‘Engelli bireylerin değil, toplumun rehabiliteye ihtiyacı var’ - II-
12:00
‘Toplum bize karşı daha kibar ve hassas davranmalı’
Derya Ceylan – Eylem Daş / JINHA
AMED- Görme ve işitme engelli olan Süleyman Acar: “Karşıdan karşıya geçerken bana yardımcı olsun diye çevredeki insanlara bakar mısınız diye sesleniyorum, ama onlar beni duymazdan geliyor. Görme engelli olduğum için alışıla gelmiş bir bakış açısından dolayı ‘Acaba para mı isteyecek?’ gibi oluşan ön yargıdan ötürü çok zorluk çekiyorum” dedi.
‘Ne olursa olsun engel yok’
Rojda Oruç (22) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi engelli birimine gelmeden önce her şeyden habersiz yeni doğmuş bir bebek gibi olduğunu ve buraya geldikten sonra yeniden hayata başladığını söylüyor.
Başlangıçta deri atölyesi kursunda çalışmalarını yürüttüğünü belirten Rojda, “Arkadaşlarla sohbet ederken müzik bahsi açıldı ve bende müzik kursunda gitar dersi almaya başladım” dedi.
Rojda , “ Toplumda yaşadığım bir takım sıkıntılar var ama her şeye rağmen engel yok mühim olan ne olursa olsun güçlü bir şekilde kendi başımıza ayakta durabilmektir. Bu da, bizim en büyük sevincimizdir. Toplumdan bizlere karşı daha kibar ve hassas davranmalarını bekliyoruz” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
“ Yakın zamanda konserimiz olacak. Hem kendimizi sevindiriyoruz, hem de arkadaşlarımızı sevindiriyoruz. Bizim gibi olan insanlar eve kapanmaktan vazgeçsinler. Bizim gibi yaşamayı hissetsinler.”
‘Engelliler dışarı çıkmalı ve halkın gözü alışmalı’
Bedensel engelli Gülser Çorak (37) mahallede, sokakta ve kaldırımlarda çok fazla zorluk yaşadığını ve engellilerin evden çıkmadığı sürece bu sorunun çözülemeyeceğine dikkat çekti. Gülser, sözlerine şöyle devam etti:
“Sokaktan geçerken durup bakanlar ve vah vah diye söylenen sözler beni çok etkiliyor bu yüzden engelliler dışarı çıkmalı ve halkın gözü alışmalıdır. Buraya geldikten sonra sosyal bir çevre edindim ve öz güvenim oluştu.”
‘Görme engelli olduğum için alışıla gelmiş bir bakış açısı’
Görme engelli Süleyman Acar (24), okul okuyamadığını, ancak şuan açık öğretim lisesi birinci sınıf öğrencisi olduğunu ve halk müziğiyle ilgilendiğini ayrıca ilgi odağının Alevi Bektaşî kültürü olduğunu söyledi.
‘Dolabın altından mı üstünden mi yürüyeceğimi bilemiyorum’
Engelli biriminde halk müziği bazında türküler seslendirebileceğini ve enstrümanlardan ise vurmalıyı çalabileceğini düşündüğünü belirten Süleyman sözlerine şöyle devam etti. “Bağlar bölgesinde belediyenin yapmış olduğu kaldırımlarla ilgili sıkıntılar yaşıyorum. Kaldırımlarda engelliler için yapılan çizgiler ya dondurma dolaplarının altında ya da bir ağacın, bir direğin önünde oluyor. Dolabın altından mı üstünden mi yürüyeceğimi bilemiyorum.
‘İnsanlar yardım çağrımı para isteyecekmişim gibi algılıyor’
Sözlerine şöyle devam eden Süleyman: “Karşıdan karşıya geçerken bana yardımcı olsun diye çevredeki insanlara bakar mısınız diye sesleniyorum, ama onlar beni duymazdan geliyor. Görme engelli olduğum için alışıla gelmiş bir bakış açısından dolayı acaba para mı isteyecek? Gibi yapılan davranışlardan ötürü çok zorluk çekiyorum.”
‘Babam engelli olduğum için beni dövmekten çekinmiyor’
Ailesi ile sıkıntılar yaşadığını dikkat çeken Süleyman, “Akşam ezanı okunur okunmaz evde olmam gerekiyor. Evde olmadığım zaman babamdan fırça yiyiyorum. Yeri geldiğinde babam beni dövüyor ki bunu yapmaktan çekinmiyor. Bunlar engelli olduğum için oluyor” sözlerini ekledi. Süleyman atölye çalışmalarına ilişkin şöyle konuştu:
“Buraya gelip gittikten sonra insan olduğumu, sevilmeye hakkımın olduğunu ve sevilebileceğimi anladım. Toplumda yaşadığım sıkıntıların, bir şeylerden haberdar edilmediğimden kaynaklandığını düşünüyorum.”
‘Zamanı durdurup müzik yapacağız’
Müzikolog Mustafa Demir, müzik atölyesinde engelli arkadaşlarla kendi ilgi ve fiziksel yeteneklerine göre müzik ve rehabilitasyon eğitimi verdiğini ve 25’in üzerinde öğrencilerinin olduğuna işaret ederek bunların yarısından fazlasının kadın olduğuna dikkat çekti. Mustafa, “İşitme, bedensel, zihinsel, görme engelli ve downlu otistik bireylerle hangi müzik tarzını sevdikleri ile ilgili müziksel bir öngörü sunmaya, müzik kültürü oluşturmaya ve yaşama tutunmaları için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu. Mustafa, insanları evden çıkartarak aktivitelere katılmasını sağlamak için önemli çalışmalarda bulunduğunu dile getirerek, müziğin sosyalleşmenin en iyi yollarından biri olduğunu vurguladı.
‘Engelli kadınlar müzikle kendilerini daha rahat ifade ediyor’
Kadınların çok yakın döneme kadar engelli oldukları için neredeyse hayatın hiçbir alanında yer alamadıklarının altını çizen Mustafa: “ Müzikle beraber kendilerini daha çok ifade ettiklerini düşünüyorum. Engelli öğrencilerimiz yaşamın tamamında sürekli kaba bir tavırla karşılaştıklarını söylüyorlardı. Ancak son dönemlerde toplumun biraz daha yumuşadığını, ılımlı olduklarını ve onları bir engel grubu olarak değil de hayatın bir parçası olarak gördüklerini düşünüyorlar.”
‘Sakat maaşı kavramı yüzünden engelli bireyler başvuru yapmıyor’
Mustafa, sakat maaşı diye bir kavramın varlığından dolayı ihtiyaçları olduğu halde engelli arkadaşların sakat ve eksik sözcüklerinden dolayı başvurmadıklarını ve bununla yaşamaya razı olduklarını ifade ederek, “Ekonomik bir çıkar gözetmeksizin insanlarla sadece eşit ve engelsiz olmak istiyor. Sakatlık maaşı gibi buna benzer çirkin sözler onlara karşı büyük bir hakaret ve haksızlıktır. Bunun yanında engelli arkadaşlarımıza karşı yapılan kabalık ve insanlık dışı muamele herkes tarafından bilinen bir şeydir” dedi. Mustafa ayrıca, toplumun oluşturduğu bu algıyı kırmak için proje çalışmalarını genişlettiğini ifade ederek,” Projelerimizde engelli arkadaşlarla sosyal alanlarda caddelerde sokaklarda zamanı durdurup müzik yapma gibi bir projemiz var Bütün engellilerle beraber bağımsız olarak kendimizi iyi hissedeceğimiz bir yerde müzik yapacağız ve hayata tutunarak seslerini duyurmaya çalışacağız” sözlerine yer verdi.
Foto- kamera: Derya Ceylan – Eylem Daş
(dc-ed/zd)

