DOSYA HABER Yazdır Kaydet

Hafızayı harekete geçirme: 90’lı yıllar (2)

Dosya Haber
Ağustos 21 / 2015


 
Bir bedenin çıplaklığı onurun simgesidir 90'lardan 2000'lere 
 
JINHA
 
İSTANBUL - Kürdistan'da 90'lı yılların yaşanılanları ve yaşatılanları için ne kadar çok şey yazılsa da ne kadar çok şey anlatılsa da hep bir yanı eksik kalır. O günleri anlamak bugünün acılarından geçiyor artık. 90'lardan 2000'lere Kürtler ve Kürdistan için vahşet değişmedi. Köy yakmaları, bombalamalar, katliamlar, tacizler, tecavüzler, faili meçhuller.. Yaşanan vahşetin tüm çıplaklığını bedenlerin çıplaklığı üzerinden gördük ve şimdi o çıplak beden onurun, direnişin simgesi olarak kazınacak hafızaya.  
 
Devletin PKK ile mücadele adı altında Kürt halkını öldürebildiği kadar öldürdüğü, yaralı bıraktıklarını ise bir daha asla eskisi gibi olamayacağı ve ağır travmaların kucağına sürüklediği Kürdistan'da 90'lı yıllarda yaşanılanların izleri hala canlılığını koruyor. Funda Danışman ve Rojîn Canan Akın tarafından hazırlanan bir sözlü tarih çalışması olan "Hiç Bildiğiniz Gibi Değil" isimli kitap bizzat mağdur ve mazlumların dilinden bu günleri konu ediniyor. Yıldırım Türker, devletin bu uygulamalarla 90'lı yılların kuşağını öldürürken sonraki kuşağında çocukluklarını yaraladığını söyleyerek, "Belki de ancak o üveylerin ağzından dinlediğimizde anlayacağız Kürtleri, isyanı, o toprakların acısını uğultusunu" diyor "Hiç Bildiğiniz Gibi Değil" isimli kitabın ön sözünde. Yıldırım Türker böyle bir sarsıcılığı dile getirdiğinde, öldürülen, işkence edilen, tecavüz edilen, dışkı yedirilen, elektrik verilen ya da evden alındıktan sonra bir daha haber alınamayan aile fertlerinin son ayak izlerine hala sicim gibi gözyaşı akıtıyor Xezek, Bêzvan, Wanbetan, Şeyhan, Memiran, Liyan, Gever ya da Pîran...
 
'Kaybettikleri yakınlarının kavurucu özlemiyle dolu aile hayatları'
 
'Bildiğiniz Gibi Değil' adlı kitap 90'lı yıllarda ise bütün bu kan kokusu sinmiş çocuk halleri bizzat mağdurların dilinden okuyucuya sunuyor. Yaşananların sansürsüz yer alması bakımından o döneme ilişkin çokça ayrıntıya yer veriyor. Funda ve Rojîn'in kitapta konuştukları o günün çocukları, bu günün gençlerine birer kod isim veriyor. Böylece hem anlatıcılar rencide edilmiyor, hem de özel hayat konusunda önemli bir önlem alınmış oluyor. Devletin resmi terörünün yanı sıra, özellikle Batman'da bir yandan Hizbullah'ın imza attığı işkence ölüm ve toplumsal baskıya da dikkat çekiliyor. 90'lı yıllarda Kürdistan için yaşananlar ve yaşatılanlar konusunda ne yazılsa az, ne dense az gelecektir. Funda ve Rojîn'in kitabında, söyleşi yapılan gençlerle yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilk gençlik yıllarını anlatmalarından oluşuyor, "Kışlaya benzeyen okullarda" geçen, Türkçe bilmedikleri için birçok trajikomik olay yaşadıkları, öğretmenlerden geri zekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını... Babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu, "sevdikleri, değer verdikleri insanların tek tek kaybolduğu", kaybettikleri yakınlarının kavurucu özlemiyle dolu aile hayatlarını... Sokaklarda, "yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü" bir ortamda, mayınların arasında oynadıkları ya da BM mülteci kamplarında geçen gündelik hayatlarını anlatıyorlar bize.
 
 
'90'lı yılların faili meçhulleri'
 
Savaş rantçılarının Türkiye ve Kürdistan'ı esir aldığı 90'larda, tüm Kürdistan da Türkiye'nin ölçüsüz ve kuralsız yürüttüğü savaşta ölenlerin faili meçhullerin, köy boşaltmaların kesin rakamı belli değildir. 90'lı yıllar Kürdistan'da ve Türkiye'de devlet şiddetinin ve kuralsız bir savaşın en yoğun sürdüğü dönemdir. Genellikle kaynağının devlet olduğu faili belli olmayan meçhul cinayetlerde hedeflenenler, ulusal mücadele içerisinde yüzyıllık geliştirilmiş inkâra karşı mücadele edenelerdi. 
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu üyesi Coşkun Üsterci'nin sunduğu rapora göre, 1990-2011 arasındaki toplam faili meçhul cinayet sayısı bin 901. Faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı dönemler, 1992-1993-1994 yılları. 1990'da 11, 1991'de 31 olan faili meçhul cinayetler, 1992'dan itibaren tırmanışa geçiyor. 1992'de 362, 1993'te 467, 1994'te 423 faili meçhul cinayet gerçekleşiyor. 1995'ten (166) itibaren azalmaya başlayan faili meçhul cinayetler, 1996'da 113'e, 1997'de 65'e, 1998'de 45'e, 1999'da 52'ye düşüyor. 2000'de 13, 2001'de 24, 2002'de 8, 2003'te 16, 2004'te 8, 2005'te 4, 2006'da 21 faili meçhul cinayet işleniyor.
 
'Kapsamlı bir direniş ağı da gerçekleşmiştir'
 
Devlet 90'lı yıllarda topyekûn imha konseptini, Kürdistan'da sadece askeri düzeyde değil toplumsal, ekonomik ve ekolojik anlamda da kapanmaz yaraların açılmasına neden olmuştur. Bununla beraber kapsamlı bir direniş ağı da gerçekleşmiştir. 90'lı yıllarda birinci olan Kürt meselesi sadece Türkiye ölçeğinde değil, uluslararası ölçekte de karşılık bulmaya başladığı bir dönemdir. 1994 senesinin Özgür Gündem gazetesinde bulunan Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı Çorsên (Düzcealan), Axküs ve Vanık köylerinin Reşadiye (Yelkenli) Taburuna bağlı askerler tarafından yakıldığı belirtilirken, daha önceki günlerde ise o köylerdeki halk zorla göç ettirilip Kürt halkı zorla mağdur ettirildi. 
 
'Geçmişten bugüne kadınlar vahşete karşı ses çıkardı'
 
Hafızalarımız 1990'ların canlılığı, bu savaş politikalarının insanlık dışı uygulamalarıyla doluyken Muş'un Varto (Gimgim) ilçesinde YJA Star gerillası Kevser Eltürk 'ün (Ekin Wan) cenazesine dönük saldırı yaşandı. 90'lardan bu yana değişmeyen ve kadın bedeni üzerinden yürütülen bu savaşın en vicdansız hali sürmektedir. Bu yıllarda da Kürdistan'da kadın cenazelerine yönelik saldırılar, çırılçıplak panzerlerle asılarak sokak ortasında bedenlerinin parçalanması acımasız kirli savaşın gerçeği olarak tarihin tekerrüre uğradığını bir kez daha gösteriyor bize. Kapsamlı bir direniş ağını da gerçekleştiren bu zulümler devam etse de, geçmişte sessiz kalmayan kadınlar bu gün de bu vahşete sessiz kalmayacaktır. 
Ekin Wan şahsında tüm kadınlara yapılan bu vahşet, özelde Kürt kadını ve genelde tüm kadınlara yönelik gerçekleşmiştir. 90'lı yıllarda kadınların düşlerinden korkanlara karşı direnen kadınlar, 2015'te de sonrasında da direnmeye devam edecek. Kadınların düşleri 90'lı yıllardan bu yana ekin olup bu topraklarda yeşermeye devam edecek…
 
Yarın: 90'lar ve zulüme direnen kadınların hikayesine iki örnek 
 
(sö/dk/fk)