‘Barış için Ermeniler’ paneli

11:03

JINHA


Ankara -  ODTÜ'de gerçekleşen “Barış için Ermeniler” panelinde, Türkiye’de yaşayan farklı etnik gruplara mensup tüm halkların sürece ilşkin görüş bildirmeleri gerektiğine değinilerek, geçmişte yaşanan olayların açığa çıkması için mücadele verilmesi zorunluluğuna vurgu yapıldı. Gazeteci Hayko Bağdat, ”Ermeniler gerçekten yok ortada, aslında Türkiye bir hayaletten bahsediyor. Bu hayalet görünür olmak zorundadır ve Türkiye’nin bu hayaletten kurtulması için geçmişiyle yüzleşmesi gerekir” dedi.


Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), barış sürecinde Türkiye halklarının bütünselliğinin korunması, bir etnik grubun diğer bir etnik grubu ötekileştirmeden kaynaşmasının sağlanmasının bir vurgusu olarak “Barış Süreci ve Ermeniler” başlıklı panele ev sahipliği yaptı. BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, Aris Nalcı, Melisa Boz ve Hayko Bağdat’ın katıldığı panelde, Türkiye'deki tüm kadim halkların bir sorumluluğunun olduğu belirtildi.


‘Türkiye, bir hayaletten bahsediyor’


“Barış sürecinde Ermeniler mevzu bahis olacak mı?” sorusuyla konuşmasına başlayan gazeteci Hayko Bağdat şu ifadelere yer verdi:


“Ermeniler sadece uluslararası sorunlarda, kilise sorunlarında karşımıza çıkıyor. Sadece Ermeniler olarak mevzu bahis olmuyor. Ermeniler gerçekten yok ortada, aslında Türkiye bir hayaletten bahsediyor. Bu hayalet görünür olmak zorundadır ve Türkiye’nin bu hayaletten kurtulması için geçmişiyle yüzleşmesi gerekir. Ölüsünü usulüne uygun gömmek zorundadır. Şu an herkesin evinin önünde bir mezar var, o cenazeyi kaldırmalıdır. Kaldırmak demek 1915 ile yüzleşmek demek, Ermenileri görmek demektir. Ermenilerinde bu süreçte daha aktif olması gerekiyor, apolitik görüşü bırakmaları gerekir.”


‘Türkiye’de olan bütün kadim halkların bir sorumluluğu var’


Hayko’nun ardından söz alan BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, “Barış aslında kavga eden iki insanın kavga etmeme durumu değildir. Silahların susması demek barış geldi demek değil, mücadele artık kan dökülmeden devam edecek demektir” sözleriyle barışın farklı yöntemlerle mücadeleye kan dökülmeden devam ettiğinin vurgusunu yaptı. Sürece ilişkin görüşlerini bildiren Emine, "Bu süreçte Kürtlerin bir sorumluluğu var, Ermenilerin bir sorumluluğu var” diyerek Türkiye’de olan bütün kadim halkların bir sorumluluğunun olduğunu dile getirdi.


‘Çoğunluğun hassasiyeti yanlış ise doğruyu söylemek gerekir’


Hrant Dink’in ölümünün “Barış Meclisi” çalışmalarıyla aynı dönemde olmasının tesadüf olmadığına işaret eden Emine, “Hrant’ın ölümünden sonra meclis çalışmaları sekteye uğramaya başladı, sonrada bitti o çalışmalar. Kısacası barış ancak halkların, bir başka halkın ya da bir insanın bir başka insanın kimliğini, cinsiyetini, farklılığını kabul etmesiyle gelir” dedi. Emine ayrıca, halkların bir duruma hazır olup olmamasının söz konusu olmadığını belirterek, “ ‘Toplum hazır değil’ demek hikayedir. Doğru olan doğrudur, yanlış olan yanlıştır. Çoğunluğun hassasiyeti yanlış ise doğruyu söylemek gerekir” ifadelerini kullanarak konuşmasına son verdi.


Foto: Pınar Aytekin


(pa/zd)