Şengal Dağı'nda yaşama tutunuş
09:01
Zehra Doğan/JINHA
ŞENGAL - Şengal'de yaşam mücadelesi veren kadın ve çocukların her geçen gün sağlık durumları kötüye giderken, su ve temel gıda malzemelerinin olmamasından dolayı çocuklar dağlardan topladıkları çalı çırpılarla ısınmaya, pancarlarla da yemek yapıp açlıktan ölmemek için hayatta kalmaya çalışıyor.
DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos'tan bu yana Şengal'e saldırıları devam ederken, Sincan Dağı'na sığınan Êzidîler'in YBŞ ve YPJ-Şengal birlikleriyle birlikte mücadelesi ise sürüyor. Hala etrafı çetelerle sarılı Şengal'de Êzidî halk Şengal Dağı'nda kurdukları çadır kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Rojava'nın Derik kentinden Şengal'e kadar YPG/YPJ tarafından açılan koridor sayesinde gündelik ihtiyaçların ulaşabildiği yol boyu ise ciddi güvenlik noktaları oluşturulurken, birkaç günde anca ulaşabilen su tankerleri sayesinde Şengalliler kısıtlı suyla hayatta kalmaya çalışıyor. Şengallilerin en büyük isteği ise sondaj noktalarının Şengal'de kurulması.
'Çocukların topladığı çırpılarla ısınıyoruz'
Çocukların gün boyu dağlarda topladıkları çalı çırpılarla dağda kurulan tandırlarda ekmek ihtiyaçlarını giderdiklerini söyleyen Hadisa Reşo, yaşam koşullarının çok zor olduğunu söyledi. Hayatta kalabilmek için sabahın erken saatlerinde çocukların dağlarda yakacak topladığını söyleyen Hadisa, "Dağlar çok soğuk, naylon çadırların içinde ısınamıyoruz. Gaz ve yakacak yok, 6 çocuğum var en küçüğü 2 yaşında, çocuğumun mamaya ihtiyacı var ama bunu temin edemiyoruz. Buradaki tüm çocuklar hasta, çok soğuk olduğundan yıkanamıyoruz. Çocukların topladığı çalılarla ısınmaya çalışıyoruz, buna rağmen dağlarımızı terk etmeyi düşünmüyoruz. Buraları boşalttığımız gibi yerimizi çeteler dolduracak. Buna izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
'Doktor istiyoruz'
Geceleri Şengal dağının çok soğuk olmasından dolayı çocukların hastalandığını söyleyen 40 yaşındaki Sêvê Mahmud ise doktorun bulunmamasından kaynaklı en küçük hastalığın dahi iyileştirilemediğinden dolayı hastalıkların uzun sürdüğünü söyledi. Sêvê, "DAİŞ saldırılarına karşı dağlarımıza sığınarak direnişe geçtik. Bu dağlarda onurlu mücadele veriyoruz, fakat bize yeteri kadar destek ne yazık ki yok. Çocuklarımız tankerde günlerce kalan suları içerek susuzluklarını gideriyor. Buraya birkaç noktaya sondaj vurulsa su ihtiyacımızı da gidermiş oluruz. Burada bulunan bütün çocuklar hasta. Doktor yok, ilaç da yok. En azından ayda bir heyet oluşturulup, doktorlar buraya gelip sağlık arması yapabilir" ifadelerinde bulundu.
'Tüm Êzidîleri çok özledim'
"Bize bunları yaşatanları umarım Allah affetmez" diyen 12 yaşındaki Kısmet Xıdır ile 17 yaşındaki Hasret Xıdır adlı iki kız kardeş ise sabahın erken saatlerinde dağlara doğru yola çıkarak, dağlardan pancar ve çalı çırpı toplayarak hayatta kalmaya çalıştıklarını söyledi. 12 yaşındaki Kısmet, "Hayatımız çok kötü, her şey çok kötü evimize dönmek istiyorum. Her gün çamurun içinde gece geç saatlere kadar çalışıyorum. Çalışmayan açlıktan ölür. Tek yapabildiğim iş çalı toplamak ve su taşımak. Başka bir işe gücüm yetmiyor. Bize yardımın akmasını istiyorum. Birileri bize yardım etmeli" derken, 17 yaşındaki Hasret ise, "Saldırılar devam ettikçe direnmeye devam edeceğiz. Te isteğimiz halkımızın bizi unutmaması ve ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışmalarıdır. Tüm Êzidîleri çok özledim. Umarım bir gün yine bir arada oluruz. O günleri tekrar yaşamak adına buradayım ve direnmeye devam ediyorum" diye konuştu.
'Eşimi benim ve çocuklarımın gözlerinin önünde katlettiler'
"Eşimi katlettiler, açız ve çok soğuk" diyen 3 çocuk sahibi Hena Bapi ise artık yaşama dair hiçbir inancının olmadığını söyledi. Hena, "Böyle yaşam mı olur? Halimize bakın ve bu savaşın bir an önce son bulması için bir şeyler yapın. Bu savaşı başlatanlar derhal yaptıklarından vazgeçsinler. Eşimi benim ve çocuklarımın gözlerinin önünde boğazını keserek katlettiler. Bu nasıl acıdır kimse anlayamaz. Her şey çok korkunç, bu günlerin bir an önce bitmesi için dua ediyorum. Umarım bu yaşadıklarımız bir kâbustur, uyandığımızda umarın tekrar her şey eskiye döner" dedi. 45 yaşındaki Kamila Heci ise Şengal yaşamını şöyle anlatıyor: "Yaşam çok zor, yemek ve su yok. Çadırlarımız damlıyor. Gaz yok, çok zor her şey. Topraklarımızı bırakmadık ve bırakmayacağız. Ezidxan'ın intikamını bu katliamcılardan almak istiyoruz. Binlerce kadın tecavüze uğradı gençlerin kemikleri hala yollarda. İntikamımızı almak istiyoruz. Bu güne kadar defalarca katliama uğradık. Bu katliamlar sona ermeli" diye konuştu.
'Önde koşan kurtuldu...'
Annesinin dizinin dibinden ayrılamayan, annesinin eteğini sıkı sıkı tutan beş yaşındaki Şirin Said ise çocuk aklıyla yaşadıklarına verdiği anlamı şu sözlerle ifade etti: "Annem çok ağlıyor. Sanırım çok soğuk olduğu için dayanamıyor ve bize yemek veremediği için üzülüyor. Akrabalarımızı öldürdüler. Geriye kalanlarla beraber dağlara doğru koştuk. Yarışa girdik ve koştu. Önde koşanlar kurtuldu, digerleri öldü."
(fk)