BDP Kadın Meclisi: Özgürlük, ancak örgütlü mücadele ile gerçekleşir

10:37

 Esra Gültekin / JINHA


AMED – BDP Kadın Meclisi Sözcüsü Pelin Yılmaz, 28 Nisan’da Ankara’da gerçekleşecek 2.Olağan Kadın kongresi için başta Bölge il ve ilçeleri olmak üzere, Türkiye’nin birçok yerinde çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Pelin, kongrenin asıl içeriğinin kadınların ortaklaşarak örgütlenmesi olduğunu dile getirirken,  “BDP Kadın Meclisi olarak siyasette kadınların aktif rol oynamaları, özelde de çözüm sürecinde daha aktif bir katılım gerçekleştirebilmeleri için, gerçekleşecek olan bu kongre bizim açımızdan bir örgütlenme kongresi olacak” dedi.


BDP Kadın Meclisi, 28 Nisan’da Ankara’da gerçekleşecek 2. Olağan Kongresi için çalışmalarına hız verdi.  Kongre, “Örgütlü Kadın,  Demokratik Kurtuluş, Özgür Yaşam” şiarıyla Paris’te katledilen 3 Kadın Siyasetçiye atfedilecek. 


 ‘Erk baskısına karşı örgütlü mücadele’


28 Nisan’da gerçekleşecek olan 2.Olağan BDP Kadın kongresi, Paris’te katledilen 3 Kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e atfediliyor. Kongreye ilişkin JINHA’ya açıklama yapan Pelin Yılmaz, “Normal koşullarda daha erken gerçekleştirmemiz gereken bu kongreyi, son bir yıldır Türkiye’de gerçekleşen siyasal gelişmelerden kaynaklı gecikmeli yapıyoruz. Özellikle devletin ‘KCK’ adı altında gerçekleştirdiği siyasi operasyonlar bir zorlama yarattı. Bu kongre,  bizim bu operasyonlara bir cevabımız olacak. Özellikle Kürt kadınlarının bütün alanlarda örgütlülük düzeyini ve örgütlülük düzeyi ile alakalı olarak geliştirmiş olduğu öncülük pozisyonunu kabullenmeyen bir zihniyet ile karşı karşıya kaldık. Hem bu operasyonlara karşı,  hem her türlü devlet ve erk baskısına karşı örgütlü bir mücadele yürüteceğimizin mesajı olacak bu kongre.  Bu vesileyle kongrenin mesaj içeriğini de karşılayan, “Örgütlü Kadın,  Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşam” şiarıyla gerçekleştireceğimiz bir kongre olacak” vurgusunu yaptı.


Örgütlenme Kongresi


Kadın örgütlenme çalışmaları kongre sonrasında da devam edeceğini belirten Pelin, “BDP Kadın Meclisi olarak siyasette kadınların aktif rol oynamaları, özelde de bu sürece daha yoğun bir katılım gerçekleştirebilmeleri açısından, bu kongre bizim örgütlenme kongremiz olacak. Bu nedenle yürütmüş olduğumuz tüm çalışmalar, ilçelerden illere kadar geniş bir alana yayılarak devam ediyor” dedi.


‘Yüreğini katan kadınlar’


Bölgelerde yürütülen toplantıların kongreye katılım sağlamaktan öte bir örgütlenme çalışması olduğunun altını çizen Pelin konuya ilişkin açıklamalarını şöyle sürdürdü:


“Kongre vesilesiyle başlattığımız fakat kongre sonrasında da devam edecek yoğun bir örgütlenme çalışması içerisindeyiz. Köylere ve kırsallara kadar giden, kadınlarla toplantılar alan, süreci ve kadın örgütlülüğünü tartışan bir çalışma programı hazırladık. Özellikle bu kongrenin çözüm sürecine denk gelmiş olması, bizler açısından artı bir anlam ifade ediyor. Bilindiği gibi 21 Mart’ta Amed Newroz alanında Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın milyonların şahitliğinde bir mektubu okundu. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın mesajında “yüreğini katan kadınlar” diye seslendiği kadınlar olarak, bizde Sayın Öcalan’a ve o mesaja cevabımızı örgütlenerek, bu sürecin öncülüğünü yaparak vermek istiyoruz. “


‘Her kimlikten kadının yer aldığı güçlü bir ittifak’


Ankara’da gerçekleşecek olan 2.Olağan BDP Kadın kongresini, farklı etnik kimliğe sahip kadınların ortaklaşması olarak değerlendiren Pelin, “Bu kongreyle beraber HDK ve DTK ile daha güçlü bir ittifak gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Sadece bununla da sınırlı kalmayacak elbette, bu noktada mücadele eden tüm kadın ve sivil toplum kurumları ile daha güçlü bir ittifak gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Bu kongre hem Öcalan’ın özgürlüğü, hem de kadın katliamlarına dur demek ve kadın özgürlüğünü daha geniş bir yelpazede örgütlemek açısından ittifaklarımızı yoğunlaştıracağımız bir kongre olacak” belirlemesi yaptı.


Rum, Ermeni, Arap, Arnavut, Arap, Çerkez…


Pelin, Rum, Ermeni, Arap, Arnavut, Çerkez ve diğer etnik kimliklere sahip kadınlarında kongreye davet edildiğini belirtirken, “Türkiye’de bulunan pek çok kadın kurumuna kongremiz için çağrıda bulunduk.  Bu noktada çok fazla destek gördüğümüzü de belirtmek isterim. Kürdistan’ın 4 parçasındaki Kürdistanlı kadınlarla beraber, Avrupa’dan sosyalist ve komünist partilerin katılımı da gerçekleşecek.  Bunun yanı sıra, kozmopolitik bir ülke de yaşıyoruz ve bu ülkenin demokratik olabilmesi, çoklu yaşam sisteminin oluşmasıyla alakalı olduğundan bunu en iyi kuracak güç kadınlardır. Bu yüzden bütün etnik kimliklerdeki kadınların yer alacağı güçlü ve kitlesel bir kadın kongresi olacak. Ve burada asıl ortaya çıkan kongrenin bu niteliği olacak” dedi.


‘Özgürlük, ancak örgütlü mücadele ile gerçekleşir’


BDP Kadın Meclisi Sözcüsü Pelin, gerçekleşen çözüm sürecine ilişkin kadınlar olarak kendi bilinç ve bakış açıları doğrultusunda tartışmalar yürüttüklerine değinerek, “Çalışmalarımızın tamamını kadın bakış açısı, kadın kurtuluş ideolojisi ve süreç eksenli tartışmalarla yürütüyoruz. Özellikle Sayın Öcalan’ın ifade ettiği üç aşamalı sürecin ikinci aşaması olan anayasal ve yasal çerçeve ile Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinde kadınlar nasıl aktif rol oynayabilir sorusu üzerinde yoğunlaşıyor, bir özgürlük talebimiz varsa bunun örgütsüz bir şekilde gerçekleşemeyeceği inancıyla örgütlenmenin temel gündem olarak öne alınacağı bir süreç olduğunu düşünüyoruz” açıklamasını yaptı. 


‘Sürecin baş aktörü, Sayın Öcalan’dır’


Geçmişten bugüne kadar gerçekleşen ateşkes süreçlerine değinen Pelin, Kürt kadınlarının çözüm sürecine ilişkin temkinli olduklarını dile getiriyor. Pelin, “Şunu ifade etmem gerekir ki, tüm Kürdistan’da olduğu gibi Kürt halkının sergilemiş olduğu yaklaşımın aynısı kadın cephesinde de sergileniyor. AKP, iktidar olduğu süre içerisinde Kürtleri hep oyalayan bir politika izledi. Bu da kadınlarda AKP’ye karşı ciddi bir güvensizlik oluşturdu. Yapacağımız kongrede öne çıkacak bir diğer konunun ise Kürt Halk Lideri sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlük koşullarının oluşturulmasıdır. Kadınların bu süreci koşulsuz desteklemesinin nedeni de sürecin baş aktörünün Sayın Öcalan oluşudur. Sayın Öcalan’ın başlattığı süreçte daha aktif rol oynaması ve sürecin sağlıklı bir boyuta çevrilmesi için koşullarının özgürlük koşullarına denk olması gerekiyor. Bu noktada Sayın Öcalan’ın özgürlüğü kongremizin temel taleplerimiz arasında olacaktık” dedi.


‘Gizli salkı kalan kadın katliamları…’


Pelin, başta Bölge’nin çeşitli illerinde olmak üzere, Türkiye metropollerine kadar gerçekleşen kadın katliamlarına dikkat çekti. Kadın katliamlarının bölgesel istatistiklerden daha ciddi bir sorun olduğuna değinen Pelin, “Kürdistan’da kadın katliamlarının görünür kılınması, Kürt Kadın mücadelesinin varmış olduğu boyutun göstergesidir. Yoksa Türkiye’de üstü örtülen, gizli saklı kalan kadın katliamları ve kız çocuklarının katliamı söz konusudur. Daha kısa bir süre önce Siirt’te, çocuk yaştaki iki genç kadın vahşi bir şekilde katledildi. Her yıl, günde 5 kadının öldüğü bir ülke de yaşıyoruz. Artık kadınların bulunduğu durum, kadınların kıyamet kopartacağı boyuta gelmiştir. Etnik kimliklerimizin dışında, bir de kadın kimliğimizden dolayı yaşadığımız sorunlar var” dedi.


‘Kadının söyleyecek çok sözü var’


Akil İnsanlar Komisyonuyla ilgili değerlendirme yapan Pelin şunları belirttti:


“Daha sürecin başlangıç aşamasında kadınlar bir veto yedi. İmralı adasına giden heyetlerde bir kadın vekilimiz mutlaka oldu. Her birinin temsiliyetininde çok güçlü olduğuna inanıyoruz. Fakat devlet nezdinde şöyle bir durum oluştu, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Sayın Aysel Tuğluk ve Eş Genel Başkanımız Gültan Kışanak veto yedi. Bunun anlamı şudur ki, sadece iki arkadaşımız şahsında kadınların bu süreçte yediği vetonun bir göstergesidir bu durum. Bu anlamda Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH)’nin aldığı Akil Kadınlar Komisyonu diye bir çağrı var. Bizde DÖKH’ün bir bileşeni olarak Akil Kadınlar Komisyonunu destekliyor ve önemsiyoruz. Çünkü bu yasal ve anayasal süreçte kadınların söyleyecek çok sözü var. Başta ülkenin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin, ama bir o kadar da kadın hak ve özgürlüklerine ilişkin söyleyecek çok sözümüz var.


Foto-Kamera: Esra Gültekin, Ruken Çelik


(eg/la)