‘Engelli bireylerin değil, toplumun rehabiliteye ihtiyacı var’ -I-

09:26

Hepimiz birer engelli adayıyız


Derya Ceylan - Eylem Daş / JINHA


AMED -  Engelli kadınlar, kendilerine yönelik ön yargıların yanı sıra kadın olmanın ve kadınlara bakışın getirdiği olumsuzluklarla karşı karşıya kaldıklarını dile getiriyor. Kadınlar, engelli birey olarak yaşadıkları sıkıntının ikiye katlandığına işaret ederek, Türkiye nüfusunun yüzde 13. 45’ini engelli kadınların oluşturduğuna dikkat çekiyor.


Türkiye’de nüfusun yüzde 12.29 yani 8.5 milyon kişi engelli olmasının yanı sıra, erkeklerde bu oran 11.10, kadınlarda ise yüzde 13.45 düzeyindedir. Ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engellilerin oranı yüzde 2.58 iken süreğen hastalığı olanların oranı da yüzde 9.70’dir. Oranı cinsler arasına indirgediğimizde, kadınlar yüzde 41.3, erkekler yüzde 58.7 bedensel engelli, kadın yüzde 42.2, erkek yüzde 57.8 görme engelli, kadınlar yüzde 45.4, erkekler yüzde 54.6 işitme engelli, kadınlar yüzde 37.3, erkeklerde yüzde 62.7 konuşma engelli ve kadınlar yüzde 39.9, erkekler yüzde 60.1 oranındadır.


Ayırımcılık, düşük toplumsal statü, fiziksel, cinsel ve diğer istismar türlerine maruz kalma, kadına özgü toplumca belirlenmiş rol ve sorumlulukları yerine getirmek zorunda bırakılma, eğitim olanaklarından yeterince yararlanamama, bir işe girmekte zorlanma, çalışma yaşamında ayırımcılığa uğrama ve daha birçok konuda hakların ihlali, hem kadınlar hem de engelliler açısından karşılaşılan ve çözümlenmesi gereken temel sorunlar arasında yer alıyor.


Engelli kadının insan hakları


Genelde engellilerin özelde ise engelli kadınların dışlanma, ayırımcılık, temel ihtiyaçların karşılanması, yoksulluk, kendi gereksinimlerini ifade etme, ekonomik bağımsızlık, karar alma süreçlerine aktif ve eşit derecede katılmaları gibi konularda yaşadıkları sorunları insan hakları bakımından ele alarak, engelli kadının insan hakları için gerekli sosyal politika ve düzenlemeler geliştirilmesine bir başlangıç yapmak ve kadın hareketlerinin dikkatlerini, engelli kadınlara çevirmesini sağlanması gerekiyor. Üretilen politika ve düzenlemeler uygulanabilir, kabul edilebilir bir süreçte gerçekleştirilebilir, engelli kadını her alanda güçlendiren, destekleyen ve engelli kadının insan haklarının tam olarak korunmasını sağlayacak kapsamda olması gerektiğine dikkat çekiliyor.


‘Toplum engelli bireylerle barışmalı’


Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Engelliler Birimi’ nde engelli bireylere yönelik el sanatları atölyesi, müzik atölyesi ve rehabilitasyon merkezi bulunmakta. Burada engelli bireylere çeşitli hizmetler sunan belediye çalışanlarının verdiği ortak mesaj ise toplumun engelli bireylerle barışması ve toplum dışına itmemesi yönünde. Engelli bireylerin üreterek mutlu olması, engellerinden kaynaklı sorunları rehabilitasyon sayesinde aşmaya çalışması amacı olsa da, aslında engelli bireylerin değil toplumun rehabiliteye ihtiyacı olduğunu bizlere bir daha gösteriyor. JINHA olarak engellilerin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla 4 yazı dizisi hazırladık.


‘Öğrencilerimiz  öğrenerek ve üreterek mutlu oluyor’


Engelli bireylerle beraber çalışma yürüten El sanatları hocası Hatice Çelebi, Büyükşehir Belediyesine bağlı iki vasıta aracılığıyla engelli bireylerin evden alınarak, tekrar eve bırakıldığını ve hastane dâhil diğer tüm işlerinin tamamen karşılandığını dile getiriyor.


Engelli bireylerle yürüttüğü çalışmalara ilişkin konuşan Hatice, şöyle devam ediyor:


“Burada takı tasarımı eğitimi veriyorum. Engelli bireylerin kendilerini ayrı bir insan olarak görmemek ve aradaki diyaloğu sağlamak için bedensel, zihinsel, işitme engelli ve diğer öğrencileri karma olarak alıyorum. Öğrencilerimiz hem öğrenip yapıyorlar hem de kendilerini çok mutlu hissediyorlar.”


‘Toplum engelli bireylerle barışık olmalı’


Engelli bireylerin yaptıkları çalışmaları yaz aylarında Sanat Sokağı, Dağkapı ve Engelliler Haftası’nda sergilediklerini belirten Hatice, Sivil toplum örgütlerinin ve Engelli Meclisi’nin çalışmalarından sonra engelli bireylere karşı bakış açısının ve duyarlılığın artığını belirtiyor. Toplumun engelli arkadaşlarla barışık olması gerektiğine işaret eden Hatice, “Henüz evinden dışarı çıkmamış engelli arkadaşlarımız var. Evlerine ulaşmak için araştırma yapıyoruz. Toplumun arkadaşlarımızı engelli olarak değil de kendileri gibi görmelerini istiyorum.  Yarın ne olacağımız belli değil, çünkü hepimiz birer engelli adayıyız” diyor.


‘Bizde bu hayatta varız’


Bedensel engelli Deniz Yelken (38), bir buçuk yaşındayken kendisine vurulan yanlış iğne sonucu engelli olduğunu belirterek, bazı ailelerin engelli çocuklarını hor görüp, toplumdan sakladıklarını dile getirdi. Yaklaşık iki yıldır el sanatları atölyesinde çalışma yürüten Deniz, hayatında birçok şeyin değiştiğini söyleyerek şunları söylüyor:


“Araçların rampaların önüne park edilmesi bizi rahatsız ediyor çünkü kaldırıma çıkabilmek için en az birkaç kişiden yardım almak zorunda kalıyorum. Bu yüzden toplumun bizim dışarı çıkmamızı engellediğini düşünüyorum. Ne olursa olsun engelli arkadaşlarımız kendilerini eve kapatmasınlar. Bir gün yalnız kalacağını düşünerek kendi ayaklarının üstünde durması gerektiğini unutmasınlar. Bizde bu hayatta varız diyebilmeliyiz.”


Acımak ve üzülmek yerine ortak paylaşım


Bir buçuk yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle yaşamına bedensel engelli olarak devam eden Arzu Uğra yaşadıklarını şöyle dile getiriyor:


“Ailemin müsait olduğu saatlerde dışarı çıkabiliyordum. Sosyal yaşamdan uzak kalmamın nedeni ise imkânların olmaması ve aileye bağımlı olmaktı. Kaldırımların ve yolların kendilerine uygun bir şekilde yapılmıyor. Biz engellilere uygun bir şehir planlaması olsa yaşam bizim için daha rahat ve güzel olur. Bir işe girip çalışmak istiyoruz ama engelli oluşumuzdan dolayı reddediliyoruz. Bize dair bir güvensizlik ve acıma duygusu insanlarda beliriyor. Bizde onlar gibi insanız ve onlardan bir farkımız yok. Bize acıyıp üzülmesinler bizimle ortak yaşamayı öğrensinler.”


‘Engelli arkadaşlar dışarı çıkın’


Arzu, kendini eve kapatan engelli arkadaşlarına seslenerek, “Engelli arkadaşlarımız, eve kapanıp kendilerine eziyet etmesinler. Bu sadece kendine acımak olur. Dışarı çıksınlar…” ifadesini kullanıyor.


Foto- Kamera: Derya Ceylan- Eylem Daş


(zd/la)