Beyaz eşarpların, buram buram Barış kokan mesajı

17:41

Zehra Doğan / JINHA


BATMAN – Arjantin’in Palaza De Mayo Meydanı’ndan, Cumartesi Annelerine doğru bir serüveni konu edinen belgesel çekimi Heskîf(Hasankeyf)’te sürüyor. Belgeselin yönetmenlerinden Alejandro Haddad, filmde ana temanın tarih ve eşarp olduğuna dikkat çekerek, “Plaza De mayo anneleri gibi Kürt anneler de meydanlarda eylemlerini sürdürürken, beyaz eşarplarını takıyor. Dikkatimi çeken şey ise, bu eşarpların beyaz olmasıdır. Demek ki, onca olaylara rağmen bu annelerin ortak mesajı yine aynı şekilde barıştır” diyor.


Arjantin’ de, 1976’da General Videla öncülüğünde ordu, yönetime el koydu ve bu, ilerde 30 milyon insanın faili meçhul cinayetlere kurban gitmesine neden oldu. Verilen birçok kayıptan sonra anneler, birçok devlet ve cezaevlerine başvurdu ve sonuç her zaman aynı oldu: “Burada öyle biri yok!” Fakat bir şey değişmişti. Anneler gittikleri bu kapı önlerinde kendileri gibi başka annelerin de olduğunu fark etti. Binlerce azimli anne daha…


Böylece anneler, Buenos Aires Meydanı’nda toplanma kararı aldı. İlk sıralarda ordunun baskıcı rejiminden kaynaklı pek katılımın olmadığı bu eylem, şimdilerde binlerce anneyle beraber, her perşembe hak arama meydanı olarak sembolleşen Plaza De Mayo’da gerçekleştiriliyor.


Dünya annelerinin sembolleşen mücadelesi: Plaza De Mayo


Faili meçhul cinayetlere kurban giden çocuklarının cesedine ulaşmak için başlayan bu direniş, şimdi yerini haksızlığa karşı verilen örgütsel mücadeleye bıraktı. Fidan gibi evlatlarının körpe bedenlerini ateşli mücadelelerinin içinde yeşerten bu kutsal anneler, dünyada sembolleşen mücadelenin ilk tohumlarını Plaza De Mayo’da atmış oldu.


Dünyanın birçok yerinde evlatlarını kaybeden anneler, Plaza De Mayo Annelerinin beyaz eşarplarıyla meydanlarda haykıran ağıtsal sloganlarından cesaretlenerek mücadelenin ateşini körükledi. Galatasaray Lisesi önündeki Cumartesi Anneleri, bu mücadelenin en büyük örneklerinden biri…


Plaza de Mayo Anneleri gibi, Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri, tarihin acımasızca içine çektiği failleri bulmada önemli rol oynadı ve bu konu bir şekilde tüm dünyaya yayılmalıydı. İşte bu nedenle Arjantinli iki yönetmen Alejandro Haddad ve Nikolas Valentini Lassus, bu konuyu ele alarak Arjantin’den Türkiye’ye uzanan bir serüveni belgelemeye başladı. Palaza De Mayo Annelerinden Notra Cortinas, Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri de bu öykünün başkahramanı oldu.


Çekimlerinin bir kısmını Batman’ın Heskîf ilçesinde gerçekleştiren film yönetmenlerden Alejandro Haddad ile belgeselin içeriği üzerine sohbet ettik.


Alejandro, Kürtlerin tarih boyunca yaşadığı haksızlığa dikkat çekerek, “Buradaki akıl almaz tarihin en büyük özneleri olan anneler, tıpkı Plaza De Mayo Anneleri gibi örgütlü bir mücadele sürdürdü. Bu kahraman anneleri dünyaya duyurarak insanlara bu büyük iradeyi tanıtmak gerekiyordu” dedi. Bu fikirle belgesel çekimlerine başladıklarını belirten Alejandro ayrıca, “Her ne kadar, bazı kesimlerce yok edilmeye çalışılsa da Kürtler, reddedilmez bir tarihe sahiptir. Bunun en büyük örneği, Heskîf’teki tarihi dokudur” ifadelerine yer verdi.


Beyaz tülbentlerde saklı olan tarih unutulmamalı


Belgeselde ana temanın tarih ve eşarp olduğuna dikkat çeken Alejandro, “Nora gibi diğer Plaza De Mayo Anneleri de, meydanda eylemlerini sürdürürken, beyaz eşarplarını takar. Burada da aynı şeyi gördüm. Dikkatimi çeken şey ise, bu eşarpların beyaz olmasıydı. Demek ki, onca olaylara rağmen bu annelerin ortak mesajı yine barıştır” dedi. Kadının savaştaki misyonu üzerine konuşmasına devam eden Alejandro, savaşın başlamasında kararı verenin kadın olmamasına rağmen, savaştan en çok etkilenenin kadın olduğuna işaret etti. Bütün kayıplarına rağmen kadının, kin gütmeden yine aynı şekilde meydanlarda barışı haykırmasının çok değerli olduğunu vurgulayan Alejandro, beyaz eşarplarda, bir tarihin saklı olduğunun unutulmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.


Kürt otonomisi olması gerektiğine değinen Alejandro, son sürecin daha çok Türklerin yararına olacağını vurguladı. Alejandro ayrıca, sömürü sistemiyle beslenen ülkelerin, farklı kültürlere mensup ve aynı toprak içerisinde yaşayan halkların arasındaki iç savaşının bitmesini istemediğinin altını çizerek, bu yüzden Kürtlerin belirli kaynak ve savaş için silah bulma kaygısının olmayacağını söyledi. Emperyalist güçlerin halkın huzurunu bozmaya dönük çabalarının giderek artığını kaydeden Alejandro, “Son sürecin, büyük bir hassasiyetle ve emin adımlarla ilerlemesi gerekir” dedi.


Fotoğraf: Zehra Doğan


(zd/gk)