Genç anne modasıyla süslenen, zehirli pasta
13:35
Zehra Doğan / JINHA
AMED – Kadınları, doğurgan özellikleriyle methetmek, eril zihniyetin en baskın övgülerinden bir olarak karşımıza çıkıyor. Din olgusunda da aynı algının yüzümüze çarptığını görmek mümkün. Üçüncü dünya ülkeleri olarak nitelendirilen “geri kalmış” toplumun arızalı kültürlenmesi olarak bilinen erken yaşta evlilik, aslında pek o kadar görüldüğü gibi cehaletten değil, bilinçlenmenin modernleşmeyle eritildiği tehlikeli olgulardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor.
ABD gibi Avrupa ülkelerinde de sıklıkla örneklerini gördüğümüz erken yaşta çocuk sahibi olma modası tüm korkunçluğuyla devam ederken, üçüncü dünya ülkelerinin cehaletten ve “Avrupayileşememesinden kaynaklı geri kalmışlığının sonucu” algısı bu örneklerle kafalarda soru işareti uyandırıyor. Oyuncak firmaların çılgın satış rekorlarını, henüz yeni doğmuş küçük anne adaylarını, annelik görevleriyle büyütme okullarına gönderilmek üzere yola çıkan oyuncaklar kırıyor.
Kadınların erken yaşa çocuk sahibi olma yarışı, çocuğunu aksesuarmış gibi görerek, “Hanginiz annesiniz?” sorusuyla beraber, erkeğin yarattığı ego tatmininin doruğuna ulaşma hevesinden kaynaklandığı apaçık ortada.
Doğanın kadınla harmonisiyle beraber oluşan güzelliği, “Medeniyetler Güzeli” gibi birçok güzellik yarışmasıyla, kadını yine kadının silahıyla vurma stratejisi, emperyalist güçlerin sıkça kullandığı taktiklerden bir tanesi.Dünyada, 14 milyonu aşkın çocuk gelinin var olması, kadının erkeğe karşı verdiği mücadelenin karşısında sadece erkeğin durmadığını, aynı zamanda erkeğin yeni yaratmış olduğu erkek gibi düşünen kadın örneklerinden.
Emperyalist güçlerin yarattığı ekonomik sorunlar karşısında yaşam mücadelesi veren kentli kadınlar, kentleşmenin buğulu ve sisli korkunç havası içerisinde kaybolup gidiyor. Çalışma ortamlarında cinsiyetçi ücretlendirilmelere tabi tutulan kadınlar, yaşam batağına saplanmış şekilde çırpınırken, eril zihniyetin hazırladığı mutluluk süslemeli zehirli pastayı, iştahla ısırmaya zorlanılıyor.
Erken yaşta evliliğin yanı sıra kendi rızasıyla evden kaçarak resmi işlemler olmadan evlenen kadınları göz ardı etmemek gerek. Hemen çok yakınımızda geçenlerde Bursalı kadınların, kucağında bebekleriyle kadınların, erken evliliklerden dolayı, eşlerini hapse atan yargıya karşı toplanarak “Eşlerimiz serbest bırakılsın” haykırışları hala kulaklarımızda. Bu durum, her ne kadar masumane görünse de beraberinde ciddi sorunları oluşturacak nitelikte olduğu bilinmesi gerekir. Medya Bursa olayını eril zihniyetin yaratmış olduğu basın diliyle o kadar güzel bir şekilde kamuoyuna yansıttı ki, üstün gazetecilik örneklerini bizlere bir kez daha yaşattıklarından dolayı tebriki hak edecek performanslar ortaya çıkardılar. Haberi duyan herkeste, masumane bir acıma duygusu oluşturabilecek bir başarı söz konusu oldu.
Günümüzde bir çok haber ve dizilerde gördüğümüz gibi, eve kapanan, eşine ve çocuğuna yemek hazırlayan mutlu anne profilinin yanı sıra, erken yaşta evliliklerin bu kadar kolay bir şekilde ele alınması, kamuoyunun oluştura bileceği kitlesel tepkinin ne kadar büyük olabileceğini tahmin edememe veya oluşturdukları “çocuk istismarı” olayının farkına varamamadır.
Politik nedenlerden zorunlu göçün oluşturduğu ekonomik sıkıntılar içerisinde boğuşan cinsiyetçi toplum içerisinde varlığını sürdürebilmeye çalışan kadının durumu, son dönemlerde artan moda anlayışının sistematize edilerek yaratılan profillerin satılığa çıkartılması tartışılması gereken konulardan bir tanesi.
Erken yaşta evlilik ve çocuk sahibi olma her ne kadar toplumun belirli bir düzeyde tepkisine yol açmamış olsa da, Savaşın, yoksulluğun, eğitimsizliğin, feodalizmin ve kapitalizmin toplumların dokusunu çürütmeye çalıştığı günümüz dünyasında erken yaşta evlilikler Orta Afrika ülkesi olan Nijer’de yüzde 61.9, Güney Asya ülkesi olan Afganistan’da yüzde 53.7, Bangladeş’te ise yüzde 51.3’tür. Bu oran Türkiye’de yüzde 15.5’tir. Türkiye’de nüfus ve Vatandaşlık İşleri Evliliklerin, dini nikâha dayanan erken evlilikler olarak kaydının bulunmadığı için, bu bağlamda, resmi oranın, sosyolojik araştırmalarda elde edilen verilerle birlikte okunması gerekir. Böyle bir okuma ise, bugün, Türkiye’de çocuk gelin oranının yüzde 30 ile 35 arasında seyrettiği ortaya çıkıyor.
(zd)

