Ötekileştirmeye kurban gidenlerin günü kutlu olur mu?

18:46

Zehra Doğan / JINHA


AMED - 8 Nisan bütün dünyada, 2. Dünya Savaşında Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen sayısı tam olarak bilinmeyen yüzbinlerce Çingenenin anısına, Dünya Romanlar Günü olarak kabul ediliyor. Peki, Çingene denilince ilk akla gelen keman ve darbuka sesiyle nakşedilen oyunlarıyla güler insanlar mı olacak? Bu insanların kahkahalarının ardında unutulmaz tarihlerine karşı bir başkaldırı gizleniyor olduğu hiç akla gelinmeyecek mi?


Çingenelere ilişkin iyi niyet ve sevgi gösterileriyle başlayan 8 Nisan günü ertesi günü her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bitiyor. Nasıl ki, evde çocuğuna hakaret amaçlı “Çingenenin kızı” denilmesi artık alışıla geldik bir söylem olduysa, her ev hırsızlığında gözler, Çingeneleri arar oldu. Böyle bir toplum algısıyla süren yaşam içerisinde, ötekileştirme başvurula bilinecek ilk adres ahaline geliyor.


1975’ten bu yana çeşitli etkinliklerle kutlanan Dünya Romanlar Gününe özel, Çingenelerin tarihine şöylece bir bakarsak şunları görebiliriz:


Ekolojik yaşamı beraberinde bu günlere kadar büyük bir azimle getiren Çingeneler, Toplumun istenilmeyen davranışlarına ve süregelen değişimlerine entegre olmadan bugünlere kadar gelebilmeyi başarıyor. Çingeneler, doğanın sesini içinde barındırmayı başaran nadir toplumlardan bir tanesi olduğundan ötürü, yerel halk tarafından, büyücülükle itham ediliyor.


Çağdaş yaşam uğruna gereksiz safsataları, berrak yaşam gücünün içerisine büyük bir kararlılıkla sokmayan Çingeneler, günümüz sanayi çağının insanlarınca farklı görünerek yadırgansa da doğal toplum karakteristik özelliklerini yüreğinde barındırdıkları bilinir. Tarihi reddeden insanların, bilinmedik bir karanlığın gerçeğiyle boğuştuğunun korkunç gerçeğidir aslında yadırgamak… Dünyanın tarihi bir aynası olsa da, bu insanlara geçmişteki yüzlerini bir gösterse diyesi gelir doğanın…


Kendi yanlışlarından kaçanların oldukça sık başvurduğu ötekileştirme politikasıyla beraber, Çingeneler için çocuk kaçırma, hırsızlık, büyücülük ve yalancılık suçlamalarına fazlaca girildiği biliniyor.


Peki Çingene denilince ilk akla gelen keman ve darbuka sesiyle nakşedilen oyunlarıyla güler insanlar mı olacak? Bu insanların kahkahalarının ardında unutulmaz tarihlerine karşı bir başkaldırı gizleniyor olduğu hiç akla gelinmeyecek mi? Yadırgayan ve ötekileştiren insanlar, bu gülümsemelere karşı sizde sadece gülümseme yerine karşılık vermek yerine  sorgulamaya girmeniz daha akla uygun bir vaziyet olamayacak mı? Belki o zaman, geç te olsa bazı şeyler değişebilir…


Dünya Romanlar Gününü kutlama yerine beyinlerde, bir virüs gibi yayılarak büyüyen Çingeneye bakış açısını değiştirmek gerekiyor. Nazi soykırımının bu günlerde büyük bir acıyla anılabilmesi için, o günlere ilişkin haksızlığın ortadan kaldırılmış olması gerekmez mi?


Bilindiği gibi, II. Dünya Savaşı'nda Yahudiler gibi Romanlar da Almanlar tarafından büyük bir kıyıma uğratılması ardından, 200.000 -800.000 arasında Roman çoluk çocuk aşağı ırktan oldukları gerekçesiyle Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya'daki Nazi kamplarında yok edildi. Bu katliam, Roman halkı tarafından porajmos "parçalanmak" olarak adlandırıldı. Parçalanmanın ardından ne değişti?... Hiçbir şey… farklı bakış açılarıyla ırklara, dille, topraklara ve bölgelere ayrılarak her gün bir daha parçalanmıyor mu bu millet?



1554'te İngiltere'de Çingene olduğu saptanan kişiler, asılarak cezalandırılması ardından bu insanlar, kimliklerini gizlemek zorunda kalmadı mı? Peki günümüzde ne değişti, şimdi de Çingenelerin bir çoğu kimliklerini gizlemiyor mu?


Bunların yanı sıra, daha birçok olayı örnek vermek mümkün. Gerekli olan teke şey, toplumun alışıla geldik yanlış algılarını kırmak için, kutlama yerine iç sorgulamalarıyla baş başa kalmalarıdır. 

(zd)