Bir Kadın Uyanıyor!
01:36
Mizgin TABU - JINHA
İSTANBUL - "Bir Kadın Uyanıyor" ve soruyor: "Hayatı boyunca kaç kez uyanır insan?” Cevabı oyunun yazarı Sevilay Saral veriyor: “Sayısız uyanmalardan sonra, gerçekten uyanmış oluruz. İnsan olarak uyumaya meyilli olduğumuzu düşünüyorum. Yine de güzel bir uyanışın keyfini vermez uyumak. Ancak uyanmak ve uyanık kalmak sabır, emek ve cesaret istiyor. Oyunun final tiradında şu şekilde yazdım: "Uyanmak, kavga etmek, hiç durmadan kavga etmektir kardeşim. Bir gün yorulur vazgeçersem eğer, uyanışım da biter o zaman."
Feminist tiyatro, ayrı bir tiyatro kategorisi olarak 60'ların sonlarında Batı'da şekillenmeye başlar. Bu noktada en belirleyici olan, elbette ki kadınların özgürlük mücadelesidir. Feminist tiyatro, kadınların cinsiyetlerinden dolayı adaletsiz bir ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı alanlardan birini, gösteri sanatları alanını mercek altına alır. Yıllardır süre gelen erkek egemen zihniyeti değiştirmek için bilinçlenmiş kadınlar, tiyatroya bakış açılarını yansıtır. Çünkü kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde, sanatın etkili olduğu göz ardı edilemez. Toplumsal cinsiyetçiliği "Bir Kadın Uyanıyor" tiyatro oyunuyla ele alan ve senaryoyu aynı adla kitaplaştıran Sevilay Saral ile feminist tiyatro üzerine konuştuk.
- Oyunlarınızda ve kitabınızda neden ‘kadın’ konusu özel bir yer teşkil ediyor?
Bugüne kadar kaleme aldığım oyunların çoğu kadın hikayeleri üzerinden şekillendi. Kadın konularıyla ilgilenişim, içinde yetiştiğim koşullarla doğrudan ilişkili. Üniversite yıllarında feminist hareketle tanışmış olmam, en belirleyici etkendir. Kadın sorunları üzerinden okuma çalışmalarıyla başlayıp, daha da ileri taşımak adına Feminist Kadın Çevresi (FKÇ) örgütlenmesini kurduk. 90’lı yıllarda İstanbul’daki kadın hareketinin aktif bir bileşeniydik. Bunun yanı sıra Galatasaray’da sortaokul ve lise döneminde sadece kız öğrencilerle okumuş olmam da etkilidir. Özetle, bütün bu yıllar boyunca biriktirdiğim kadınların dünyasından hikayeleri oyunlaştırmaya başladım diye düşünüyorum.
- Feminist Kadın Çevresi'n de yaptığınız tiyatro çalışmalarına ilişkin bilgi verir imisiniz?
Feminist Kadın Çevresi, 90’lı yılların başında Boğaziçi’nde tiyatro ve folklor kulübünde çalışma yürüten kadınlar tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla FKÇ’ li kadınların ağırlıklı çalışma bölgesi, kültür - sanat alanı olmuştur. Kuruluştan sonraki ilk yıllarda müzik, dans ve tiyatro alanında yürütülen bu çalışmaların sonuçları, üniversitede hazırlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü şenliklerinde sunuluyordu. 2003 yılından sonra bu sahnelemeleri 8 Mart’la sınırlı gösterim olmaktan çıkararak, dışarıya da açtık. Feminist tiyatro alanında bugüne kadar birçok proje hazırladık ve seyirciyle buluşturduk. Bunların bir kısmı sadece kadın seyirciye açık olarak sahnelenen, ‘Kadınların Tiyatrosu’ formu içinde hazırlanmıştır. Bu formda hazırlanmış oyunlarımızın özelliği, sahne arkası, sahne önü ve sahne üstünde sadece kadınların bulunmasıdır.
- Tiyatro, kadının cins kimliğine ilişkin farkındalık yaratılmasında ne kadar etkili?
Tiyatro da, bütün sanat dalları gibi, icra eden sanatçının dünya görüşü çerçevesinde şekillenir. Sahnede cinsiyetçi sistemi sorgulayan bir oyunu izleyen kişi, en azından bu sorgulamayla tanışır. Benimseyebilir ya da benimsemez ama feminist dramaturgi, tiyatro yoluyla izleyene ulaşır. Kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde, tiyatronun etkili olduğuna dair güçlü bir kanaatim olduğu için de halen kadın oyunları yazmaya devam ediyorum.
- Kitabınızın ve oyununuzun adı “Bir kadın uyanıyor”.. Neden bu isim?
Birçok oyunumun adı tek kelimeliktir, oldukça sadedir. Bu oyunu da yazdıktan sonra adının ‘Bir Kadın’ olacağını düşünüyordum. Ancak projede oyunculuk sorumluluğu almış olan Aysel Yıldırım, bu isme itiraz etti. Ruhsuz bulmuştu sanırım. Aradan zaman geçti ve sayfalarca yazmış olduğum oyunu adlandıramamak beni sıkıntıya sokmaya başladı. Ömer F. Kurhan’ın bu sıkıntıdan kurtulmamda çok büyük faydası olmuştur. Bana "Bu kadın ne yapıyor?" diye sorduğunda, "Bu kadın uyanıyor" diye yanıtladım. Bu sohbetten sonra, oyunun adını ‘Bir Kadın Uyanıyor’ koydum. Kadınların dünyasından bir ‘kahramanlık’ hikayesi anlatmak istedim galiba. Sanırım ‘Bir Kadın Uyanıyor’ adını tercih etmemin bir sebebi de budur. 'Kadınlar olarak, bizim hikayelerimizi sıradan ve değersiz gören cinsiyetçi sistemi, ancak kendi hikayelerimizi kendi çerçevemiz içinden yazarsak alt edebiliriz' diye düşünüyorum.
- Oyununuzda "Bir Kadın Uyanıyor" ve soruyor: "Hayatı boyunca kaç kez uyanır insan?” Şimdi biz size soruyoruz: Hayatı boyunca kaç kez uyanır insan?
İçinden bir türlü çıkamadığımız rüyalar vardır hani, karabasanlar... Uyandığımızı zannettiğimizde, aslında rüyamızın diğer bir katmanı içindeyizdir. "Sayısız uyanmalardan sonra" ancak "gerçekten" uyanmış oluruz. İnsan olarak uyumaya meyilli olduğumuzu düşünüyorum. Yine de güzel bir uyanışın keyfini vermez uyumak. Hayatımızdaki uyku ve uyanış hallerimizin de aynen böyle işlediğini düşünüyorum. Ancak uyanmak ve uyanık kalmak sabır, emek ve cesaret istiyor. Oyunun final tiradında şu şekilde yazdım: "Uyanmak, kavga etmek, hiç durmadan kavga etmektir kardeşim. Dinlenmek hakkım olsa da, uyumak haram. Bir gün yorulur vazgeçersem eğer, uyanışım da biter o zaman."
- "Bir Kadın Uyanıyor" adlı oyununuzu sadece kadın seyirciler izleyebiliyor. Neden böyle bir karar verdiniz?
Bu gösteri formunu "kadınların tiyatrosu" olarak adlandırıyoruz. Salt biçimsel bir formdan söz etmiyorum. Bunun bize göre anlamı şudur: Kamusal alanda kadınlara açık ve sorunlarını birlikte ele alabildikleri bir alan inşa etmek. Yaşadığımız dünyada ataerkillik, hala tüm gücü ve şiddetiyle varlığını sürdürmekte. Kadınlar olarak halen savaşın, yoksulluğun, ırkçılığın birincil mağdurlarıyız. "Kadınların tiyatrosunu" bu haksızlığa karşı duruşun bir formu olarak görüyorum.
Sevilay Saral kimdir?
1965'de İstanbul doğdum. Tiyatroya Galatasaray Lisesi’nde okuduğum yıllarda başladım. Lisans eğitimimi Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamladım. Mastır ve doktoramı da aynı üniversitede yaptım. Eğitim hayatım boyunca Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları'nda(BÜO) tiyatroya devam ettim. Benim tiyatro okulum BÜO’ dur. 1995’ten itibaren Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu içinde, Tiyatro Boğaziçi’nde çalışmalarımı sürdürdüm. '97 senesinden itibaren aynı zamanda kurucusu ve üyesi olduğum Feminist Kadın Çevresi’nde, feminist tiyatro oluşumu içinde kadın oyunları yazarak, oyun yazarlığına adım atmış oldum.
Fotoğraf: Mizgin Tabu
(mt/hp)

