DOSYA HABER Yazdır Kaydet

25 Kasım: Pembe Çete'nin doğuşu (11)

Dosya Haber
Kasım 16 / 2015


 
JINHA
 
HABER MERKEZİ - Dünya kadınlarını hayran bırakan, erkeleri ise dehşete sokan Hindistan Pembe Çete'nin kurucusu Sampat Pal, "Birleşik olduğumuz zamanlarda en yüksek güce sahip olduğumuzu öğrendim. Birleştiğimizde yenilemez oluyoruz" dedi. 
 
Hindistan'ın kuzeyinde 2006 yılında Sampat Pal Devi tarafından kurulan Pembe Çete, adını giydikleri pembe renkli yerel kıyafetlerden alıyor. Çetenin kadınları, kadınlara şiddet uygulayan erkekleri bambu sopalarıyla dövüyor. 10 kadınla yola koyulan Pembe Çete'nin bugün 270 bin üyesi bulunmakta. Kadına yönelik suçların yanı sıra elektrik kesintisi, su sorunu ve yolsuzlukla da mücadele eden Gulabi Çetesi geceleri sokaklarda devriye gezmekte. Çetenin kurucusu Sampat Pal Devi, adalet çetesi olduklarını belirterek, "Beni öldürmeye, tutuklamaya, aşağılamaya ve susturmaya çalıştılar ama işler kadınlar için düzelmedikçe pes etmeyeceğim" dedi. 
 
Amana Fontanella-Khan'ın "Pembe Elbise Devrimi" kitabında, Sampat Pal hayat hikayesini şöyle anlatıyor:
 
"Sen kendini tam ne sanıyorsun' Sampat Pal'ın duymaya alıştığı bir soru. Zaman zaman küçük bir dedektif ajanın işlettiği gibi davranıyor. Zaman zaman da Hindistan'ın en büyük eyaleti UttarPradesh'te bulunan hayatın büyük çaba gerektirdiği Bundelkhand bölgesinde devriye gezen bir polis müdürü gibi davranıyor. Bürosunun bulunduğu Atarra'da Sampat'ın olaylara müdahale etmesi birçok kişiyi kıl ediyor, başkaları da biraz şaşkın bırakıyor. Sampat nerede yaşarsa yaşasın, hayatı boyunca böyle oldu.
 
Sampat Pal, Hint dilinde "Gulabi Çetesi" olarak bilinen Hindistan'ın Pembe Çete'sinin kurucusu ve başkomutanıdır. İsmi pembe elbiseli üniformalar ve pembe boyalı bambu coplarından alan on binlerce üyeye sahip olan bu grup, kötü davranan eşlerden, sıkça tecavüz davaları kayıt eden ve soruşturmayı reddeden yozlaşmış polisine kadar herkesle dövüşüyor. Kurucusu Sampat Pal, 12 yaşındayken zorla evlendirildi, beş çocuğunun ilkini 15 yaşındayken doğurdu ve esasen okuma yazma bilmemesine rağmen, sadece kendini değil, kendi durumunda bulunan binlerce kadını güçlendirdi.
 
Sampat: Okulu keşfeden nerede okudu?
 
Ailesinin kaldığı Badausa kasabasında konuşan Sampat, "Zeki olduğum için insanlar bana kulak veriyor. 'Sayın Sampat bir şey yapıyorsa, mantıksız olamaz' diye diyorlar. İyi, okumuş profesörler bile karşımda duramıyorlar ve dediklerime katılıyorlar. Eğitim görmememe rağmen geniş tecrübemden bilgi kazandım. Bir profesör, 'Sayın Sampat, resmi eğitiminiz yok, nasıl bu kadar tecrübeye sahip oldunuz? O kadar güzel konuşuyorsunuz ki kimse cevap veremiyor. Bunu nereden öğrendiniz?' diye sordu.'Bilmiyorum' dedim ve ona, 'Okulu keşfeden kişi nerede okudu? Biri bunu tek başına keşfetmeliydi, değil mi?' diye sordum"  şeklinde anlattı. 
 
Memleketi alt kast grubuna aitti… 
 
Sampat'ın geçmişine bakmak, güç ve toplumun entrikaları hakkında müthiş anlayışının kaynağı hakkında biraz ipucu veriyor. Memleketi Kairi, Bundelkhand'ın kalbinde bulunan küçük, rüzgarın süpürdüğü bir tarım yeri. Sampat'ın büyüdüğü 1970'li yıllarda Bundelkhand'ın birçok yeri gibi Kairi'de kadınların, alt kast grupları ve fakirlere karşı adaletsizlik hayatını kabul gördüğü bir parçasıydı. Gece yarısında sarhoş eşi tarafından dövülen bir kadının haykırışları, komünal tabakları "kirleteceği" korkusuyla Dalit kastından birinin ailesiyle beraber köy kutlamalarına yasaklandığı için gelememesi, kız çocuklarının eşi ölmüş yaşlı erkeklere evlendirilip hizmetçi olarak kullanılması, bu olaylar ekseriyetle "işlerin nasıl olduğu" noktasını gösteriyordu. "Anneler, babalar, dedeler, kuzenler, herkes hayatın adaletsizliklerine ve bu acılara dayandı. Sen de bunu yapamasaydın eğer, hayatta kalmana pek umutlu bakılamaz" fikri hakimdi.
 
'Ailemde en zeki ve dinamik olan bendim'
 
Çiftçilik yapan bir ailede doğan Sampat'ın bir kız kardeşi ve iki erkek kardeşi var. Ailenin dört çocuğundan ikisi erken yaşta gelişen ve dikkate değer kişiler oldu. "Ailemde en zeki ve dinamik olan bendim" ifadesini kullanan Sampat'ın erkek kardeşi Ram Lal Pal'ın ise köydeki bütün çocuklardan temel farkı vardı. 10 yaşındayken Ram Lal Pal, evden kaçarak münzevi kutsal insanın müridi oldu. Sampat, "Hepimiz ağladık, çok mutsuzduk. Saçlarını uzattı ve kutsal kent Vrindavan'a gitti. Bence annem, erkek kardeşimin hikayesini hiç atlatmadı. Biri tanrıya, biri topluma hayatlarını feda eden iki çocuğu olması çok zordu onun için" dedi.
 
Köyde ilk dikmeyi öğrenen Sampat oldu
 
Kairi'nin çocuklarından en dışadönüğü olan Sampat, arkadaşlarının arasında da beş yaşından beri cesur maceralarıyla biliniyordu. Cesareti dışında, Sampat'ın başka bir özelliği ise, becerileri çok hızlıca edinmesiydi. Köyde ilk dikme öğrenen kişi Sampat oldu. Sampat: "Kairi'de hiç kimse dikemiyordu. Ne annem, ne kız kardeşim. Tanrı bana bu bilgiyi verdi. Neden bilmiyorum, ama öyle oldu." Amcası Chunni Lal bir terziye götürdüğünde Sampat dikmeyi çok sevdi. O günlerde ailede üniversite okuyan tek kişi, Atarra'dan lisans derecesi olan bu amca, Sampat'ın en sevdiği akrabasıydı. Sampat, "Beni insan yerine koyuyordu. 'Biri seni vurursa, ona vurarak karşılık ver' gibi hayat dersleri veriyordu" dedi. Çok insana göre küçük Sampat'a karşı daha iyi davranan Chunni'yi sevindirmek için Sampat bu dersi mümkün olduğunca kullanmaya çalıştı.
 
Küçük yaştaki alışkanlığı sayesinde iktisadi bağımsızlık sağladı
 
Bir gün amcasının götürdüğü terzi kulübesinin önünde duran Sampat, tek oyuncak bebeği ve onun paramparça olmuş elbisesini düşünerek, oyuncak bebeği için elbise dikmeyi planladı. Terziden yere düşen atılmış bir parça kumaşı almak istediğinde, terzi daha çok parçanın bulunduğu hurda yığını işaretleyerek Sampat'ı cesaretlendirdi. O gün eve dönen Sampat, iğne ve ip almak için annesiyle babasından para çaldı ve tarla işlerinin aralarında takıntı haline gelen dikmesini gizlice gerçekleştirdi. "Anneme tarlada olduğumu söyledim, ama aslında oraya gidiyordum. Bir gün hurda yığınından bir şey alamadığımda annemin elbisesinden bir parça yırttım. O günlerde elbiselerde kıvırım olmadığı için fark etmedi. Kumaş çalmak benim için biraz kötü alışkanlık haline geldi. Yakalanmaktan korktuğum için annem geldiğinde kumaşı koltukaltı ya da iç çamaşırıma saklardım. Bak, bugün bile bu alışkanlık var!" diyen Sampat, içtenlikle gülerek sutyeninden bir hurda çıkardı ve havaya salladı. Bu beceri, Sampat'a yetişkinlikte bir avantaj verdi ve iktisadi bağımsızlığını sağladı.
 
'Annem "kızlar böyle yapmaz" dedi ve ondan sürekli erkeklerle kavga ettim'
 
Sampat, "Erkeksi bir kız olduğum için başımı derde sokuyordum. Köyün erkek çocuklarıyla mango ağaçlarına tırmanıyordum, çılgınca koşuşturuyordum. Bir gün darmadağınık saçlarıyla dallardan sallanırken annem beni yakaladı ve 'kızlar böyle davranmamalı, iyi olmalı' diyerek çok sert fırça çekti. 'Ya erkek çocuklar?' dedim. 'Erkek çocuklar farklıdır' dedi. Onu yanlış çıkarmak için bana karşı kötü davranan herkesle kavga ediyordum. Pek uyumsuz biriydim. Bence annemle babam, büyüdüğümde girişken olacağımı biliyorlardı ama bir gün 20 binden fazla üyesi olan bir kadın çetesinin liderini olacağımı hiç hayal etmezlerdi" diye anlattı.
 
'Evim ana cadde de pembe boyalı kapım herkese açık'
 
"Çetenin ismi, Pembe Çete ya da Gulabi Çetesi ve biz adalet için mücadele eden bir çeteyiz. Bunun nedenlerinden birisi ise Hindistan'da yaşadığım eyalet Uttar Pradesh'te adalete kavuşmak zor. Özellikle kadınlar için. Suç çetelerinden farklı olarak biz soygun yapmıyoruz, kimseyi öldürmüyoruz. Sadece yardım isteyen ve kimsesi olmayan kadınlara yardım etmeye çalışıyoruz. Her gün yaklaşık altı tane çaresiz kadın evime geliyor. Birçoğu haberde Pembe Çete'yi duydular ya da arkadaşlardan haberimizi aldılar. Badausa isimli bir kasabada yaşıyorum, evim ana caddede pembe boyalı olan ev. Herkes nerede olduğunu biliyor ve kapısı her zaman açık" diye anlatan Sambaat, birçok kadının eşi tarafından dövüldüğünü ya da çeyiz fazla düşüktü diye eşinin ailesi tarafından işkenceye uğradığını söyledi. Sambat, gelenlere ilk olarak polise gitmelerini söylediğini belirterek, tek başına gitmekten korkuyorlarsa onlarla birlikte gittiğini ve polisin duruma müdahale etmediği durumda ise Pembe Çete olarak devreye girdiklerini ifade etti. 
 
 
45 yaşındayken 2006 yılında resmi olarak çeteyi kurduğunu dile getiren Sambat, "Ama ondan uzun zaman önce çete vardı. Sadece ismi yoktu. Mücadele içinde olan kadınlar için hep elimden geleni yapmıştım, çünkü bende hayatta mücadele ettim. 12 yaşındayken zorla evlendirildim, 15 yaşındayken beş çocuğumundun ilkini yaptım. 20'li yaşlarımda küçük kadın sivil toplum kuruluşlarına katıldım ama amacıma ulaşamadım ve o zaman Pembe Çete'yi kurdum" diye konuştu.
 
'Bazı erkekler sadece şiddetten anlıyor'
 
"Birleşik olduğumuz zamanlarda en yüksek güce sahip olduğumuzu öğrendim" diyen Sambat, kadınların birleşik olduğunda yenilmez olduğunu dile getirdi. Sambat nasıl bir işleyişte olduklarını ise şu şekilde anlatıyor: "Pembe Çete'nin bir köye gidince ilk başta kötü davranan eşle konuşmaya gidiyoruz ve herkes izlemeye geliyor. Çok dikkat çekiyoruz çünkü hepimiz pembe elbiseyi giyiyoruz. 'Lathi' denilen büyük bambu coplarımızla yüzlerce pembe giymiş kadın olarak çıkıp geldiğimizde herkes şokta oluyor. İlk başta erkekleri mantıkla ikna etmeye çalışıyoruz. Eşlerine karşı saygılı davranmaları gerektiğini söylüyoruz. Bizi dinleseler, herkes için iyi. Dinlemeseler, geri geliyoruz, bazen erkeğini biraz hırpalıyoruz. Şiddete inanmıyorum ama bazı insanlar için öğrenmelerinin tek yolu o."
 
Çetelerinin kısa bir süre içerisinde çok başarılı olduğunu söyleyen Sambat, "Hiç okula gitmememe rağmen siyasetçiler seçimde aday olmamı istediler. Siyasetçi Sonia Gandhi iki kere Delhi'deki evine beni davet etti. İlk 2006 yılında, sonra 2010 yılında gittim. Büyük bir şerefti ve hayatımın en heyecan veren günlerden biriydi" dedi.
 
'Kızı tecavüze uğrayan babalarda bizden yardım istiyor'
 
Başlarda birçok erkeğin eşlerinin çeteye katılmasına izin vermediğini anlatan Sambat, "Bu büyük bir sorundu ama kadın sorunlarının erkekleri neden etkilediğini, kızları, kız kardeşleri ve annelerine nasıl davranıldığını anlattık onlara. Aslında birçok erkek yardım istemek için Pembe Çete'ye geliyor. Mesela son günlerde yardım ettiğimiz bir tecavüz mağdurun babası, ailedeki kadınların adına geliyor. Başkaları da kendi karşılaştığı sorunlar için geliyor. Rüşvet isteyen yozlaşmış bir polis olabilir, mülkiyet kavgası olabilir. Yardım etmekten memnuniyet hissediyoruz. Sadece kadınlar değil, herkes için adalet istiyoruz."
 
(cm/dk)