Yoksul ve emekçi kadının sendikası İMECE
11:26
Eylem daş / JINHA
İSTANBUL – İsimlerin ekolojik yaşamın İmece usulünden alan İmece Kadın Sendikası, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün sözleşmesine göre, ev işçileri-gündelikçi kadınlarına diğer işçiler gibi, işçi olmaktan kaynaklı hakları tanındığını ve Türkiye’nin de, bu sözleşmeyi imzalaması gerektiği vurgusunu yapıyor.
Kendilerini yoksul emekçi kadınların sendikası olarak tanımlayan İmece bugün, gündelikçi, ev eksenli kadınların hak arayışlarında ve örgütlenmelerinde çalışmalar yürütüyor. İmeceli Kadınlar, isimlerini köylerde herşeyi imece usulü yapanlara atıfta bulunarak koyduklarını dile getirdi. İmece Kadın Sendikası yöneticierinden Serpil Kemalbay, İmece olarak ücretli, ücretsiz her kesimden kadının, işçi olmaktan kaynaklı hak ve özgürlüklerine kavuşması için yola devam ettiklerini belirtti. Serpil, İmece Kadın Sendikası’nı fiilen kurduklarını, yasal olarak da ilerleyen günlerde başvuru yapacaklarını söyledi.
‘Türkiye ILO’yu imzalamalı’
Serpil, "Uluslararası Çalışma Örgütü ILO 2011’de 189 no’lu sözleşmeyi ilan etti. Bu sözleşme diyor ki, ev işçileri-gündelikçi kadınlar diğer işçiler gibi işçidir ve işçi olmaktan kaynaklı hakları tanınmalıdır. Şimdiye kadar biri İtalya olmak üzere 4 ülke sözleşmeyi imzaladı" dedi. Serpil ayrıca, Türkiye'nin de ev işçilerine asgari hakları tanıyan ILO C189’u imzalamasını istediklerini sözlerine ekledi.
Dünyada 50 milyonla 100 milyon arasında ücretli ev işçisi olduğunu kaydeden Serpil, kayıtsız çalışıldığı için sayının bilinmemesine dikkat çekti. Türkiye'de yüz binlerce ev işçisi olduğunu, bunların önemli bir kısmının da, göçmen ev işçileri olduğuna değinen Serpil,"Kölelik koşullarında çalışan ev işçileri, iş yerlerinde psikolojik, fiziki şiddetten iş kazalarına kadar pek çok riskle yüz yüze. İzinsiz göçmen ev işçileri pasaportlarına iş verenlerince el konması gibi ağır hak ihlalleri yaşıyor" ifadelerine yer verdi.
4857 sayılı İş yasasında ev işçileri kanun kapsamı dışında olduğuna işaret eden Serpil,"Bütün işçiler gibi ev işçileri de işçi olmaktan kaynaklı haklarını kullanabilmelidir. Ayrımcılığa son verilmelidir" dedi. Ankara’ya bu sebeple birkaç kez gittiklerini, sadece hükümet değil aynı zamanda muhalefet partilerinden BDP ve CHP milletvekilleriyle de görüştüklerini ifade etti. Fakat hala ev işçileri iş yasasına alınmamış olmasına vurgu yapan Serpil, "ILO C 189’da imzalanmış değil. Ancak mücadelemiz sonucu bazı kazanımlar elde ettik. Örneğin Fatima Aldal’a Adalet Kampanyası ile somut kazanım elde ettik. Bakanlık tarafından Fatima Aldal’ın ölümünü araştırmak için bir iş müfettişi görevlendirdiler" şeklinde konuştu. Bu davanın dönüm noktası olduğunu çünkü çünkü iş müfettişinin raporu ile Fatima Aldal’ın iş kazası geçirdiği tespit edildiğini miş olduğunu Yine duruşmada talebimiz üzerine kaza kusur raporunun da iş müfettişleri tarafından hazırlanmasını talep ettik ve bu talebimiz de kabul edildi açıklamalarında bulundu.
Mahrem alan
“Sürekli olarak karşımıza ‘evin mahrem alan olduğu ve evde denetimin mümkün olmayacağı’ gibi gerekçelerle çıkmaları bizi endişeye sevk ediyor”diyen Serpil, şimdiye kadar yapılan sadece “tarafları dinlemek” olsa da, hükümetin aklında Özel İstihdam Bürolarını (ÖİB)( işçi kiralayacak kurumlar haline getirerek ev işçilerini buralara yönlendirdiklerinin endişesini taşıdıklarının aktarımında bulundu.
Serpil, sadece ev işçileri için değil, ÖİB’ler iş gücünün esnekliği için düzenlenlendiğini ve bütün çalışanların kiralık işçi olma tehdidi ile karşı karşıya kaldığının bilgiisini vererek, “ILO Türkiye’nin hazırladığı, ‘Kadınların Görünmeyen Emeğinin Görünen Yüzü’ raporunda ev işçilerinin ağırlıklı kısmı ÖİB ya da danışma firmaları adı altında çalışan yerlere rağbet etmediğini” söyleyerek bu tür firmaların güvenli bulunmadığına işaret etti.
’24 Saat çalışmak, köleliktir’
İşçilerin yanı sıra, iş verenlerin de, güven nedeniyle ev işçisini tanıdık çevre aracılığıyla bulmayı tercih ettiğini belirten Serpil, "Bu gerçeğe rağmen ÖİB konusunda ısrarcı olunması durumunda ev işçilerinin köle pazarına itilmesinden başka bir amaç güdülmemiş" dedi. İmece Kadın Sendikası olarak her platformu kullanarak bu gidişatın önüne geçmeye çalıştıklarını kaydeden Serpil, toplumsal destek alarak, başka sendikalarla, kadın örgütleriyle ve kitle örgütleri ile ortak mücadele ederek kiralık işçi bürolarına karşı durulabileceklerini söyledi.
“Ev kadını”, tabirine ilişkin değerlendirmede bulunan Serpil, düzen tarafından normalleştirilmiş kadının emeğini gasp etmenin, kadının üstünde tahakküm kurma ve ezme adı olduğunu ve 24 saat çalışmanın köleleikten başka bir şey olmadığını dile getirdi. ayrıca Serpil, günümüzde ev hizmetleri, bakım emeği kamusal alana çıkarılmıyor tam tersine neoliberal kapitalist politikalarla birlikte daha çok evlerde kadınların sırtına yükleniyor vurgusu yaptı.
‘Kadını, aileden bağımsızlaştıramayan politikalar son verilmeli’
“Ev kadınlığı mesleği” ortadan kalkıncaya kadar bütün ev kadınları için, ev kadınlarına sigorta vve emekliliğin olması gerektiğine değinen Serpil, "Şu anda hali hazırda 400 bin ev kadınına kendi evlerinde yakınları için yaşlı, hasta ve engelli bakımı yaptıkları için hükümet tarafından maaş ödeniyor. Yani evlerde bakım hizmeti sunan 400 bin ev işçisini devlet istihdam etmiş görünüyor" vurgusunu yaptı. Kadınların sosyal haklardan yoksun olduğuna işaret eden Serpil, bu çok çarpıcı köleliğin ilişkisine son verilerek 400 bin ev işçisinin, işçilik haklarını kullanarak sosyal güvenceye kavuşması gerektiğinin altını çizdi.
Son olarak kamusal alanda sunulması gereken bakım hizmetlerinin devlet eliyle evlere hapsedilen kadınlara yaptırılmasındaki ısrarı da manidar bulduklarını söyleyen Serpil, Kadını aileden bağımsız düşünemeyen politikalara, cinsiyetçi iş bölümüne son verilmelidir dedi.
(ed/zd)

