Dema evîn dikeve dil…

11:39

 


Mizgin Tabu / JINHA


AMED – Geçtiğimiz yıl 12 Eylül’de Bölge ve Türkiye cezaevlerinde başlatılan süresiz ve dönüşümsüz 68 gün devam eden açlık grevinin boyutlarını beyaz perdeye taşıyan OSAD, açlık grevleri karşısında halkın direnişi ve halk ile cezaevlerinin tek yürek oluşunun, kendilerini bu çalışmaya yönelttiğini dile getirdi.


Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği(OSAD) çalışanları, 12 Eylül 2012’de Türkiye ve Bölge’deki siyasi tutuklu ve hükümlülerin 68 gün süren açlık grevlerinin belgesel filmini hazırlıyor. Hazırlanan belgesel filmde, Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği(Tuay der), Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Federasyonu(Tuhad fed), barolar, tabipler ve ailelerden destek alındı. Belgeselin konusu olan açlık grevleri, 1982’de girilen ölüm orucu ile paralel işleniyor. OSAD, 1982’de açlık grevine giren Diyarbakır Cezaevi çıkışlı kişilerle görüşerek, belgesele konu etti. Dema Evîn Dikeve Dil adlı belgesel filmin yönetmenliğinde yer alan Haşim Aydemir ile Rojhilat Aksoy, dört ay süren belgeselin bir ay sonra seyirciyle bulaşacağını aktardı.


Yönetmen Rojhilat Aksoy, açlık grevleri sürecinde tutuklu bulunan Azadiya Welat Gazetesi eski genel yayın yönetmeni Tayip Temel’den gelen mektupta geçen “Dema Evin Dikeve Dil, Tirs Bardike” sözünün o sürecin duygusunu çok iyi verdiğini belirterek, belgeselin ismini de buradan aldıklarını ifade etti.


1982’den 2012’ye açlık grevleri belgesel oluyor


Belgesel çalışmasına dört ay önce başladıklarını kaydeden Rojhilat, hazırlık sürecinde ulaştıkları herkesin, kendilerine duyarlı yaklaşarak destekte bulunduklarını dile getirdi. Belgeselde yer vermek üzerine tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle de iletişime geçtiklerini söyleyen Rojhilat, “Açlık grevleri döneminde cezaevleri komisyonunda yer alan kişilerle görüşüp o süreci takip eden baro, Tuay der, Tuhad fed, ve Tabipler Birliği ile işbirliği içerisinde bu çalışmayı yürüttük” dedi.


Rojhilat, açlık grevleri karşısında halkın müthiş direnişi ve halk ile cezaevlerinin tek yürek oluşunun, kendilerini bu çalışmaya iten nedenlerden en önemlisi olduğuna işaret etti. “Biz de Kürt halkının geçtiği bu tarihi sürecin belgelenmesi gerektiği noktasındaydık” şeklinde konuşan Rojhilat, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Cezaevleri, genelde halkı tutuklulardan uzaklaştırmaya çalışır. Biz bu süreçte aslında tutukluların hiçbir zaman halktan uzaklaştırılamadığını, taleplerinin halkta yankı bulduğunu ve yalnız kalmadıklarını gördük. Diyarbakır da o dönem gündüz biten eylemler akşam devam ediyordu. Işık kapatma eyleminden tutalım, halkın tencere ile tavalarla çıkarttıkları ses eylemleriyle, bitmeyen bir süreç idi. Biz bu noktada harekete geçtik. Böyle bir sürecin belgeselini yapma konusunda kendimizi zorunlu hissettik.”


Belgeselde kullanılacak materyaller konusunda Jin Haber Ajansı (JINHA), Dicle Haber Ajansı (DİHA), İMC TV ve diğer basın kuruluşlarının kendilerine destek sunduklarını da belirten Rojhilat Aksoy, kendilerine destek olan basına ve diğer kurum ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti.


(mt/gk)