’ sözü etrafında toplanmaya çağırıyor ve herkesi barışın dilini birlikte oluşturmaya davet ediyoruz” dedi.
Kuzey Kıbrıs’ta bulunan Doğu Akdeniz Üniversitesi’ndeki demokrat ve yurtsever öğrenciler, bugün kampüs içerisindeki CL Meydanı’nda, Türkiye’deki müzakere sürecine destek vermek ve Dicle Üniversite’sinde yaşanan saldırıları kınamak amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı basın açıklamasında ‘Her yer Dicle her yer Direniş’ ve ‘Kıbrıs’tan Amed’e Direnenlere Bin Selam’ pankartları açıldı. Açıklamada, BDP’li milletvekillerinin İmralı ziyaretiyle başlayan ve Öcalan’ın 21 Mart Diyarbakır Newrozu’nda yaptığı tarihi çağrıyla büyük bir ivme kaydeden müzakere sürecinin, artık devletin atacağı somut ve samimi adımlarla ilerleyebileceği kaydedildi.
Kıbrıs’taki dernekler ve siyasi partiler dahil 13 sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği basın açıklamasında, Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde, yurtsever öğrencilere yapılan faşist saldırılar da protesto edildi. Bu tür eylemlerin sürecin sabote edilmesine yönelik provokasyonlar olduğuna dikkat çekilen açıklamaya yüzlerce öğrenci katıldı.
Barışın inşasında gerekli pratikleri sergilemenin ve barışı stratejik bir mücadele aracı olarak kullanmanın, yurtseverlerin, devrimcilerin ve demokratların kaçınılmaz bir görevi olduğu kaydedilen açıklamada şunlara yer verildi:
“Yeryüzünün bu kadar çok egemenlik mücadelesine tanıklık etmesinin ve bir çok ülkede girişilen barış çabalarının insanlık lehine sonuçlanmamasının nedenlerinden biri kapitalist modernitenin insan yaşamında kendisine yarattığı yerdir. Böylesi bir zihniyet karşısında, 21 Mart Amed Newrozu’nda yapılan çağrıda vurgulanan demokratik modernitenin inşası, bizler tarafından sahiplenilmeli ve geliştirilmelidir.
Bu süreçte hükümeti, barışmayı kendilerine muhalif güçlerin topyekûn ortadan kaldırılması olarak yorumlayan dillerinden bir an önce vazgeçmeye çağırıyor, sürecin başlangıcından itibaren hükümetin bunu bir ‘çekilme’ olarak dillendirmesinin altında da böyle bir niyetin yattığından endişe ediyoruz. Yaşanan süreç içinde barıştan anlaşılması gereken bir çekilme değil, tam tersine yıllardır bilinçli bir politikayla kutuplaştırılan halkların, birbirleriyle kucaklaşması olmalıdır.
Bu tür süreçler gerekli ve önemli olduğu ölçüde hassasiyet ve kırılganlık da taşırlar. Müzakere sürecini sabote etmeye çalışan bazı kesimler de bu kırılganlıktan nemalanmaktadırlar. Geçtiğimiz günlerde Dicle Üniversitesi’nde yurtsever, devrimci ve demokrat öğrencilere saldıran gerici ve faşist gruplar bu tehlikeye işaret etmektedir. Diyarbakır'da müzakere sürecini baltalamaya çalışanların zihniyet ortakları, kendilerini bugünlerde yüzleri maskeli gruplar olarak diğer kentlerde de göstermektedirler. Böylesi hassas bir süreçte, yaşanan olayların yarattığı her türlü provokasyon atmosferinden olabildiğince kaçınılmalıdır.
Bizler, süreci güvenceye alacak yasal tedbirlerin ve pratiklerin, kadınların da eşit söz ve eylem haklarına dikkat edilmesi suretiyle, bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği inancındayız. Bütün vicdan sahibi insanları Ingeborg Bachmann’ın ‘yeni bir dil olmadan yeni bir dünya kurulamaz’ sözü etrafında toplanmaya çağırıyor ve herkesi barışın dilini birlikte oluşturmaya davet ediyoruz.)
(gk)

