Zübeyde Teker: Komisyon, raportörlük görevi ile sınırlandırılmış
14:45
Mizgin Tabu – Zehra Doğan / JINHA
AMED – Akil İnsanlara Komisyonu’na hükumetin bakış acısı olabildiğince eril olduğunu ifade eden TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, “Sosyal politikaları ile kadını, sosyal yasamın dışında bırakmayı hedefleyen bir hükûmet gerçekliğinde hükümetin kadın barış ilişkisini doğru kurgulamasını beklemek çok gerçekçi bir talep ve yaklaşım olmaz” dedi. Zübeyde ayrıca, hükumetin akil insanlar komisyonuna biçtiği rolün sadece kamuoyu yaratmaya yönelik toplantılar yapan halkın barıştan beklentilerini, kamuoyu ve taraflara ileten bir nevi raportörlük görevi ile sınırlandırılmış bir komisyon olduğunu dile getirdi.
Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Derneği Federasyonu (TUHAD-FED) Genel Başkanı Zübeyde Teker, JINHA’ya Akil insanlar Komisyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
- Akil insanlar komisyonun içeriğinden söz eder misiniz?
Önderliğimizin tanımladığı akil insanlar komisyonunu, çözüme yönelik demokratik düzenlemeler, olası bir çekilmenin sağlıklı sürdürülmesi, sonrası süreçlerin sağlıklı yürümesi için aktif görev alıp, iki tarafın uzlaşamadığı konularda taraflarla iletişim sağlayarak uzlaşma koşullarını yaratmak gibi misyonları olması gerekirken, katıldığım toplantıdan edindiğim bilgi ve planlamalardan ortaya çıkan sonuç, hükumetin akil insanlar komisyonuna biçtiği rolün sadece kamuoyu yaratmaya yönelik toplantılar yapan halkın barıştan beklentilerini kamuoyu ve taraflara ileten bir nevi raportörlük görevi ile sınırlandırılmış bir komisyon.
- Akil insanlar komisyonunda yer alıyorsunuz. Akil adamlar ifadesinden sonra akil insanlara çevrildi. Fakat komisyonda yer alan isimlerin çoğu erkek bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Akil İnsanlar Komisyonu’na hükumetin bakış acısı, olabildiğince erildir. Bu konuya dair eleştirimi de Başbakana yaptım. Çıkıp meydanlarda analardan destek isteyip kurulan komisyona dahil edilmemelerinde bir çelişki olduğunu ve kadın temsiliyetinin asıl muhatabı olan kadın hareketlerinin, bu sürecin dışında bırakılmasının doğru olmadığını bütün bu eksik yaklaşımlara ek olarak şu anki, kadın sayısının yetersiz olduğunu ifade ettim. Sosyal politikaları ile kadını sosyal yasamın dışında bırakmayı hedefleyen bir hükûmet gerçekliğinde, hükümetin kadın barış ilişkisini doğru kurgulamasını beklemek çok gerçekçi bir talep ve yaklaşım olmaz. BDP’nin bu konuda ki hassasiyeti ve ısrarını bile dikkate almayan bir hükumet pratiği ile karşı karşıyayız.
‘Komisyonda, kadınların sesi olacağım’
- Kadınların akil insan komisyonunda ki konumu ne olacak?
Açıkçası kadına bu komisyonda verilen özel bir rol yok. Bir kaç duyarlı kadın dışında da böylesi bir rol ve misyon kaygısı taşıyan da yok. Bu konuda hassasiyeti olan kadınlardan biri olarak bundan sonraki sürecin doğru işletilmesi için başta aktivisti olduğum DÖKH olmak üzere, kadın hareketleri ve barış için kadın girişim grupları ile ortak hareket etmeyi ve onların komisyonda ki sesi olmayı esas alacağım.
- Gelişme kaydeden son süreci, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Komisyon toplantısında bir kaç konuda eleştirilerimi Başbakana ve komisyona yöneltim. İlk olarak, Başbakanın konuşmasın da özellikle vurguladığı “terörizmi bitirmek için barış” söyleminin, halkımızda ciddi rahatsızlık yaratacağını söyledim. Halkımızın devlet ile duygusal kopuş yasadığını ve devlete güveninde ciddi anlamda zedelendiğini Başbakanın söylemi sonrası halka gidip ikna etmenin mümkün olmadığını, tam tersine tepkiye dönüşecek bir duruma zemin yarattığını bu konuda üslubuna dikkat etmesini ve dilini değiştirmesine dönük bir çalışma yapması gerektiğini ifade ettim.
Bazı katılımcılar, bu çalışmayı PİAR çalışması olarak ele aldı. Bu yaklaşıma da direk itiraz ettim. Barış, reklam kampanyası olarak ele alınamayacak kadar ciddi bir konu. Pazarlanacak bir kavramdan öte bir şey. Bunun bile farkında olmayan komisyon üyeleri olduğunu, bunu hükumetin reklamına dönüştüğünü hissettiğimde ve ayrıca halkımı yanıltan herhangi bir bilgilendirme söz konusu olduğunda bu çalışmadan çekilebileceğimi beyan ederek dikkatli davranılmasının önemine dikkat çektim.
‘Halk olarak önderliğimizi esas alıyoruz’
Toplantıda eleştirdiğim bir noktada oluşturulan gruplara başkan, başkan yardımcısı ve sekreterliğin bastan atanmasının irade kırmaya dönük bir izlenim yarattığını, hükumetin güvenlikçi bir anlayış ve sürekli kontrol altında tutma isteğine dönük bir yaklaşım olarak yansıdığını ve bağımsız komisyon iddiasına gölge düşürdüğünü ifade ettim.
Önderliğimizin demokratik çözüm olarak ortaya koyduğu proje halkımızda büyük bir heyecan yarattı. Sorumluluğumuzun bilincinde olarak dönemi karşılamaya hazırlanıyoruz. Umuyoruz ki, bu konuda devlet hükûmet ve muhalefette gerekli samimiyeti gösterirdi özgür vatanda eşit birliktelik temelinde bir barısı hep birlikte inşa ederiz.
- Çalışma programınız belli oldu mu?
İçinde bulunduğum Doğu Anadolu grubu olarak 2 aylık çalışma için hafta da 4 gün illere gidip STK’lar kanat önderleri, halkımız ve üniversite öğrencileri ile toplantılar alarak barıştan beklentilerini bu sürecin nasıl ilerlemesi gerektiğine dair talep ve beklentilerini dinleyip rapor aştırıp kamuoyu ve hükumet ve muhalefet ile paylaşmayı hedefliyoruz. Bu çarşamba günü Malatya ve Elazığ’ı kapsayan 4 günlük çalışma programı ile çalışmalarımızın startını veriyoruz.
(zd)

