KADININ KALEMİNDEN Yazdır Kaydet

Musul operasyonu ve Êzîdîler

Kadının Kaleminden
Ekim 28 / 2016


 

 
NUJİYAN ERHAN
 
Musul operasyonunun gündemde olduğu bugünlerde tüm uluslararası güçler bu pastadan pay çıkarmaya çalışıyor. Egemen güçlerin bin yıllık hesaplarını ve çıkarlarını konuşturma yarışına girdiği bu süreçte, kimse bu operasyonun asıl aktörlerinin ne düşündüğünü sormuyor. Bu savaş en çok kimi ilgilendiriyor?
 
Şüphesiz Musul’da neler olacağı ve hangi güçlerin burada konumlanacakları en çok Şengal’i ve Êzîdîleri ilgilendirir. Türk devletinin yüz yıllık Osmanlıcılık hayali ve Musul’daki petrol rezervelerini kapma ve burada kendi faşist sistemlerini kurma planı en çok Êzîdîleri tehdit ediyor. Sadece yakın tarihte yaşananların bilindiği 74 fermanının 64’ü Osmanlılar tarafından gerçekleştirildi.  Yine Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi sınırları içinde bulunan gayrimüslim inançlara yaklaşımı ve onlar üzerinde yürüttüğü terör herkes tarafından biliniyor. Bundan kaynaklı Türk devletinin Musul’a girmesi ya da bu bölgede bulunması en çok Êzîdîler açısından büyük bir tehlike arz ediyor. 
 
Diğer yandan bölgesel hükümetin kendini Sünni blok içerisinde konumlandırması ve Selefi örgütlere karşı liberal tarzı da yine farklı inançlar için bölgede sorun yaratacak başlıca unsurdur. Bu anlayışın karşı tarafında yer alan aşırı dinci Şii gruplar da aynı şekilde bölgede mezhep çatışmalarını kızıştırmaktan öteye sonuç almayacaktır. Ne Sünni blokta yer alan güçler ve onlara bağlı Selefilik ne de İran şeriat sisteminin denetiminde olan Şii inanç ve Heşdi Şabi örgütlenmesi bölge halkları açısından bir gelecek vaat edecektir. 
 
Mevcut haliyle görünen o ki Bölgesel Hükümet ve Merkezi Hükümet Türkiye’nin operasyona katılmaması karşılığında YBŞ ve Heşdi Şabi güçlerinin de bu sürecin dışında bırakılması üzerine anlaşmış bulunuyor. Ancak herkes bu gerçeği biliyor ki Bölgesel Hükümet güçleri içerisinde örgütlendirilmiş ve direkt Türkler tarafından Başika kamplarında eğitilmiş Sünni aşiret ve milis güçleri yer alıyor. Yine Merkezi Hükümet ise alttan alta kendi ordusu içinde Heşdi Şabi güçlerini bulunduruyor. Yani bu operasyonun dışında bırakılmak istenen yine Êzîdîler. En çok bu savaştan etkilenen ve kaderlerini belirleyecek olan bir güç yine uluslararası oyunlara ve hesaplara kurban ediliyor. Oysa bu şekilde yürütülen savaş en çok Êzîdîlere zarar verecektir. DAİŞ’in içinden çıkarıldığı bir Musul bu zihniyet ve bu güçlerle yürütülürse, acaba ne kadar halkların özgürce yaşayabileceği bir alan olur, Şengal resmi olarak Musul’a bağlıdır. Yani olan yine Êzîdîlere olacaktır. Demokrasinin ve hoşgörünün egemen olmadığı ve ötekilerin yok sayıldığı tekçi bir sistem ister Sünni olsun ister Sii her halükarda sorun üretmekten öteye gitmeyecektir. Yani Musul yine bir cadı kazanı gibi mezhepçi savaşların ve çatışmaların merkezi olacaktır. 
 
Buna karşılık en çok Musul’da hesaplaşmaları gerekenler Êzîdîlerdir. Çünkü hala binlerce Êzîdî kadını ve çocuğu DAİŞ çeteleri tarafından Musul’da esir tutulmaktadır. Êzîdî Mirza’nın mekanı olan Musul, Kürtlüğün ve Êzîdîliğin anavatanıdır. Tıpkı bin yıllık Nasturi kiliselerinin sahibi Hıristiyanlık gibi. Yani Musul halkların, inançların ve mezheplerin mozaiği olarak ancak herkesin kendini içinde ifade edebildiği bir sistemle idare edilebilirse özüne yakışır biçimde kendini var edebilir. Bu da ancak Êzîdîlerin bu sistemin içinde yerini almasıyla  mümkündür. 
 
Birileri kabul etse de etmese de görünen o ki Êzîdî gençleri 3 Ağustos’un intikamını almaya ve esirlerini kurtarmaya yeminli.  Hala onlarca Êzîdî köyü, kadını ve çocuğu DAİŞ çetelerinin işgali altındayken YBŞ’nin ve YJŞ’nin savaş kararını ancak onlar verebilir.